Bir Şiirle Yüreğe Dokunabilmek

İsmail AYBEY

İnsanın yüreğini ısıtan şeyler olur bazı zamanlarda. Mesela kış soğuğunda bulutların ardından süzülen bir güneş. Yorulduğumuzda ya da dilimiz kuruduğunda uzatılan bir bardak çay. Fırından çıkan sıcacık susamlı bir simit. Masmavi gözleriyle gözleriyle dünyaya gülümseyen bir bebek. Ya da aşka yazılmış bir şiir.

“Sen Şiire Sığmazsın” isimli şiir kitabımda, “Dünya” isimli bir şiirim var. Kitabıma ulaşarak bu şiiri okuyan, etkilenen, şiirle ilgili resim çizen ve şiirden anladığı duyguları ödevine aktaran 10. sınıf öğrencisini anlatmak istiyorum. Bir insanın kalbine dokunabilmenin rahatlığı var içimde. Bu his, verilen bir emeğin karşılığının alınması tadında. Bu his, üşüyen bir çocuğa palto vererek ısıtma tadında.

Önce şiirimi okuyalım isterseniz.

Dünya ne şaire, ne de yazara,
Kalmamış Süleyman’a, Sezar’a.
Hepsinin yolu düşmüş mezara.
İki metre kefen elbise olmuş.

Nice yıllar gelmiş, geçmiş aradan.
Ne maldan hayır gelmiş ne de paradan.
Merhamet eylemiş bize Yaradan.
İbadet eden kul, ne güzel kulmuş.

Hem dünya fani, hem fani beşer.
Geçen zaman insanın kalbini deşer.
Günahkâr AYBEY de kendine şaşar.
Ne müspet olmuş ne menfi olmuş.

En az 15 yıl öncesi yazılmış bir şiir. Bu şiir için resim yapan, şiiri yorumlayan gencecik bir öğrenci kalbi. Öyle güzel yorumlamış ki, ben yazdığım bu şiiri bu kadar güzel açıklayamazdım. Okuyalım:

“Bu şiirde anlatılmak istenen mesaj, dünyanın geçici olduğu ve hiçbir şeyin insana kalıcı olmadığıdır. Şair, dünya hayatının aldatıcılığına dikkat çekerek insanların mal, mülk, makam ve şöhrete fazla bağlanmaması gerektiğini anlatır. Her insanın sonunda ölümle karşılaşacağını hatırlatan şiir, okuyucuyu düşünmeye ve kendini sorgulamaya yönlendirir.

​Şiirde, geçmişte yaşamış ve dünyada iz bırakmış şairlerin, yazarların ve güçlü kişilerin bile bu dünyadan göçtüğü ifade edilir. Süleyman ve Sezar gibi önemli isimlerin anılması, ne kadar büyük olunursa olunsun ölüm karşısında herkesin eşit olduğunu gösterir. "İki metre kefen" benzetmesiyle, insanın dünyadaki sonunun çok sade ve herkes için aynı olduğunu vurgular. Şair, yılların gelip geçmesine rağmen maldan ve paradan insana gerçek bir hayır gelmediğini söyleyerek maddi değerlerin geçiciliğine değinir. Buna karşılık, Yaradan'ın merhametine sığınmanın ve ibadet eden kulun değerli olduğunu belirtir. Ayrıca zamanın geçişiyle insanın kalbinin değiştiğini, kişinin yaptığı hataları fark ettiğini dile getirir. Şair kendisini de bu duruma dahil ederek herkesin eksik ve kusurlu olabileceğini kabul eder. Bu yönüyle şiir, insanı kibirden uzaklaştırıp alçakgönüllü olmaya çağırır.

​Sonuç olarak bu şiir, insanlara dünyanın fâni olduğunu hatırlatarak asıl önemli olanın iyi bir insan ve iyi bir kul olduğunu anlatır. Şair, okuyucuya hayatını sorgulamasını ve manevi değerlere daha fazla önem vermesini öğütler.”

Şiirimin bir ödeve konu olması beni mutlu etti. Bir şiirle yüreğe dokunabilmek güzel şey doğrusu. Şiirimi yorumlayan öğrenciyi kutluyor, başarılarının devamını diliyorum.

Sağlıcakla kalın…

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.