İnsan, fıtratı bozuldukça çevreye zarar veriyor

Prof. Dr. Nusret Şekerdağ ile “Çevre ve İnsan ilişkisi” üzerine...

Fatih Karaşahan’ın röportajı
RİSALEHABER

Bugün 5 Haziran Dünya Çevre günü, bu vesileyle Fırat Üniversitesi öğretim üyesi, Çevre Mühendisi Prof. Dr. Nusret Şekerdağ ile “Çevre ve İnsan ilişkisi” üzerine konuştuk.

İnsanın çevre ile ilişkisi nasıldır? Nasıl olmalıdır? Çevre konusunun sanayileşmeye değen bir yönü var. Fakat sosyal açıdan balacak olursak İnsan-çevre ilişkisi sadece maddi boyutta mı yoksa çevre ile ilişkilerimizin manevi bir boyutu da var mı?

Sanayileşen gelişmiş ülkeler ile geri kalmış ülkelerin sanayileşme ihtiyacı arasında “çevre, çevrecilik” konularının siyasetten bağımsız ele alınması kolay değil. Biz konuyu sadece sosyal bakımdan ele alırsak. Çevrenin herşeyden önce korunması ve burada Allah’ın yarattığı dengenin muhafaza edilmesi gerekiyor.

Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) çeşitli hadislerinde çevrenin korunmasıyla ilişkilendirebileceğimiz ifadeler var. Abdest alırken bile suyun israf edilmemesi gibi…

Bediüzzaman Said Nursi’ye bakarsak hemen bir çok Risale-i Nur eseri çeşitli şekillerde çevre ile ilişkilendirilebilir. Mesela Otuzuncu Lem’a’da Kuddüs ism-i şerifi bahsini işliyor. Burada temizlik ve nezafet konusu çevre ve Allah’ın yarattığı denge üzerinden de düşünülebilir.

Sonra Ayet-ül Kübra da çevreden bahsediyor. Çevre dediğimiz bizim yaşadığımız ortamdır. Hayvanların, bitkinin yaşadığı ortamdır. Bütün mikroorganizmaların yaşadığı ortamdır. Bu açıdan, yani geniş bir çerçeveden baktığımızda bu ortam kainattır.

Risale-i Nur da kainattan bahsediyor zaten. Ormanda yaşayan hayvana, ağaca, insana baktığımız zaman oradaki her hadise, her olay bize bir şey anlatıyor, her biri bir mesaj taşıyor. Risale-i Nur açısından baktığımızda üstad bize yağmurun yağışını, bulutun gelip sünger gibi su serpmesini tefekkür ettiriyor. Bunların hepsi genel manada çevreyle alakalı.

Kainat kitabını okuyan bir insan çevreyi de koruma duyarlılığına sahip olur. Şu mealde bir hadis okumuştum: “deniz altındaki balıklar, canlılar diyor ki ya rabbi insanların günahları bizim burada rızkımızı azaltıyor.” Demek ki, kainatta her şey birbiriyle maddi ve manevi ilişkili. Çevreye baktığımızda, yeryüzünde ve denizdeki hayvanlara baktığımızda kainatta bir düzen var, bir intizam var ve bu intizamı kuran ‘Birisi’ var ve bu intizama insan eli değmediği zaman hakikaten mükemmel. Dağ başında, insan eli değmediğinde düzen tıkır tıkır işliyor.

FELAKETLER İNSANIN HATALARI NETİCESİNDE YARATILIYOR

Allah o düzeni öyle koymuş ki, herşey kendine düşeni yapıyor ama insan eli değerse; çöp döküyor, denize, göle fabrika atık sularını atıyor dolayısıyla düzeni bozuyor. Çomak sokuyor tabiiri caizse.

Bozduğu zaman o düzen kendisine ne olarak dönüyor? Bir sürü felaket olarak dönüyor neticede… Yıldırım olarak dönüyor, tsunami olarak dönüyor, hortum olarak dönüyor. Tabi, Allah insanın düşmanı değil haşa. İnsanın yaptığı hatalar bize işte bu şekilde felaket olarak dönüyor. Bizim yaptığımız büyük hatalar neticesinde Allah bu helaketleri yaratıyor. Yani “Sen bunu tahrip ettin, Ben sana bunu verdim” diyor. Yani bu yaşanan felaketler, bence insan hatalarının bir neticesi olarak yaratılıyor.

Yani, insanın hem maddi-cismani fıtratını bozması, hem manevi fıtratını bozması çevreye zarar verecektir.

Aynen, aynen, sen maddi yönden fıtratını bozduğun zaman nasıl sıkıntı yaşıyorsan manevi hayatını bozduğun zaman da başka yönden sıkıntı geliyor.

Ben üniversiteyi İstanbulda okudum. Burada talebeyken -78 den 83e- haliçin durumunu hatırlıyorum. Biz Eyüp Sultan’a giderdik. İnsanlar burunlarını tutarak geçerlerdi oradan, haliçin kokusundan dolayı. Bütün kanalizasyon haliçe dökülürdü. Haliç’i o hale toplum olarak biz getirdik. Yani o insanların yaptığı hataların neticesi olarak yine insanlar yıllarca o kokuyu çektiler. Sonra belediyede -Tayyip Bey zamanında-, çok büyük paralar harcanarak, emekler verilerek haliç temizlendi.

İnsanların ism-i kuddüsü kendi hayatına yansıtamamasından da kaynaklanıyor değil mi?

Cenab-ı Hakkın İsm-i Kuddüs ismi kainatın her yerinde görülür, tecelli eder.  Mesela bir mikroorganizma o suyun içerisinde faaaliyet gösteriyor. Denizde bir kirlilik olduğu zaman önce o hayvanlar temizler, sonra daha aşağıda mikroorganizma temizliyor ama sonuçta Allah bir denge koymuş fakat sen kirliliği 5 kat, 10 kat, 100 kat artırdığın zaman takati aşıyor. Takati aşınca o mikroorganizma ve diğer hayvanlar görevini yapamıyor, temizliği yapamıyor. Allah’ın koyduğu dengeyle uyumlu olmak gerekiyor.

Kullanılan deodorant nevi çeşitli kimsayalların ozon tabakasına olumsuz etkisi gibi yada tarımda kullanılan ilaçlar, kimyasalların, fabrika atıklarının zararları hakkında ne söylemek istersiniz?

Ozon tabakası konusunda teorik olarak bir iddia var fakat ispatlanmış değil. Bu tip gazların etkisi var, yok değil. Bununla birlikte yüzde 100 ispatlanmış değiller.

Tarım, sanayi gibi alanlarda kullanılan kimyasalların ve bu kimyasalların atıklarının sebep olduğu tahribat yine insana dönüyor.

Maddi manevi olarak yaptığımız hatalar kendimize dönüyor; ahirette dönüyor, burada da dönecek.

 

www.risalehaber.com

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.

Röportaj Haberleri