İsrail'in Türkiye ile hesaplaşması!

İçte ve dışta Türkiye’nin önüne çıkarılan ve çıkarılacak olan her düşmanlığın altında İsrail’in mutlaka bir parmak izi vardır...

Arif Altunbaş'ın yazısı

28 Şubat dönemindeki ikili ilişkiler, Çevik Bir’in bütün çevikliğiyle meşru bir hükümete rağmen İsrail’le yaptığı bir sürü anlaşmalar İsrail Türkiye ilişkilerinin zirvesini oluşturuyordu.

ABD’den sonra İsrail ile en sıcak ilişkileri ordunun içindeki Ergenekoncular sağlamıştı. İstihbarat alış verişinde, Orduların hava, kara, deniz müşterek tatbikatları, silahların İsraillilerce bakım, tamir ve satışında, ekonomik münasebetlerde tarihin en sıcak ilişkileri yaşanıyordu.

Adeta, Türkiye İsrail’in Ortadoğu’daki hamisi durumuna getirilmişti.

Ne zaman ki AKP iktidara geldi, bu gayri meşru ilişkiler yavaş yavaş su yüzüne çıkmaya başladı ve “One Minute” kriziyle de dananın kuyruğu koptu.

İsrail hemen alışılan saldırgan malum refleksleriyle Türkiye’ye gardını aldı.Dün can ciğer dost olan İsrail ‘’Bir dakika’’ kriziyle bir dakikada Türkiye’ye düşman oluverdi.

Hemen ezeli düşmanımız Yunanistan’la, Ermenistan’la, Kıbrıs Rum Kesimi’yle bir dizi anlaşmalar yaptı. Bulgaristan, Romanya, Sırbistan ile Türkiye’yi kuşatmaya çalıştı.

Her ne kadar diktatör Arap rejimleri israil’le dost gibi geçiniyorlarsa da o ülkelerde yaşayan halkların hepsi İsrail düşmanıydı. Etrafı Suriye, Lübnan, Ürdün, Suudi Arabistan, Mısır ve Türkiye gibi ülkelerle çember içindeydi.

Arap baharının güller ve çiçekler açan gelişiyle bölgedeki İsrail dostu diktatörler teker teker düşmeye, putları kırılmaya, ehramları yıkılmaya başladı.

Bu arada İsrail’i çepe çevre kuşatan devletlerin, tüm Ortadoğu uluslarının, Kuzey Afrika’daki Müslüman toplumların Türkiye’nin yükselen imajı, gücü ve saygınlığı ve dik duruşu onlara cesaret verdi, umut verdi ve başlarındaki emperyalizmin uşağı diktatörlere karşı başkaldırmaları için cesaretlendirdi.

Bu başkaldırı hareketleri bölgedeki diktatörlerden fazla İsrail’in rahatını kaçırdı. Bölge Firavunlarından önce Tel- Aviv telaşlanmaya başladı. Çünkü ayaklanan halkların kahir ekseriyeti Müslümandı. Müslümanıyla Hristiyan’ıyla hepsi İsrail karşıtı ve düşmanıydı.

Türkiye’nin Davos’ta İsrail zulmüne karşı One Minute çekmesiyle bölgedeki bütün dengeleri değiştirdi, ayarlar bozuldu, güvenlik sınırları büyük hasar gördü..

Mavi Marmara gemisine One Minute’un intikamını alırcasına İsrail askerlerinin vatandaşlarımızın üstüne vahşi ve canice saldırısı karşısında 9 vatandaşımızın şehit olması Türkiye-İsrail ilişkilerini ve aradaki güveni kökünden sarsarak ilişkileri bir savaş durumuna getirdi. ABD’nin devreye girmesiyle bu kriz atlatıldı. Ama kriz bitmedi.

Türkiye, İsrail’e karşı uluslar arası arenada hukuk savaşı başlattı. Şimdiye kadar İsrail’in her yaptığını koşulsuz destekleyen ABD, Fransa, İngiltere ve batılı ülkeler dokunulmaz bilinen İsrail’e Türkiye’nin dokunduğunu görünce derin düşüncelere daldılar.

Acaba Türkiye ne yapmak istiyordu. Dünya derin devleti Siyonist güçleri, onun emrindeki kurum ve kuruluşları, Yahudi lobilerini nasıl düşünmeden, korkmadan karşısına alabiliyordu.

Aylardır oyalanan, savsaklanan BM’nin araştırma raporu da Yahudi lobilerinin arzu ettiği ve istediği şekilde çıkınca, İsrail özür dilemeyip, tazminat vermeyi reddedip, Gazze’ye yapılan ablukayı kaldırmayı kabul etmeyince Türkiye doğu Akdeniz’de ve Ortadoğu’da kabadayılık yapan İsrail’e Dur demek zorunda kaldı ve aradaki köprüler tamamen atıldı.

Bütün bunlarla birlikte İsrail’in uykularını kaçıran, nasırına basılan nokta Türkiye’nin bölgedeki belirleyici bir güç, lider ve aktör konumuna gelmesiydi. Zaten bu durum İsrail ile Türkiye’nin arasını açmaya yeter ve artar bir sebepti.

İsrail’in PKK ile dansı, Kıbrıs Rum kesimiyle oynaşı, Ermeni meselesini her zaman koz olarak kaşıması, komşumuz olan devletlerle bir sürü anlaşmalar yaparak Türkiye’yi kuşatmak istemesi, Türkiye’deki ulusalcıların ve Ergenekoncuların köklerinin de İsrail’e kadar uzanmasının altında bu hesaplaşma gerçeği yatar.

Bütün bunlar İsrail’in kendi varlığı için Türkiye’yi birinci derecede tehdit olarak algılamasından kaynaklanıyor.

Türkiye’nin sıfır problem politikası, Ortadoğu’da barış ve özgürlük istemesi, özgürlük hareketlerini desteklemesi, Filistin sorununu çözmek ve Filistin’i bir devlet olarak BM ‘de tanınması için öncülük etmesi bunun için en çok İsrail’i rahatsız etmektedir.

Türkiye’nin bölgede lider olması en fazla İsrail’in uykularını kaçırmaktadır. Çünkü Türkiye’nin Ortadoğu’daki Lider bir devlet olması İsrail’i destekleyen tüm diktatörlerin sonu demektir. Bu da İsrail’in çepeçevre radikal İsrail düşmanlarıyla kuşatılması anlamına geliyor.

İçte ve dışta Türkiye’nin önüne çıkarılan ve çıkarılacak olan her düşmanlığın altında İsrail’in mutlaka bir parmak izi vardır...

İsrail’in Türkiye ile bir gün mutlaka hesaplaşması bunun için kaçınılmazdır.

Haber 7

Güncel Haberleri