Irkçıların dikkatine!

Mustafa ÖZCAN

Irkçılık bir nefret ve aynı zamanda enaniyet hastalığıdır.  Unsuriyet muhabbetinin haddi aşması, başkalarına nefrete dönüşmesidir. Irkçılık unsur enaniyetidir lakin günümüzde saf ırk bulmak neredeyse imkansızdır.  Sadece fertlerin değil aynı zamanda ırkların da büyük kısmı melezdir. Sözgelimi Peştunlar kendilerini Türk ve Pers ırklarının kırması, karışımı sayarlar. Bugünkü İsrail halkı, Hazar Türklerinin kalıntılarından oluşmaktadır. Arthur Koestler gibilerinin ifadesiyle on üçüncü kabilenin devamı niteliğindedirler. Sahte Irkçılar büyük bir yalana dayanmaktadır. Irkçılar aynı zamanda sahte müjdeciler ve propagandistlerdir. Bu alanda ufak bir ufuk turu ve gezinti tezimizi ve kaziyemizi ispata kafidir.

Benedict Anderson’ın kaleme almış olduğu Hayali Cemaatler/Milliyetçiliğin Kökenleri ve Yayılması (Özgün adı: Imagined Communities Reflections on the Origins and Spread of Nationalism) eseri milliyetçilik yüzyılını temellerinden sarsmakta ve sökmektedir. 19’uncu yüzyıl ırkçılık yüzyılı, yirminci yüzyıl ise ideolojiler yüzyılı olarak anılmaktadır. Yirminci yüzyıl ırkçılık yağmurundan kaçarken ideoloji dolusuna, bataklığına tutulmuştur. İdeolojiler yüzyılı aynı zamanda diktatörler yüzyılıdır. Hadis diliyle deccaller yüzyılı. Irkçılık yüzyılı ve en son uyanan Kürt ırkçılığı tarihin en büyük yalanlarından birisidir.

*

Bediüzzaman sahtekar hamiyetperver ırkçılardan bahseder.  Gerçekten de ırkçılık boş bir davadır. Nedeni ırkların muhtelit ve katıksız olmaktan uzak olmasıdır.  Milliyetçiliğin remiz ve sembolleri de  temsil ettikleri milletlerin dışından gelmektedirler.

Sizlerle iki misalini paylaşmak istiyorum. Bunun en son ispatlarından birisi büyük bir İslam düşmanı haline gelen Amerikan başkan adaylarından Trump’ın hem Suriye hem de Müslüman asıllı çıkmasıdır. Müslümanlarla iş yapan ve Körfez ülkelerinin sırtından milyarlar kazanan Trump’ın bir başka Steve Jobs olduğu ortaya çıkmıştır. Donald Trump sanılanın aksine katıksız bir Amerikalı değil aksine Suriye asıllı. Bir başka ifadesiyle Latin Amerika’da fenomen haline gelen Turko’lardan birisirdir. Turko’lar Türk soyundan değil Osmanlı uyruğundan gelenlere verilen ortak addır. Meksikalılara ve özellikle de Müslüman göçmenlere karşı büyük düşmanlık besleyen Trump’ın da bir göçmen çocuğu hem de Suriye asıllı çıkması kaderin garip bir cilvesi olmalıdır. Ataları Osmanlı pasaportuyla birlikte 19’uncu yüzyıl sonlarında Amerika Birleşik Devletlerine göç etmişler. Suriye konusunda Esat’tan evvel IŞİD’in baş düşman olduğunu söyleyen Trump, Hillary Clinton’ın Türk tezlerine yakınlığının aksine Rus tezlerine daha yakın duruyor.  

*

Trump ailesi ABD’ye göç ettikten sonra Taybavi olan lakaplarını ve aile isimlerini telaffuzundaki zorluktan dolayı Trump’a çevirmişler. Böylece Amerikan toplumuna kaynaşmaları daha kolay hale gelmiş.  Zamanla Donald Trump, mankurtlaşarak aslına yabancılaşmış. Ülkeyi Müslümanların ‘istilasından’ korumak istiyor!  Müslümanların alınmamasını hatta geldikleri yere geri sürülmelerini istiyor. Esasında bu kural geriye doğru işletilecek olsa Trump’ın da ABD’den atılması ve Esat rejimine teslim edilmesi gerekir!  Ama Trump kazanılmış haklarıyla hemşerilerinin potansiyel haklarına karşı çıkıyor, ket  vuruyor! Ele verir talkını kendi yutar salkımı!  

Avustralya’dan başka bir örnek!

Trump örnekleri çok. Hitler sağ olsaydı genetik araştırmalarıyla birlikte muhtemelen Yahudi olduğu ispatlanabilirdi. Zira, Yahudi bir geçmişten geldiğine dair kanıtlanmamış iddialar var. Günümüzde ise  teknolojinin gelişimiyle birlikte bu tür iddiaları ispatlamak veya yalanlamak gayet kolay hale gelmiştir. Yapılan DNA testleriyle birlikte insanın soyu sopu belirlenebilmektedir.

Avustralya’da ırkçı görüşleriyle tanınan One Nation partisinin eski lideri Pauline Hanson’ın kanında Türk geni çıkmıştır. Yabancı düşmanı konuşmalarıyla tepki toplayan Hanson, yapılan DNA testi sonucunda Ortadoğu kökenli olduğunu öğrenince şoke olmuştur.

Hanson, soyunun nereden geldiğini öğrenince "çok şaşırdığını" ve "hayretler içinde kaldığını" söyledi. Hanson’ın izniyle "The Sunday Mail" gazetesi tarafından yaptırılan DNA testinin sonuçları zengin ve çok kültürlü bir geçmişe kadar gitti. Test sonuçları Hanson’ın yüzde 9 Ortadoğulu, yüzde 32 İtalyan, Yunan ve Türk karışımı ve yüzde 59 kuzey Avrupalı olduğunu gösterdi. Sonuçları öğrenince kafası karışan Hanson, bu geçmişi "tecavüzlere" ve "savaşlara" bağlamaya çalıştı. Hanson, yine de bu gerçeğe karşı çıkmayacağını belirterek "Kim olduğumu öğrendim" dedi. Hanson yine de siyasi görüşlerini değiştirmeyeceğini vurgulayarak, "Bunu benden kimse istemesin. Sadece yüzde 9 Orta Doğulu olabilirim ancak gördüğünüz bu kız yüzde yüz Avustralyalıdır" diye konuştu.

Trump gibi, "Avustralya geleneklerini yok ettiklerini" söyleyerek Müslümanlara saldıran Hanson, kendi soyunun ise yüzde yüz İngiltere ya da İrlanda’dan geldiğine inanıyordu. DNA testiyle şapa oturmuştur.

Sonuç olarak; ırkçılık bir nefret hastalığıdır. Irkçılık yaparken dikkat edin soyunuz Trump gibi Suriyeli çıkabilir. Amerikancılık yaparken nefret ettiğiniz milletlerin bir ferdi olduğunuzu keşfedebilirsiniz. Geçmişinizle yüzleşebilirsiniz.  Acı gerçekle karşı karşıya kalabilirsiniz! Irkçılık, hayali cemaatlerin veya ırkların üzerine kurulu, suya kuma atılmış bir imzadır.

 

Yorum Yap
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
Yorumlar (6)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.