İlk ol emri ve ilk Bismillah

Erdoğan ÇELEBİ

İlk kelam ve İlk Şefkat İlişkisi

Sual: “İlk Bismillah’ kime ait, ne zaman dendi, ne ile söylendi.

Elcevab:“Ezeli ve Ebedi olan,ol kelamı evvel ve ahirzaman boyutuyla ve şefkatiyle söyledi”

Evet,

Her şey şefkatle ve muhabbetle söylenmiş bir “kün emriyle” başladı.

Ve şefkate garkolmuş bir “feyekun” ile olmaya devam ediyor.

Evet, kesret canibinden baktığımızda,hikmet dairesinde olmaya devam ediyor ama Allah canibinden baktığımızda,Vahdet ve Kudret dairesinde oldu, diye ifade edebiliriz.

Aslında ezeli ve ebedi isim ve sıfatlarla muttasıf bir hallakıyet için oldu yada oluyor demekte hakikati tam ifade etmiyor. Çünkü zamansız bir zamanda ve mekansız bir mekanda her şey yaşanmış,yaşanmaya devam ediyor ve edecek.

Noktayı istinad (Allah’a (c.c.) dayanma) ve noktayı istimdat(ahirete inanma) hakikati bize bunu ihtar ediyor.

Peki bu kün emri kelamının mahiyetinde ne vardır?

Bu “ol” emri kelamında ilim vardır,irade vardır, kudret vardır,belki bütün esma,sıfat ve şuunatı vardır. Ama özellikle bir şey vardır ki,  o  da şefkat ve merhamettir. Hatta şefkat ve merhamet diğer bütün esmaları olumlu anlamda “BEL” etmiştir, kuşatmıştır,diyebiliriz.

Zira,biz kullara dahi her şeye onunla başlamamız, her şeyi onunla işlememiz, her şeyi onunla almamız ve onunla vermemiz emredilmemişmiydi.

İşte o “bismillah”tı, bismillahirrahmanirrahim’ emri, ayeti ve hakikati idi.

Yani, Cenabı Hak bizlere, her işimize şefkatle başlamayı, kendisinden başka kimseden karşılık beklememeyi, feragati, istiğnayı ve ihlası emrediyordu.

Tabii ki şefkat, feragat ve ihlasın yanında bir de muhabbet vardı.

Ama muhabbet boyutu adeta tasavvufi bir moda olarak –belki de haklı olarak- sürekli dile getirildiği ve gündemde tutulduğu için, bu anlamda çok garib kalan ve ihmal edildiğini düşündüğüm şefkat ve merhamet boyutuna ve hakikatina vurgu yapmayı tercih ettim.Çünkü Üstad Hazretleri şefkatin muhabbetten daha keskin daha hakikatli daha kısa bir yol olduğunu, muhabbetin karşılık beklediği halde şefkatin tam feragati ve karşılıksız vermeyi ifade ettiğini haklı olarak ve acib bir  hakikat olarak beyan ediyordu.

Hatta muhabbeti konu edinmenin nefse de hoş gelen yönü olmakla birlikte şefkati ve feragati yazmanın nefse de oldukça ağır geldiğini bir tesbit olarak belirtmek gerekir.

Bu anlamda muhabbet –daya ziyade- tarikat iken, şefkat hakikattir,

Muhabbet tasavvuf mesleği iken, şefkat hakikat mesleğidir, risale-i nurun mesleğidir.

Muhabbet “ ben gizli bir hazineydim,bilinmek ve tanınmak istedim” kudsi hadisine dayanmakta iken,

Şefkat  Kur’an-ı Kerim’de 114 kez nazil olmuş”bismillahirrahmanirrahim” ayetine istinad etmektedir.

Muhabbet “her cemal ve kemal sahibi kendi cemal ve kemalini görmek ve göstermek ister” manasına masadak iken, ki bu boyutuyla nur risalelerinde de vardır,

Şefkat “ben kainatı şefkatimle ve merhametimle yarattım” manasına müstehaktır.

Muhabbet bir nur iken , şefkat bir ziyadır.

Öyleyse, bismillahirrahmanirrahim, ayeti;

Her hayrın başıdır, hatta bizzat kendisi hayırdır,

Her şefkatin başıdır,bizzat kendisi şefkattir,

Her merhametin başıdır,bizzat kendisi merhamettir,

Her feragatin başıdır,bizzat kendisi feragattir,

Her fedakarlığın başıdır, bizzat kendisi fedakarlıktır,

Her istiğnanın başıdır,bizzat isiğnanın ta kendisidir,

Hatta her ihlasın başıdır,ihlas hakikatıdır,Hatta ta İHLAS’TIR.

Zira, karşılığı yalnızca Allah’tan bekleyen bir abdi azizdir.

Hülasa,

Şefkat ve merhamet,Sünnetullahtır,

Sünnetullaha uygun hareket etmektir,

Fıtrattır,fıtrata uygun yaşamaktır,

Ehli beyt ve Ali beyt mesleği olup onlara şefkatin,merhametin,muhabbetin fıtri ifadesidir.

Hz.Peygamber Efendimiz’in (A.S.V) sünnetidir.

Bir nevi peygamberimizin manasıdır.Zira, O’da “alemlere rahmet olarak gönderilmiştir ve “Vema erselnake illa rahmeten lil alemin” ayetinin bizzat muhatabıdır.

Nasıl ki, Halikı Külli Şey kainatı yaratırken şefkatiyle kün demiş ve kainatı

şefkatle hayata ve insana hizmet ettiriyorsa,

Kainatın çekirdeğini de Nur’u Muhammedi olarak belirlemekle, şefkat ve merhamet timsali bir peygamber’in nurunu mahlukata maya ve nur yapmıştır.

Zira Hz. Muhammed (a.s.v.) merhametin, şefkatin ve muhabbetin de

somut, maddi, mücessem timsalidir.

Bu manada,

Ol emri kelamının başlangıcı ve ruhu; şefkatin ve merhametin ifadesi olan rahman ve rahim olduğu gibi,

Kainatın çekirdeği , başlangıcı ve Nur’u da

 Nur’u Muhammedi’dir.(s.a.v.)

Son olarak gene besmelenin aslına özüne dönecek olursak,

Bismillah ,Allah’ın adıyla başlamak ve bakmak,

Errahmanirrahim, şefkatiyle, şefkat esmasıyla bakmak,

Ve kainattaki şefkati rububiyeti görmek,

Mahlukat arasındaki yardımlaşmayı,dayanışmayı,cevaplaşmayı,omuzlaşmayı görmek,

Mahlukata şefkatle ve şefkatiyle bakan ve her şeye şefkat elini uzatan,

elbette her şeyden  aynı şefkati misliyle görecektir,

Ve sonsuz bir şefkat gören, ebedi şekavetle karşılaşmayacaktır.

BİSMİLLAH DEMEK

KAİANATA, EŞYA PERDESİNDEN DEĞİL; ESMA MERTEBESİNDEN BAKMAKTIR.

İlk tefekkür yazımıza, 21 Mart 2014 tarihli risale haber köşesinde “marifetli ve mağfiretli Hz.İnsan” başlıklı makalemizde başlamıştık, meraklısına duyurulur.

 

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.