2012 bütçe hedefi tutmayacak. Bu durum hükümeti, harcamalarda frene basmak zorunda bırakabilir.
Uluslararası Para Fonu (IMF), 4. madde görüşmeleri çerçevesinde Türkiye’ye yaptığı ziyaret sonrasında bir değerlendirme notu yayınladı. Buna göre IMF, Avrupa Birliği’ndeki zayıf büyümeye rağmen, Türkiye ekonomisinin 2012 yılında ölçülü bir şekilde yüzde 3’lük büyüme göstermesini bekliyor. Bu yılın ilk yarısında önemli ölçüde azalan iç talep, kısmen net ihracattaki artışla telafi edildi. Bu dengelenmede zayıf seyreden ithalat önemli rol oynasa da, dış pazarların özellikle Ortadoğu ve Kuzey Afrika’ya yönelik olarak çeşitlendirilmesi sayesinde ihracat büyümesinin güçlü kalması etkili oldu. İç talebin tekrar canlanmasına yönelik şartlar mevcut. 2012 sonrasında, ekonomi, uzun vadeli trendi olan yüzde 4 civarındaki büyümeye dönüş için uygun bir konumda olacak.
Hazine Müsteşarlığı, IMF Heyeti’nin 2012 yılı 4. madde görüşmeleri çerçevesinde yaptığı değerlendirmeyi açıkladı. Hazine’nin yayınladığı gayri resmi tercümeye göre, Türkiye’nin makroekonomik politikaları ekonominin yumuşak inişine yardımcı oldu. Ancak dış açıktaki azalma ve enflasyondaki düşüş eğiliminin tersine dönmeye başlaması halinde, yetkililerin politikalarında gerekli uyarlamaları yapmaya hazırlıklı olması gerekiyor. Ilımlı büyüme hızı dengesizliklerin giderilmesine katkı yaptı. Uygulanan politikalar enflasyonun düşürülmesinde ve cari açığın daraltılmasında etkili olmaya başladı. Enflasyon azaldı. Ancak yıl sonu enflasyonunun, Merkez Bankası’nın yıl sonu hedef bandının üzerinde gerçekleşeceği tahmin edildi. Sıkı önlemler aşırı kredi büyümesine yönelik endişeleri hafifletti.
Türkiye, yüksek cari işlemler açığı ve belirsiz bir dış ortamın getirdiği dalgalı küresel sermaye akımları dikkate alındığında kaydadeğer risklerle karşı karşıya. Hükümet 2012 yılı bütçe hedefini tutturamayacak. Büyümedeki yavaşlamaya bağlı olarak azalan gelirlerin yanı sıra bütçe tavanlarının üzerinde gerçekleşen harcama artışları, bütçenin kötüleşmesine sebep oldu. Türkiye ekonomisinde güçlü seyreden yurtiçi talepten kaynaklanan gelirlere aşırı bağımlılık bulunurken, kamu harcamalarında artan katılıklar oluşmakta. Özellikle, tersine çevrilmesi güç olan kamu kesimi ücret ve emeklilik harcamaları, ekonominin potansiyeli ve vergi idaresindeki iyileşme hızının üzerinde büyüdü.
IMF’den satırbaşları
Türkiye’de enflasyon düştü, ancak Merkez Bankası’nın politika çerçevesinin faydaları tam olarak ortaya çıkmadı. Enflasyon beklentileri Merkez Bankası’nın hedefi olan yüzde 5’in üzerinde seyrediyor. Merkez’in yıl sonu enflasyon hedefi de aşılacak. Enflasyon hedefinin erişilmesinin güç olması veya enflasyon beklentilerinin yüksek seyretmesi halinde daha geleneksel bir çerçeveye dönüş gerekebilecek.
Türkiye’nin düşük yurtiçi tasarrufları, ülkeyi önemli ölçüde sermaye akımlarına bağımlı hale getiriyor. Politika değişikliği olmaması halinde, mevcut tasarruf düzeyi Türkiye ekonomisini gerekli yatırımların yapılabilmesi için dalgalı sermaye girişlerine maruz bırakacak.
Faiz dışı fazlada kaydadeğer artış hedefi gerekiyor.
Sıkı maliye politikası, para politikasının üzerindeki enflasyon hedefine ulaşma baskısını hafifletecek. Bu ekonominin ithalata bağımlı bir yapıdan, ihracat büyümesine dayalı bir dengelenme sürecine girmesine yönelik çabaları destekleyecek. Ayrıca daha düşük faize imkân vererek, Türkiye’nin dalgalı ve istikrar bozucu kısa vadeli sermaye girişlerine olan maruziyetini azaltacak.
İşgücü piyasasının işleyişini iyileştirecek, kayıt dışılığı azaltacak, işgücüne katılımı artıracak, enerji sektörünün etkinlik ile kapasitesini geliştirecek ve finansal derinleşmeyi temin edecek ilave önlemler düşünülmeli.
Cari açık 2012’de muhtemelen GSYH’nin yüzde 7,5’i seviyesine inecek. 2013’te de enflasyonda ve dış açıkta ılımlı bir iyileşme bekleniyor.
Türk finansal sistemi iyi performans göstermeye devam etti. Bankaların kârlılığı uluslararası standartlara nazaran yüksekliğini korumakta, kaldıraç ve takipteki alacak düzeyleri emsal ülkelere göre düşük.
Yıllık brüt dış finansman ihtiyacının önümüzdeki birkaç yılda dikkat çekici bir şekilde yüksek seyretmesi öngörülüyor. Sermaye akımlarının tersine dönmesine neden olabilecek ve ekonomiyi keskin bir düzeltmeye zorlayabilecek istikrarsız küresel finansal ortam, büyük bir risk teşkil ediyor.
Zaman