Avusturya'nın başkenti Viyana'da tarihi Hofburg sarayında "Avrupa ve Arap Dünyası arasındaki Uluslararası Diyalog Konferansı" dün başladı. Konferansa Avusturya Dışişleri Bakanlığı ev sahipliği yapıyor.
Konferansın açılışını Bakan Michael Spindelegger ile birlikte Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa, Suudi Arabistan Prensi Türki El Faysal, Mısır Sosyal Kalkınma Derneği Sawiris Başkanı Yousriya Loza Sawiris ve Fransız Politik Bilimler Profesörü Gilles Kepel bir sunumla yaptı.
Konferansa Avrupa Birliği (AB) üyesi tüm ülkelerin yanı sıra aday ülkelerden Türkiye de davet edildi. Arap Birliği üyesi 22 ülkeden ise 17 ülke programa katıldı. Açılış oturumunda Türkiye'yi temsilen Viyana Büyükelçisi Selim Yenel hazır bulunurken, program'ın son günü olan 29 Aralık'taki oturumlara Başbakanlık Dış Politika Başdanışmanı Prof. Ahmet Davutoğlu'nun da katılacağı bildirildi.
Sunumunda Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa, Orta Doğu'da barış ve istikrarı sağlamanın, İsrail'in işgal ettiği topraklardan geri çekilmesiyle mümkün olacağını belirterek, Filistin ve Lübnan topraklarından geri çekilmesi için AB'den İsrail'e baskı yapmasını istedi. Orta Doğu'daki istikrarsızlığın baş sorumlusunun İsrail olduğunu savunan Genel Sekreter, Avrupa Birliği'nin bölgede barış ve istikrarın sağlanması için yeterince çaba harcamadığını vurguladı. Amr Musa, Türkiye ve İspanya öncülüğünde geliştirilen Medeniyetler İttifakı projesinin de desteklenmesi gerektiğini ifade etti.
Programın açılış konuşmasını yapan Avusturya'nın yeni Dışişleri Bakanı Michael Spindelegger, Avrupa ve Arap dünyasının daha çok çekişme ve husumet şeklinde cereyan eden ortak bir tarihinin olduğunu belirterek, bunun da Hıristiyanlık ve İslam arasındaki farklılıklardan şekillendiğini söyledi. Farklılıklar üzerine odaklanmanın iki tarafta belirgin hale geldiğini ifade eden Spindelegger, "Bu tuzaktan kaçınmalıyız" dedi. Kültürlerarası uyuşma ve uzlaşı için ortak bir çerçeve oluşturulması konusunda birlikte çalışma teklifinde bulunan Spindelegger,sözlerine şöyle devam etti: "İşbirliği ve ortak eylem hikayeleri seslendirmeliyiz. Bu görev sadece medyanın değil, ortak değerlerin anlaşılmasına dini otoriteler de, konunun uzmanları ve politikacılarla birlikte katkıda bulunmalı."
"İSLAM KITAMIZDA İYİCE KÖKLEŞMİŞ VE AVRUPA İLE BÜYÜYEN YERLİ BİR DİNDİR"
Avrupa ve İslam dünyası arasındaki ilişkilerin sekizinci yüzyıla dayandığını kaydeden Spindelegger, "Müslüman topluluklar yüzlerce yıldır Yunanistan, Bosna Hersek, Bulgaristan ve Romanya gibi Avrupa ülkelerinde yaşıyor. Dolayısıyla İslam kıtamızda iyice kökleşmiş ve Avrupa ile büyüyen yerli bir dindir. 20. yüzyılda göçle birlikte Türkiye'den, Arap dünyasından, Asya ve Afrika'dan Müslümanlar geldiler. 1950'de Avrupa'da 800 bin Müslüman yaşarken, bugün bu rakam 15-20 milyon arasındadır. Dolayısıyla iki bölgede de (Avrupa ve Arap dünyasında) etnik ve kültürel çoğulculuk söz konusu artık. Şimdi ortak görevimiz, reformlar ve işbirliği için bölgelerimizi tek bir alan yapan zihinlerde yeni bir coğrafya şekillendirmeli ve çizmeliyiz" şeklinde konuştu.
Fransız Profesör Gilles Kepel de sunumunda Dışişleri Bakanı'nın sözlerini tamamlayıcı bir konuşma yaptı. Kepel, "Avrupa'da yeni bir dünya, yeni bir kültür doğduğunu belirterek, Fransa'da Cezayirli babadan, Fransız anneden ya da Fransız babadan, Cezayirli anneden yeni nesiller doğuyor, Arap dünyası artık kimliğimizin bir parçası. İstesek de artık bu dünyadan kendimizi soyutlayamayız" dedi.