İsrail'e haddini bildirme zamanı

Tarih boyu sürgünlerden sürgünlere sürülen İsmailoğlularını acaba yeni bir sürgün fırtınası mı bekliyor?

Arif Altunbaş'ın yazısı

‘’İsrail ya bölge gerçeklerini anlayıp saldırgan politikalarından vazgeçecek, ya da birileri gelip ona gereken dersi verecek.’’ (Cumhurbaşkanı Abdullah Gül)

Bu söz, İsrail kurulduktan bu yana batının şımarık çocuğu İsrail’in suratına indirilmiş en güçlü bir tokattır. Öyle bir tokat ki, sesi Avrupa’da, ABD’de ve dünyanın bütün ülkelerinde, dünya derin devleti Siyonistlerin kulak zarlarını zorlamıştır.

Kurulduğu günden bu yana devlet terörü ile Filistinlilere dünyayı zindan eden, bölgede ve komşu ülkelerinde rahat ve huzur bırakmayan, dünyanın tek terörist devletidir İsrail. Ne kanun, ne yönetmelik, ne BM kararları dinlemeyen ve bölgenin kabadayısı edasıyla herkese kafa tutan, kimseye güvenmeyen, kimseye güven vermeyen korsan bir devlet.

Arkasında dünya Siyonist lobilerinin, ABD ve AB ülkelerinin olması, işlediği her cürümün ezbere, şartsız olarak desteklenmesi de sınır ve kanun tanımazlığını iyice azgınlaştırıyor.

ABD ve Avrupa ülkelerinin gayri meşru çocuğu İsrail bunlardan güç ve cesaret alarak Ortadoğu’da yapmadığı, zulüm, işkence, saldırı, işgal ve gasp kalmadı.

Lübnan, Suriye, Ürdün, Suud, Mısır, Gazze gibi tüm komşu ülkelerle etrafı çevrili, her komşu ülke ile de düşman. Bu düşmanların listesine Türkiye’nin de eklenmesi beklenen bir şeydi, sürpriz olmadı.Mavi Marmara buna bir bahane oldu.

Osmanlı toprağını İngilizlerin ve batılıların yardımıyla gasp ederek, burada korsan bir devlet kuran İsrail’in bir gün Türkiye ile hesaplaşması zaten kaçınılmazdı. O günler hızla yaklaşıyor ve bir gün o kapışma da kaçınılmaz olacak yeryüzü buna da şahit olacaktır.

Düşmanları çoğaldıkça onun için çember de daralıyor. Dost olarak etrafında sadece Kıbrıs Rum kesimi kaldı. Fakat, Türkiye onun da ümüğüne çökmüş durumda. Yanlış bir harekette yaptığında bunun bedelini misliyle kendisine ödetileceğini Rumların bilmesi gerekir..

Mavi Marmara katliamından sonra özür dilemeyi, Şehitlere tazminat vermeyi, Gazze’deki işgal ve Ablukayı kaldırmayı kabul etmeyerek, hem zulmedip hem de kendini haklı göstermekten geri adım atmayan burnu büyük İsrail’e tarihinde ilk defa Türkiye’nin ‘’Hoop dedik’’ çekmesi, tüm İslam aleminde çok geniş ve derin yankılar uyandırmış, onlara bayram içinde ikinci bir bayram havası yaşatmıştır.

Dış işleri Bakanımızın İsrail için öne sürdüğü beş şart yerine gelmedikçe Türkiye’nin tavrının daha da sertleşeceği, özellikle ifade edilmesi, İsrail- Türkiye ilişkilerinin sıfırlanacağını gösteriyor. Davudoğlunun İsrail Büyükelçisine de kapıyı göstermesi bunun ispatı değil mi?

Tel-avivdeki Türk elçisini alçak koltuğa oturtmayı düşleyen şımarıkların Ankaradaki elçilerinin koğulup, koltuk bile bulamayacağını herhalde hiç akıllarına getirmemiş olacaklar.

İsrail’in Rumlarla Akdeniz’de Türkiye’nin de hakkı olan münhasır (12. Parsel) bölgede Petrol ve gaz aramaya karar vermesi, Füze kalkanının Türkiye’de konuşlandırılması, PKK ‘ya karşı olan savaş konseptinin değişikliği, Suriye’deki olayların farklı mecralara doğru sürüklenmesi, Libya’da Fransa’nın ve İngiltere’nin başını çektiği, Almanya ve bazı AB ülkelerinin de desteklediği Türkiye’yi devre dışı bırakılma planlarına karşı Türkiye bölgedeki gücünü dosta ve düşmana daha çok hissettirmek zorunda kaldı.

Doğu Akdeniz’de tüm uluslararası haklarımız korumak, Kandilin utanmaz, arsız, şımarık çocuklarına gereken dersi vermek, Türkiye’nin önüne dikilen engellere karşı gerekli her türlü tedbirleri almak artık Türkiye’ye farz oldu.

Bundan sonra Libya’da etkin bir dış politika yürütülecek, Suriye’de dış müdahaleye meydan vermeden kansız bir çözüm yolu aranacak bütün bunlar yapılırken gerek Arapların, gerekse AB ülkeleri ve ABD’nin de Türkiye’ye karşı olan iki yüzlü politikaları açığa çıkarılacak, kim ayının yanında kim bizim tarafımızda meydana çıkacak.

Dost ve düşman, kara ve ak, gerçek Türkiye dostlarıyla, gizli Türkiye düşmanları netleşip, iyice belli olacak. Türkiye’deki İsrailli medya, köşe yazarları, muhalefet partileri ve kara cübbeli sözde aydınlarda iyot gibi açığa çıkacak.

Böyle bir ayrışma içimizdeki dost bildiğimiz veya bize dost diye tanıtılan ikiyüzlü münafıkların da oyunlarını ve gerçek yüzlerini ortaya çıkaracak.

Bundan böyle İsrail ve diğer emperyalist ülkeler, bölgemizde gönlünce istediği faili meçhul cinayetleri işleyemeyecek, keyfince kabadayılık yapamayacak, deniz ve hava sahalarımızda artık istedikleri gibi cirit atamayacaklardır.

İsrail çılgınlıkta sınır tanımıyor, kendi eliyle etrafına düşman bir çember örüyor, Siyonizm karşıtı bir blokun oluşmasını hızla tetikliyor.

Tarih boyu sürgünlerden sürgünlere sürülen İsmailoğlularını acaba yeni bir sürgün fırtınası mı bekliyor?

Kuran’da Allah’ın lanetlediği, Hz. Peygamberin hiç güvenmediği, kendilerine gelen peygamberleri yalanlayan, taşlayan, inkar eden Yahudilerin, çağımızın Siyonistlerinin yaptıklarına, İsrail’in devlet terörünün pervasızlığına ve insafsızlığına bakarak sahi geçmişteki bu sürgünleri bu kibirli, azgın millet hak etmiş olamaz mı?

Geçmişten ders almayanlar için, tarihin dönüp dolaşıp tekrar edeceğini bunlara insanlık namına hatırlatacak dünyada ehli insaf bir tek Yahudi kalmadı mı?

Haber 7

Güncel Haberleri