Kleinmachnow semtindeki bir evde yaşayan Fellmer ailesi, yaşamını çöpten topladıkları gıdalarla sürdürüyor. Raphael Fellmer, Bizim çöpe attıklarımıza karşı, dünyanın diğer bölgelerindeki insanlar açlıktan ölüyor. Çöpe giden yiyecekler yüzünden gıda fiyatları da artıyor.'' diyor.
Raphael Fellmer, gece yarısından sonra, küçük bir el feneri ve sırt çantasıyla yemek avı yapıyor. Organik ürün satan marketlerin çöp konteynerlerini dolaşıp bulduğu süt, ekmek, sebze, meyve ve daha birçok gıdayı toplayıp evine getiriyor. Bulduklarıyla ailesini geçindiren Fellmer, bazen komşularına da dağıtıyor. Hayat hikâyesini die Welt gazetesine anlatan 28 yaşındaki Fellmer, çöpten yiyecek toplamayı bir anlamda dünyada yaşanan israfa tepki olarak geliştirdiklerini söylüyor. Fellmer, "Çikolata, yoğurt, domates, elma, muz... Çoğu yenebilecek halde binlerce ton her gün çöpe gidiyor. Bizim çöpe attıklarımıza karşı, dünyanın diğer bölgelerindeki insanlar açlıktan ölüyor. Çöpe giden yiyecekler yüzünden gıda fiyatları da artıyor.'' diyor.
Anne ve babası Berlin'de yaşayan varlıklı bir aile olsa da, Fellmer ise çöpten yiyecek toplamaya Hollanda'da üniversite eğitimi aldığı sırada başlar. Dünyadaki israfa ve aşırı harcamaya karşı olduğunu anlatan Alman genç, "Dünyada hiç para ödemeden veya mümkün olduğunca az masrafla nasıl yaşarım?" sorusundan hareketle bir felsefe geliştirir. Meksika'daki bir arkadaşının düğününe otostop çekerek, zengin iki İtalyan'ın teknesine binip Atlas Okyanusu'nu geçerek 11 ayda varır. Eşiyle de bu seyahat esnasında tanışır. Barcelona'da uzun süre psikolog olarak çalışan 27 yaşındaki Nieves, Raphael'in hayat hikâyesinden etkilenir ve hayatlarını birleştirme kararı alırlar. Çift Almanya'ya döndüğünde ilanla bedava bir daire aradıklarını duyurur. Bunun karşılığında da ev ve bahçe işleri yapma, hayvan bakma, bilgisayar dersi verme gibi çeşitli şekillerde ev sahibine yardım edebileceklerini söylerler. Berlin'in Kleinmachnow semtindeki villanın sahibi olan yaşlı bir Alman ise karşılıklı yardımlaşmayı mantıklı bulur ve Fellmer'lere villasının çatı katında yer gösterir.
Tek masrafları otobüs bileti ve tuvalet kâğıdı
Çiftin, Alma Lucia adını verdikleri kızları burada dünyaya gelir. Çocuk parasıyla ailenin sağlık sigortasını yaptırdıklarını belirten anne Nieves, "Ay sonunu büyük oranda sıfır maliyetle kapatıyoruz. Ancak otobüse binmemiz veya tuvalet kâğıdı almamız gerekirse masrafımız bu durumda aylık 30 Euro'yu buluyor.'' diye konuşuyor. İş dışında kalan vakitlerini kızlarıyla geçiren Fellmer ailesi, Almanya'yı soğuk buldukları için daha sıcak ülkelere gitmek istiyor. Yemeğini çöpten çıkaran Raphael Fellmer, her zaman rahat rahat yiyecek toplayamıyor. Onu tanıyanlar, haftada birkaç kez yiyecek toplamaya gelen Alman genç için çöpleri ve bozulmamış gıdaları ayırarak, konteynırlara koyarak Fellmer'in işini kolaylaştırıyorlar. Ancak bir keresinde Fellmer'i tanımayan bir market, hırsızlık yaptığı gerekçesiyle kendisini mahkemeye verir. Mahkemede kendini savunan Fellmer, "Onların çöpe attığını ben topluyorum. Benim yaptığım mı yoksa onların yaptığı mı suç?'' diye sorunca hâkim ikna olur.
İnternetten haberleşiyorlar
Çöpten yiyecek toplayan tek kişi Fellmer değil. Onun gibi çok sayıda fakir veya israf karşıtı da yaşamını çöpten topladıklarıyla sağlıyor. Hatta bu konuda internet ortamında çeşitli forumlar kurmuşlar. Buralarda hangi marketin hangi günler ne tür gıdaları attıklarını birbirlerine haber veriyorlar. Çöpten geçinenler ve hayatı bedavaya getiren bu insanlar yapmak istedikleri bir seyahat ya da herhangi bir ihtiyaçları olduğunda birbirleriyle haberleşip birbirlerine çeşitli tüyolar veriyorlar.
Zaman