İrade

Himmet UÇ

Herkes menfaatinin meclubu olmuş. Genişleme isteği, İlayı Kelimetullah Osmanlıyı, bir aşireti imparatorluk yapmış. Sahabeden evinde ölmeyen çok insan var, hep hak uğruna yollara düşmüşler. İstanbul'da çok sayıda sahabe öldürülmüş, her şehirde sahabe çok ama mezarları kayıp. Osmanlı her yanı şehit mezarları ile dolu. 

Bediüzzaman o ruhu yani hakkı yayma ve hak için ömrünü telef etmeyi ideal yapmış. Ama menfaatle tanışan dava sap oldu birkaç ava. Namık Kemal Murabba'da insan iradesini güçlendirmek için konuşuyor. Emel ve heves terkedilmedikçe birşey verilmez topluma. Türkiye'de ideolojiler, hazır reçeteler birşey veremedi. 

Öyle bir aydın sınıfı doğdu ki bu topraklarda Türkün ve Kürdün birlikte yaşamasının mutluluğu getireceğini kimse işlemiyor. Biri "Ne mutlu Türküm" diyor diğeri "ne mutlu Kürdüm" diyor. Hep tek yönlü bakılıyor. Ne mutlu Türkün ve Kürdün birlikte yaşamasını anlayanlara. "Türk Kürdün aklıdır, Kürt de Türkün kuvveti" diyen adamı anlayan yok. Meşrep, meslek heba oldu. Ne tarihten ders alan var ne de olaylardan. Bakalım ne olacak?

İrade  Şiirleri

Murabba

Sıdk ile terk edelim her emeli her hevesi
Kıralım hail ise azmimize ten kafesi
İnledikçe eleminden vatanın her nefesi
Gelin imdada diyor bak budur Allah sesi

Bize gayret yakışır merhamet Allah’ındır
Hükm-i âti ne fakirin ne şehinşahındır
Dinle feryadını kim terceme-yi ahındır.
İnledikçe ne diyor bak vatanın her nefesi

Mahv eder kendini bülbül bile hürriyet için
Çekilir mi  bu belâ  âlem-i pürmihnet için 
Din  için Devlet için can çekişen Millet  için
Azme  hâil mi olurmuş  bu  çürük ten kafesi

Memleket bitti yine bitmedi  hâlâ sen ben
Bize bu hal ile bizden büyük  olmaz düşmen
Dest-i a’dâdayız  Allah  için ey  ehl-i öatan
Yetişir  terk edelim  gayri  hevâ vü hevesi.

Namık Kemâl

***

Gazel

Korkamam hak  olmadan ömrün necatın rağmına
Unsurumdan  ihtiraz etmem  mematın  rağmına

Bastığın  hak-i siyehten  tutma alçak nefsini
Sabit ol azminde  dehr-i bisebatın rağmına

Etmedim  hiç batıla bir  hak tasavvur  bir zaman
İstinadım Hakka’dır  hep âlihâtın rağmına

Etmesin  fikr-i kemâli  muhtefî bir dâhiye
Var ise  irfânını  arz et  dühâtın  rağmına

Hâkeyüz sürmekle kaimse yer üstünde hayat
İhtiyar et altını hâkin hayatın rağmına

Şerr idi gördüm  de  ayrıldımzehâb-i kainat
Münferid  kaldım  bu yolda kainatın  rağmına

Etmedim ikbâl-i zillet-cu-yidehre  iltifat
Talimden  gördüğüm bin iltifatın rağmına

Namık Kemal

*** 

Azıksız  Çıkma Yola

Bir nehri geçeceksen önce soyunmalısın
Bir dağa çıkacaksan soluklu olmalısın
Madem ki niyetlisin seferin kutlu ola
Caydırmayı düşünmem ama derim ki sana
Azıksız çıkma yola

Yırtık bir paraşütle gökten atlamak olmaz
Toprak kucak açsa da düşmeden donar kanın
Seferin savaşaysa sağlam kuşanmalısın
Zaman öyle bir at ki ihmala vermez mola
Erkenden daha erken uyan ki kazanasın
Muhmur biriz dahalar düğümü çok tuzaktır
Azıksız çıkma yola

Pınarın gözü ise aradığın sendedir
Üzengiye sağlam bas , dizgini ele dola
Güz bahçelerinde  güzel toplama,  çiçek topla
Boşa vakit   öldürme   yarına  kefilin yok
Azıksız çıkma yola

Vuslatsa istediğin, in insanın içine
Ve çarşılarda dolaş  Azrail’le kol kola
Mezarlığa  git  düşün , düğünlere git ağla
Kanadın  sızlasa da  Uhud kadar ağır olu
Azıksız çıkma yola

Öyle bir  abdest al ki  su bile sarhoş olsun
Sen yaprak   ve çiç ek ol  gördüğün kuru daha
Hep gönül şehri onar, kainata sevgi sun
Her ham söze sağır ol
Azıksız çıkma yola

Nereye  gidersen git, heybene gönül doldur
Bir kovan parçalama  bir parmak acı bala
Yontuldukça   yer  kapla  ve her zaman güzel kal
Temiz kal, fazlanı at, eksiğini tamamla
Azıksız  çıkma yola.

Bahattin Karakoç

*** 

Diren Ey kalbim 

Diren ey kalbim diren hayasızlığa
Namussuzluğa diren kötüye
Çirkine, yanlışa diren yenilme.

Ne güzeldir yaşamak
Bir ırmak gibi coşkunca
Dağların üzerinde yürümek
Bulutlara değdirmek başımızı
Sıcacık ak bir somun

Koltuğumuzun altında kıllara çıkmak
Karışmak insanların arasına milyonların arasına.

Ben öylesine severim
Anlatmayı insanlara durmadan, bıkmadan anlatmayı.

Çiçekler nasıl fışkırır dallarda 
Balıklar nasıl yavrular 
Bir çocuk ki nasıl açar gözlerini dünyaya 
İşte ben öyle yaşamak isterim

Bir tren rayların üzerinden nasıl kayar gider 
Öyle yaşamak isterim.

Cesurum Ey hayat

Cesurum Ey namussuzlar 
Genç bir yürekle karşı çıkıyorum dünyaya 
Eskimiş potinlerim benim güveniyorum sizlere

Bir sürü kuş, cıvıldaşır deniz
Islak bir rüzgâr olup dağlan sevgiyle sarar
Issız ormanlarda geceleri çamlarla konuşaraktan sevişen böcekler vardır

Daha goncadayken izlimle anlaşan yağmur
Serin yaylalarda yeni doğmuş kuzu seslerine yağıyor

Sanki yanımdan geçiyorsun bunları anlatırken
Turuncu entarinde çırpınan bir keklik kanadı 
Bileklerinde kıvır kıvır asma sürgünleriyle

Özkan Mert

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.