Isaac Newton ismi tanıtıma ihtiyaç duymaz. İnsanlık tarihinin en etkili şahsiyetlerinden biri olarak, bilim insanları, matematikçiler ve fizikçiler listelerinin başında yer alır. Ancak bu şöhretine rağmen pek çok kişi Newton’un ilgi alanlarının yalnızca matematik ve fizikle sınırlı olmadığını bilmez. Şaşırtıcı biçimde Newton, zamanının büyük bir kısmını teolojiye de ayırmıştır.
Fizik alanında neredeyse ulaşılabilecek her şeyi başarmış olmasına rağmen Newton, daha önemli bir şeyin eksik olduğunu hissetmiştir. Hristiyan olarak yetiştirilmesine rağmen tek ve gerçek Tanrı’yı aramıştır. Zamanla inandığı inancın sağlam temellere dayanmadığını fark etmiştir. Ölümünden çok sonra ortaya çıkan belgelerde, kendisini Teslis karşıtı (Nontrinitarian) bir tevhid inancına mensup olarak gördüğü anlaşılmıştır.
Newton öldüğünde geride yalnızca bilimsel eserlerini değil, aynı zamanda İncil’e dair yorum ve açıklamalarını içeren geniş bir dinî çalışma koleksiyonunu da bırakmıştır. Ancak ailesi, onun dinî görüşlerinin kamuoyuna açıklanmasının bilimsel mirasına zarar verebileceğini düşünerek bu belgeleri uzun süre yayımlamamıştır.
Newton, Teslis doktrininin asılsız olduğuna inanıyordu. Kilise’nin kutsal metinleri tahrif ettiğini savunuyordu. 20. yüzyılın sonlarına doğru onun sıra dışı inançları kamuoyuna açıklandığında, bazı araştırmacılar onu Teslis karşıtı Aryanizm, Sosinyanizm ya da Unitaryenlik ile ilişkilendirmiştir. Newton’un inançları, alışılmışın dışındaki Hristiyan yorumlarından ziyade, şaşırtıcı derecede Sünnî Müslümanların tevhid anlayışına daha yakındı.
Ancak açık bir iman beyanı olmadan Newton’u Müslüman olarak niteleyebilir miyiz?
Cambridge’deki Trinity College Kütüphanesi’nde bulunan uzak bir rivayete göre Newton’un Hz. Muhammed’e (asm) inandığına dair bir kayıt bulunmaktadır. Bu bilgi Almanca olarak “Correspondence of Sir Isaac Newton and Professor Cotes” adlı eserde yer almaktadır. Aşağıda bu anlatımın İngilizceye çevrilmiş hâlinin özeti yer almaktadır:
8 Aralık 1773’te İsveçli Profesör Jakob Jonas Björnståhl, Amsterdam’a giderek Fontein Pieter (Anabaptist vaiz ve Hemsterhuis ile Albert Schultens’in öğrencisi) ile görüşür. Fontein, Björnståhl’a 1738 yılında İngiltere’ye seyahat ettiğini ve büyük Bentley (muhtemelen Richard Bentley) ile tanıştığını anlatır. Cambridge’de, Newton hakkında çeşitli anekdotlar duymuştur. Newton’un ölümünden dokuz ya da on yıl sonra anlatılan bu rivayetlerden biri şudur:
"Newton, Muhammed’in Arapları karanlıktan çıkarıp tek Tanrı inancına yöneltmek üzere Allah tarafından gönderildiğine inanmıştır. (En azından Cambridge’deki bazı profesörlerin ona anlattığı “ilginç” bir hatıra budur.)
Ayrıca Newton’un, 1. Yuhanna 5:7 ayetinin metne sonradan eklendiğini ve çıkarıldığında metnin daha tutarlı olduğunu ispatlamak üzere bir risale yayımladığı da belirtilmiştir.
Newton’un inançları özetle şunlardır:
– Tanrı birdir.
– Mesih ilâhî değildir.
– Teslis doktrini kutsal metinlere sonradan eklenmiştir.
Bu görüşler bir arada değerlendirildiğinde, Newton’un hayatının son dönemlerinde İslâm’a yakın bir tevhid inancına sahip olmuş olabileceği ileri sürülebilir. Fakat açık bir iman ikrarı bulunmadığından, onu kesin olarak Müslüman ilan etmek mümkün değildir.
En doğrusunu Allah bilir…
(Turhan Kışlakçı)