İkinci Söz'de tablolor ve sahneler

Himmet UÇ

İkinci Söz ve Bediüzzaman’ın dil estetiği-3

İkinci Söz, hakikati icmal konusunda bir harika. Yazar, bir-iki paragrafta icmalleri tablolar, sahnelerle anlatıyor.

İkinci adamı anlatırken onun da portresini çizer. “Diğeri hüdabin, hüdaperest ve hakendiş, güzel ahlaklı idi.”

Hüdabin ne demek? Önceki kendi nefisinin ve onun etrafındaki zevk ve menfaatlerinin iticiliğiyle yaşıyor. Hüdabin ise kelime ne kadar bütün hayatı kuşatacak şekilde muhtevası doldurulmuş. Her şeye her işe Allah adına bakan, Allah’ın gör dediğine bakan ve O’nu O’nun tesmiye ettiği şekilde yorumlayan.

En büyük hüdabin Peygamberimiz (asm). Ondokuzuncu Söz nasıl dokuz sahifede Peygamberimizin fiillerini, davasını, yaptıklarını, görülmemiş bir hülasa metin halinde anlatır. Onun portresidir, bütün hayatını içine alan her cümlesi olaylarla doldurulacak açılımı kitap olacak kadar zengin bir metindir. Altıncı reşhada yirmiye yakın cümle var bir sahifenin üçte biri kadar bahis.

“İşte o Zat bir saadet-i ebediyenin muhbiri,

Müjdecisi

Bir rahmet-i binihayenin kaşifi

Ve ilancısı

Ve saltanat-ı  Rububiyet’in mehasinin dellalı

Seyircisi

Ve Kunuz-ı Esmai ilahiyenin keşşafı

Göstericisi

Ubudiyeti cihetiyle O’nu bir misal-i muhabbet

Bir timsal-i rahmet

Bir şeref-i insaniyet

En nurani bir semere-i şecere-i hilkat

Risaleti cihetiyle, bir bürhan-ı Hak,

Bir sirac-ı hakikat

Bir şems-i hidayet

Bir vesile-i saadet

İşte bak nasıl berk-i hatıf gibi O’nun nuru şarktan garbı tuttu

Ve nısf-ı arz ve hums-ı beşer O’nun hidayetini kabul edip hırz-ı can etti.

Bir reşhada onsekiz cümle var. Her biri onun hayatı ve efalinin hülasası ve müşahedeye dayalı, ondört reşhanın her birinde onbeş cümle olsa iki yüz cümlelik bir efali biyografi. Bütün bir hayatı o inanılmaz hafızasında özetleyecek ve icmal edecek bir büyük gözlem gücü ve ifade anlayışı, özetleme gücü. Ne söyleyelim? Yukarıdakilerin her birine bir örnek cümle yazılsa koca bir kitap olur On Dokuzuncu Söz’ün açılımı.

O (asm), o kadar hüdayi ki Bediüzzaman İkinci Şua’nın menbaını onun hüdailiği ile bağlantılı anlatır...

“Resul-i Ekrem Aleyhisselatü vesselam yemin ettiği vakit en çok istimal ve tekrar ile her zaman ferman ettiği şu “Vellezi nefsi Muhammedin biyedihi” kasemidir. Ve bu kasem gösteriyor ki şecere-i kainatın en geniş dairesi ve en müntehası ve nihayatı ve teferruatı dahi Zat-ı Vahid-i Ehad’in kudretiyle ve iradesiyledir. Çünkü mahlukatın en müntehab ve en müstesnası olan Muhammed Aleyhissilatü Vesselamın nefsi kendi kendine malik olmazsa ve efalinde başka bir ihtiyara bağlı ise elbette hiçbirşey, hiçbir şen, hiçbir hal, hiçbir keyfiyet cüzi olsun külli olsun o muhit iktidarın ve şamil ihtiyarın daire-i tasarrufunun haricinde olamaz. Evet bu çok manidar Kasem-i Muhammedinin (asm) ifade ettiği gayet muazzam ve muhit bir tevlid-i Rububiyettir. Ve bu tevlidin isbatına dair yüz belki bin bahir bürhanlar, Siracün Nur‘da beyan edildiğinden, bu hakikat-ı aliyenin isbatını ona havale ederek…” (Şualar)

İkinci Söz’den bir hüdabin kelimesini aldık. Tablolar ve sahneler işte ondört reşhadaki icmal edilen, özetlenen kelimelerin insan muhayyilesindeki yansımalarıdır. İkinci sözün tablolarına devam ederiz.

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.