Baran Taş'ın haberi
Kamil Atak'ın öz kardeşi Mehmet Nuri Binzet, bazı infazların PKK yapmış gibi gösterildiğini, evlerinin alt katının infazların yapıldığı nezarethane olarak kullanıldığını anlatıyor. Ayrıca, "Tükenmez kalem" ve "Sokak lambası" kodlu iki gizli tanık da birçok faili meçhul cinayete ışık tutuyor.
Biri 12 yaşında çocuk, biri Irak uyruklu kimliği belirsiz şahıs olmak üzere 20 kişinin infaz edilmesine ilişkin davanın görülmesine önümüzdeki günlerde Diyarbakır'da başlanacak. Cinayetlerin işlendiği 1993-1995 yıllarında Cizre'de görev yapan Cemal Temizöz'ün en yakınındaki isimlerden birinin öz ağabeyi Kamil Atak olduğunu anlatan Mehmet Nuri Binzet, yaşadığı vicdan azabı nedeniyle olanları açıkladığını dile getirdi. Geçtiğimiz ocak ayında Midyat Cumhuriyet Başsavcılığı'na ifade veren Mehmet Nuri Binzet'in anlattığı olaylar iddianameye yansıdı.
Mehmet Nuri Binzet, Cizre'de 2 dönem belediye başkanlığı yapan Kamil Atak'ın kendisinin ağabeyi olduğunu, ağabeyleri Kamil ve Kukel'e ait Cizre ilçesi Cudi Mahallesi'nde bulunan evlerin alt katlarında nezarethane olarak kullanılan odaların bulunduğunu, bu yıllarda buraya yasadışı PKK terör örgütüne yardım ettiği düşünülen kişilerin alınarak sorgulandığını, kendisinin de bir çok defa bu sorgulara katıldığını, sorgu sırasında kişilere fiziki şiddet uygulandığını, ağabeyi Kamil Atak'ın Cizre ilçe jandarma bölük komutanı olan Cemal Temizöz ile çok yakın ilişki içerisinde olduğunu, sürekli birlikte hareket ettiklerini, Temizöz'ün ağabeyine yardım ederek 1994 yılında belediye başkanı olmasını sağladığını, bu dönemde Cizre ilçe jandarma komutanı olan binbaşı Cemal Temizöz'ün emri ile ağabeyi Kamil Atak'ın, İskan Arslan, Nadir Neyci gibi kişileri gözaltı yaparak evinde bulunan nezarethaneye götürdüğünü, burada bu kişilerin sorgulandığını, bilahare infaz edildiklerini detaylı şekilde anlattı.
Binzet, 1993-1995 yıllarında Cemal Temizöz ile ağabeyi Kamil Atak'ın bazı kişilerin infazı hususunda kararlar alarak uygulattıklarını, infaz işlerinin koruculardan bir kısım kişiler ile ilçe jandarmada bulunan Yavuz, Selim Hoca, Tunay, Ferit, Tayfun ve Bedran kod isimli kişilerin gerçekleştirdiğini ifade etti.
Mehmet Nuri Binzet'in anlatımlarına göre bazı infazlar şöyle gerçekleştirildi: "1993 yılı aralık ayının 12-13'ünde Beşir isimli kişinin infazı. Babam Sait'in şehit edildiği günün ertesi Cudi Mahallesi'nde oturan Beşir isimli bir kişinin PKK örgütüne yardım ettiği gerekçesiyle geçi köy korucusu olan ve akrabam olan Bayram Polat, mahalle içerisinde evinde çıkararak Beşir isimli kişiyi götürüp 200 metre ileride Kaleşnikof silahı ile benim 100 metre yakınımda yaklaşık 10 metreden ateş ederek göğüs tarafından iki kurşunla öldürdü. Sabaha kadar ceset orada kaldı, çünkü olay sabah erken saatlerinde gerçekleştirildi. Güneş doğana kadar ceset orada bekledi. Sonra emniyetten gelip gerekli adli işlemler yapıldı. Ama sanki PKK ile çatışma yapılmış gibi evraklar tanzim edildi. Oysaki herkes Bayram Polat'ın Beşir'i öldürdüğünü biliyordu."
-HİZBULLAH SIĞINAĞINDA İNFAZ-
"1994 yılının başlarında İskan Aslan'ın evine gittik, sabah saat 08:00 civarında evinden alındı. Kamil ağabeyim şahsı önüne alıp götürürken biz arkasındaydık. Bu sırada İskan Aslan'nın karısı arkamızdan geldi 'Nereye götürüyorsun?' diye ağlayarak yalvarmaya başladı. Kamil ağabeyim İskan Aslan'ı Kukel ağabeyimin sığınak nezarethanesine götürmüştü. Nezarethaneye 2 veya 3. gün sorgulamak üzere Selim Hoca olarak bildiğim astsubay ile Yavuz isimli JİTEM'in grup lideri olduğunu bildiğim ancak rütbesini bilmediğim kişiler geldiler onlar sorguladılar. 4. gün İskan Aslan alınarak Kuştepe köyünde Hizbullahçılara ait bir sığına götürüldü. Bu sırada ben de yanlarındaydım koruma olarak bulunuyordum. İskan'ın burada infaz edileceğini biliyordum. Bir süre sonra bir el ateş edildi. Sığınaktan Abdulhakim Güven, Adem Yanık ve Selim hoca birlikte çıktılar, kimin öldürdüğünü kimse söylemedi. Ancak Adem'in yüzünün halinden ve silahını toplamasından silahı onun sıktığını anladım. Benim daha sonra duyduğum kadarıyla İskan Aslan aslında PKK militanı değilmiş, eşi öyleymiş. Ama töre gereğince kadın öldürülmeyeceği için İskan öldürüldü."
Mehmet Nuri Binzet ayrıca tanık olduğu şu infazları da anlattı: "1995 yılı Şubat ya da Mart ayında Cizre ilçesinin Almasigi köyü mensubu olup Cizre ilçesinden oturan Abdurrahman isimli kişi PKK örgütü sempatizanı olmaktan dolayı ağabeyim Kamil Atak tarafından öldürülmesi talimatı verildi. Bunun üzerine Kamil ağabeyim oğlu Tamer Atak ve Mehmet Nergiz tarafından evi civarında Cizre ilçe merkezinde kaleşnikof silahla taranarak öldürüldü. Ben Tamer ve Mehmet'e talimat verildiğinde yanındaydım. Ağabeyim Kamil Abdurrahman'ın öldürülmesini söyledi."
-1994-1995 YILLARINDA RAMAZAN UYKUR İSİMLİ KİŞİNİN ÖLDÜRÜLMESİ-
"1994 ya da 1995 yıllarında ben Kamil ağabeyimin oğlu Tamer ve Mehmet Nergiz ile birlikte İpekyolu cami civarında gezerken Ramazan Uykur ile karşılaştık. Bu sırada kırmızı renkli doğan marka Kamil ağabeyim tarafından silah karşılığı alınan chenc marka bir aracı yeğenim Tamer kullanıyordu. Ramazan'ın yanında kimse yoktu. Tamer, Ramazan'ın arandığını bildiği için arabaya çağırdı ve 'Babam Kamil seninle görüşmek istiyor arabaya bin' dedi Ramazan araca binmek istemedi. Bunun üzerine yeğenim Tamer arabadan inerek üzerinde taşıdığı, ruhsatsız tabancayı çıkartıp Ramazan'ın yüz kısmına dayayarak zorlamaya çalıştı. Ramazan, Tamer'e hitaben 'Senin silahından mı korkacam?' dedi ve silahı Tamer'in elinden almaya çalıştı. Bu sırada silah ateş aldı. Ramazan'ın yüzünden kan akmaya başladı. Ramazan ile Tamer boğuşmaya başladılar. Ben de Kaleşnikof silah vardı. Tamer'e vurmadan Ramazan'ı ayırmaya çalıştım. Ramazan'ın karın kısmına doğru sıkmaya çalışırken Ramazan ayağı ile engel oldu. Ramazan'ın ayağına doğru bir kez ateş ettim. Bunun üzerine Ramazan boğuşmayı bırakıp yere düştü. Daha sonra yeğenim Tamer bendeki kaleşnikofu alıp seriye bağlayıp bir çok defa Ramazan'a ateş etti. Zannediyorum 20-30 civarında mermi sıktı. Daha sonra Ramazan'ı orada bıraktık ve araçla olay yerinden uzaklaştık"e verdim.
-GİZLİ TANIK ANLATIYOR-
Davanın gizli tanıklarından Tükenmez Kalem de bazı infazları savcılara anlattı. Tükenmez Kalem'in bahsettiği bu infazlardan biri Ramazan Elçi'nin öldürülemsi olayıydı: "İlçe jandarma komutanı Cemal Temizöz, Ramazan Elçi isimli kişinin örgüte yardım ettiğine dair bilgi edinmiş ve bu şahsın alınması ve infazı hususunda Yavuz isimli uzman ile Tuna isimli uzman çavuşa talimat vermiş. Bunun üzerine Yavuz, Tuna ve ben birlikte beyaz renkli bir toros marka araçla gündüz vakti, aracı Yavuz'un kullandığı halde içecek bir şeyler almak için ilçe jandarma komutanlığından ilçe merkezine doğru giderken köprüde Yavuz aracı durdurdu. Ramazan Elçi isimli şahıs köprünün üzerinden geçiş yapıyordu. Şahıs kısa kol giyinmişti, zannediyorum gömlek vardı, rengini hatırlamıyorum. Şahıs 1,70 boylarında, sarışın birisiydi.
Yavuz araçtan inip şahsı kolundan tutup aracın arkasına bindirdi. Silopi yoluna doğru harekete geçtik. Bu sırada Yavuz, Ramazan'a gülerek 'Ne haber bu sıralar bize bir şeyler yok mu?' diyerek sordu. 'Senin ne yaptığını biliyoruz. Sen örgüte çalışıyorsun' gibi imalarda bulunuyordu. Bu sırada Ramazan'ın kimliğini istedi ve aldı. Yaklaşık 10 kilometre gittik. Güzeller karakolunu geçtik. Yaklaşık 4 kilometre daha gittikten sonra sol tarafta lokanta gibi çalıştırılmış fakat terk edilmiş bir yerde durduk. Sonra Tuna araçtan inip Ramazan'ı kolundan çekip aşağıya indirdi. 'Ramazan gel' dedi. Duvarın kenarına götürdü. Duvarın arka kısmından bir el silah sesi geldi. Sonra Tuna tek başına elinde silah olduğu halde gelip aracın önüne bindi. 'P...g gitti' dedi. Sonra Yavuz aracı hareket ettirip birlikte ilçe jandarma komutanlığına gittik. Ben ve Tuna aşağıda beklerken Yavuz ilçe jandarma komutanı Cemal Temizöz'ün odasına çıktı. Giderken kimlik de elindeydi. Sonra hiçbir şey olmamış gibi günlük faaliyetimize devam ettik."