Yazarların hakkında yazmaktan yorulmadığı, şairlerin şiir yazmaktan bıkmadığı, ressamların çizmekten usanmadığı, fotoğrafçıların fotoğraflamaktan yorulmadığı bir şehir İstanbul. Nihayet, 20 yıl sonra tekrar gitmek nasip oldu.
İstanbul için, yaşanacak değil gezilecek şehir derler. Ama doyasıya gezmek için biraz vakit olmalı. Ben bir hafta boyunca sabah akşam gezdim ama yine de bitiremedim. Teferruatlı gezmek istiyorsanız, en az bir ayınızı ayırmanız gerekiyor.
Sevdiğim şey çok oldu İstanbul'da. Martıların bir kardeş gibi her yerde bulunması, istediğiniz zaman közlenmiş mısır ve kestane yiyebilme imkanınız... Eminönü'nde balık ekmek yemek mesela. Bunlar İstanbul'un olmazsa olmazlarından.
Manevi havası yüksek İstanbul'un. Peygamberler, sahabeler, evliyalar şehri. Her adım başı cami var desek yalan olmaz. Üsküdar'da Mihrimah Sultan Camisi ve Valide-i Cedid Camisinde ilginç bir gelenek dikkatimi çekti. Karşılıklı olan bu camiler ezanı da karşılıklı okuyor. Mesela caminin birisi, "Allahu Ekber" dereken diğer cami, "Eşhedü enla ilahe illallah" kısmını okuyor.
Üsküdar'dan bahsetmişken, oranın manevi fatihi Aziz Mahmut Hüdayi'den bahsetmek istiyorum. O kadar rağbet var ki türbeye, anlatamam. İstanbul'a giderseniz mutlaka türbesine uğrayın. Bu mübarek zatın, kabrine uğrayanlar için güzel bir duası var.
Eyüp Sultan'ın, Ayasofya'nın, Sultan Ahmet'in, Gülhane Parkı'nın, Galata Kulesi'nin, Yerebatan Sarnıcı'nın, Kız Kulesi'nin hangi birini anlatayım?
Ya, Necip Fazıl'ın, "Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından. Hala çığlıklar gelir Topkapı Sarayı'ndan" diye bahsettiği Topkapı Sarayı'nda kutsal emanetleri gezdiniz mi?
Pierre Loti tepesinden, kahve eşliğinde İstanbul'u seyrettiniz mi?
Üsküdar sokaklarında gezerken, tam bir İstanbul Beyefendisi olan, kitaplarını severek okuduğum Tarihçi-Yazar Dursun Gürlek ile karşılaşmak benim için güzel bir sürpriz oldu. Kendisiyle ayak üstü sohbet edip kitaplarından konuştuk. Çekilmiş olduğum fotoğraf, anı defterimin en güzel yerinde kalacaktır.
Peki ya olumsuz tarafları?
Her milletten insanı barındıran İstanbul'un benim açımdan en büyük olumsuzluğu aşırı kalabalık olması. İnsan yoğunluğundan yolda zor yürüyorsun. Tramvayda üst üste yolculuk, Galata Kulesi'ne gireceksin uzun kuyruklar. Yerebatan Sarnıcı'na girmek için en az bir saat beklersiniz.
Gazetelerin 3. sayfalarına düşen haberlerin çoğu İstanbul'dan. Cinayet, kapkaççılık, kavga, gürültü, kaos. Orhan Veli, "İstanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı" demiş ama siz siz olun gözleriniz kapalı dinlemeyin İstanbul'u. Hatta gözlerinizi dört açarak dinleyin, izleyin. Allah muhafaza, bir bakmışsınız cüzdanınız gitmiş.
Yine de Necip Fazıl'ın dediği gibi, "Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar" olan bir şehir İstanbul.
Hele biz fotoğrafçılar için tam bulunmaz bir nimet. Baktığın her yer bir fotoğraf karesi.
Daha sayamadıklarım, yazamadıklarım için affola.
Sağlıcakla kalın...