İsrail 22 Ocak'ta seçime gidiyor

Seçim barajının yüzde 2 olduğu İsrail'de meclis irili ufaklı partilerle doluyor. Koalisyon hükümetleriyle yönetilen İsrail'de 60 yılda 32 hükümet değişti.

İsrail 22 Ocak'ta genel seçime gidiyor. Seçim barajının yüzde 2 olduğu ve bu nedenle meclise girebilen irili ufaklı çok sayıda partinin bulunduğu ülkede, partilerin dış yardımlara bağımlılığı, ülkenin güvenlik politikasından yasama faaliyetlerine varıncaya kadar birçok konuda olumsuzluğa neden oluyor.

İsrail anayasasına göre seçimler, tüm ülkeyi kapsayan tek bir seçim bölgesi baz alınarak düzenleniyor. Anayasaya göre partiler seçimlere kapalı liste ile katılıyor, seçmenler milletvekillerinin şahsına değil partilerin blok listesine oy veriyor.

İsrail'de seçim barajı oldukça düşük. Daha önce yüzde 1 olan seçim barajı, 1992'de yüzde 1,5'e, 2003'te ise yüzde 2'ye yükseltildi. Barajın düşük olması çok sayıda küçük partinin meclis çatısı altında bulunmasına imkan sağlıyor.

Benyamin Netahyahu'nun partisi Likud ile Shelly Yachimovic'in İşçi Partisi gibi birkaç parti, aday listeleri belirlerken parti içi ön seçimlere müracaat ediyor. Avigdor Lieberman'ın partisi Yisrael Beiteinu gibi partilerin aday listeleri ise parti yönetimleri tarafından belirleniyor.

Seçim sisteminin bu yapısı İsrail devletinin kuruluşunun öncesine gidiyor.

Filistin'in İngiliz hakimiyetinde olduğu, Yahudilerin bu topraklarda çoğalmaya başladığı yıllarda, siyonist aktivistlerin oluşturduğu Temsilciler Konseyi'ndeki sistem, İsrail'in seçim sisteminin temelini oluşturuyor. İsrail devleti kurulduktan sonra da ülkenin seçim sistemi olarak yürürlükte kaldı.

Farklı ülke ve kültürlerden Yahudilerin hızla Filistin'e yerleşmeye başladığı bir dönemde oluşturulan sistem, Yahudi halkının heterojen unsurlarını siyasal sistemde geniş biçimde temsil etmek üzere düzenlenmiş. Bununla yapılmak istenilen en önemli şey, yeni Yahudi toplumunun büyük demografik sorunlarının olduğu bir dönemde tüm Yahudilerin politik sisteme bir an önce entegre edilmeleriydi.

-60 yılda 32 hükümet görev yaptı-

İsrail kurulduğu 1948'den itibaren sürekli koalisyon hükümetleriyle yönetildi.

İsrail devletinin kuruluşundan 2008 genel seçimlerine kadar 60 yıllık sürede 32 hükümet görev yaptı. Sık sık erken seçimlerin görüldüğü ülkede iktidar ve koalisyon yapıları oldukça kırılgan. Bunun temel nedeni de düşük seçim barajı sayesinde parlamentoya giren marjinal ya da radikal partiler, koalisyonların olmazsa olmazları.

İsrail'deki koalisyon hükümetlerinde küçük partilerin koalisyonun büyük ortaklarını köşeye sıkıştırdıkları, talepleri için zorladıkları, istediklerini alamadıklarında da koalisyondan çekildikleri sıklıkla görülüyor. Bu marjinal ya da radikal gruplar bir anlamda hükümetin elini kolunu bağlıyor.

-"Büyük partiler küçük partilerin denetiminde"-

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) Ortadoğu Uzmanı Burç Köstem, ülkedeki seçim sisteminin en çok tartışılan konulardan biri olduğunu belirtiyor.

Heterojen toplumsal yapısına sahip İsrail'de, İran ve Filistin meselesinde dahi fikir birlikteliğinin sağlanamadığına vurgu yapan Köstem, şunları kaydetti:

"Büyük partiler, küçük partilerin denetiminde kalıyor. Daha da önemlisi büyük partiler kendilerini hep küçük partilere hizmet eder şekilde buluyor. Çünkü küçük bir parti ayrılarak koalisyonu çok rahat bölebiliyor. Bundan dolayı hep küçük partilerin denetiminde kalıyorlar. Shas diye sağcı bir parti var, bu parti koalisyonu tehdit ederek istediklerini yaptırıyor. Şu anda Liberman'ın iki devletli bir çözümü tamamen bırakmasından söz ediliyor. 1967 sınırları zaten bırakılmış durumda. Hep bunlar Shas gibi partilerin zorlamasıyla oluyor."

-Mecliste 3 kişiden 1'i ya bakan ya da bakan yardımcısı-

İsrail meclisinde bugün 16 parti bulunuyor. İsrail'de koalisyonların çok sayıda partiden oluşması kabine pazarlıklarında pastanın büyük tutulmasına da neden oluyor.

120 koltuktan oluşan parlamentonun 30 üyesini bakan, 10 üyesi ise bakan yardımcısı olarak hükümette görev alıyor.

İsrail'i yakından izleyen Köstem, kabinedeki bakanlık ve bakan yardımcılığı sayısının fazla olmasının bürokrasinin güçlenmesine neden olduğu gibi yolsuzluğu da teşvik ettiğine dikkati çekti.

Köstem, "Özellikle kapalı liste sisteminin tüm ülkede uygulanması bu yolsuzluğu daha da artırıyor. Parti listelerine oy veren halk, yolsuzluğa bulaşmış siyasetçileri sandıkta cezalandıramıyor. Oysa eski İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman'ın da aralarında bulunduğu birçok partinin üst düzey yöneticisi yolsuzlukla anılıyor" yorumunda bulunuyor.

-"Dış yardımlar partilere yön veriyor"-

İsrail'deki siyasi partilerin kaynaklarının büyük bölümünü ülke dışından gelen yardımlar oluşturuyor. Partilere aktarılan dış yardımların ülkedeki siyasi yapıyı etkilediği uzmanların hem fikir olduğu bir husus.

İsrail Devlet Murakıbı'nın verilerine göre politikacıların son yıllarda topladıkları paranın yarıdan fazlası seçimlerde oy kullanamayan dış unsurlardan geliyor. Doğal olarak bu da merkezi partilerin dahi dış kaynaklar arasındaki görüş ayrılıklarından etkilenmesine neden oluyor. Bu kaynaklardan biri barış yanlısı bir çizgi izlenmesinden yana olabilirken, diğeri sertlik yanlısı bir çizgide durduğu için partinin hareketini de sınırlıyor.

Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ertan Efegil, bu konuda şunları kaydediyor:

"Dış yardımlar, doğrudan siyasi yapıyı etkiliyor. Dışarıda bir ayrılık var. Görüşmelerin yapılması taraftarı olan, daha ılımlı bakan bir diasporayla daha aşırı milliyetçi hislerini devam ettiren militarist bir diaspora var. Bunlar da içerideki İsrail siyasetini doğrudan etkiliyor."

Rotahaber

Dünya Haberleri