Her varlık, kendi istidadını ve potansiyelini, imkânını ve kabiliyetini tahrikle harekete geçirir.
Bir elementin atomuyla başlayan hareket, içinde yer aldığı cisme bir dinamizm kazandırır. Hareketin devamında ise tavzif, vazife ve sorumluluk vardır. Ne yapacağını, nasıl yapacağını kavrama süreci.
Otuzuncu Söz'ün Tahavvülât-ı Zerrât bahsinde, zerrelerin hareketine dair ifade edilen dört aşamalı silsilenin ilk iki basamağı tahrik ve tavziftir.
Üçüncü aşama tasfiyedir.
Yaptığımız işin, üstlendiğimiz vazifenin, atomize bir sistem içerisinde olduğu gibi uygunluk, yeterlilik, nitelik, standart ve yetkinlik bakımından tasfiyeye tabi tutulmasıdır.
Bir bakıma arınma ve olgunlaşma; işi doğru yapma, vazifenin gereğini yerine getirme, istidat ve imkânları vazifenin mahiyetine uygun hâle getirmedir.
Atomun sistematik hareketi, vazifesi ve uygunluğu, dördüncü aşama olan taltife ulaşır.
İltifat görmek, ödüllendirilmek, değer kazanmak ve değere dönüşmek…
Bir atomun atom olma özelliği değişmeyebilir ama üstlendiği roller, içinde yer aldığı sistem ve tamamlayıcısı olduğu bütün içerisindeki konumuyla anlamının, değerinin ve fonksiyonunun değişmesidir.
Aynı atom, farklı yapılarda farklı vazifeler üstlenebilir. Kendi varlığını korurken içinde bulunduğu bütünün işleyişine katılır; onun bir unsuru, tamamlayıcısı ve işlevsel parçası olur.
Bu bağlamda hayatımıza dört aşamalı, birbirini tamamlayan bir tekâmül silsilesi içerisinde bakabiliriz.
Bir atomun farklı sistemlerde üstlendiği vazifelerle işlevsel bakımdan yükselmesi, olgunlaşması ve tabiri caizse kemale ermesi gibi insan da aynı vazifeyi tekrar tekrar yerine getirse bile her defasında farklı bir konum, boyut ve anlam kazanabilir.
Çünkü insanın yaptığı işin değeri, yalnızca işin kendisiyle sınırlı değildir. O işin hangi niyetle, şuurla, yetkinlikle, sorumluluk içerisinde ve hangi bütünün parçası olarak yapıldığı da önemlidir.
Tekrar, şuur ve sorumlulukla derinleştiğinde tekâmüle dönüşür.
Her yeni vazife, bir önceki tecrübenin üzerine yeni bir idrak, yetkinlik ve anlam katabilir. Vazifesi benzer olabilir; fakat o vazifedeki şuuru, mahareti, sorumluluğu ve ürettiği değer farklılaşır.
Artık bu, sıradan bir tekrar değil, bir tekâmül zincirinin halkasıdır.
Atom, atomize varlığını bize böyle anlatıyor.
Zerrelerin hareketi, beraberinde o hareketin hikmetini, vazifesini, arınmasını ve neticesini de düşünmemizi sağlar.
Atomize olmakla dinamizm kazanarak;
Hareketi, sorumlulukla tanımlamaya,
sonrasında yeterlilik ve nitelikle kıymet kazanmaya ve değer inşa etmekle sürdürmeye yönelen tekamül basamaklarıdır.
Bu süreklilik, insani mertebede kalp ve dimağın beslendiği vicdani ünitelerle biyokimyamın işlemleri, maddi ve manevi ikmal eder.
Bütün bunların neticesinde ortaya çıkan ahenk, tamamlayıcılık ve sinerji kamil insan yolunu açar.
Tahrikle başlayan hareket, tavzifle sorumluluğa; tasfiyeyle olgunluğa; taltifle kıymete dönüşürken,
insanın hayatı da tekâmül yolculuğuna devam eder.
Şuur ve istikamet yörüngesi, bu hikmet yolunun raylarıdır.
Bir ders dinlemeye nefsimi davet ederken canı sıkkın ve daralmış bir hâletiruhiyenin kendisine medet aradığı bir demde, bu konunun bizi karşılaması, beni benden alması, düşüncemi başka bir ufka taşıması ve ruhuma ferahlık kazandırması Allah'ın bir lütfu oldu.
Bir zerrenin hareketinden insanın hayatına, bir vazifenin tekrarından tekâmülün hikmetine uzanan bu enfusi dinamikler ve tefekküri vicdan, kalp ve dimağı inşirahla taltif etti.
Hâzâ min fadli Rabbî.
Bu, Rabbimin lütfundandır.