İddianame çelişkilerle dolu

Askeri savcılığın Albay Dursun Çiçek hakkında hazırladığı iddianame soru işaretlerini de beraberinde getirdi.

Büşra Erdal'ın haberi

'İrtica ile Mücadele Eylem Planı'nın altında imzası bulunan Çiçek hakkında 13 Nisan 2010'da 'darbe teşebbüsü' suçlamasıyla dava açılmasından birkaç gün sonra bu kez askerî savcılık aynı belgeyle ilgili yürüttüğü soruşturmayı iddianameye dönüştürüyor. Askerî savcılık, her şeyin sorumlusu olarak Çiçek'i gösteriyor. En önemlisi 'Kaos Planı'nı Çiçek'in hazırladığı çok net bir ifadeyle dile getiriliyor. Burada, ortada bir eylem planını hayata geçirecek çetenin olmadığı, bir subayın bireysel eylemi olduğu anlatılıyor. Orgeneral Saldıray Berk aklanmaya çalışılıyor.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki dava dosyasında isimleri geçen dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Hasan Iğsız ve 1. Ordu Komutanı Ergin Saygun'dan bahsedilmiyor bile. Öte yandan Çiçek'e 'ast-üst ilişkilerini zedelemek' suçundan 1 ile 6 yıl arasında hapis cezası istense de Ergenekon davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin belgenin Çiçek tarafından hazırlandığı kanaatini pekiştiriyor. Bu şekilde süreç Çiçek'e ihale edilmiş oluyor. Askerî savcılık iddianamesinde Çiçek'in 2007 yılında terfi ettirilmediği için üstlerine kızdığı ve onlara zarar vermek için 'Kaos Planı'nı hazırladığı iddia ediliyor. Buradan yola çıkacak olursak, 4 sayfalık belgeyi hazırlamanın dışında Çiçek'in Erzincan'a gitmesi, İlhan Cihaner'e dindar insanlara yönelik soruşturma açtırması, Erzincan Jandarma Komutanlığı'na fişleme yaptırması ve gizli tanıkları ayarlayıp bunun sonucunda Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı'nı da 'Ergenekon soruşturması' yapması için harekete geçirmiş olması gerekiyor. Ancak bütün bu iddialar hayatın olağan akışına aykırı. Dolayısıyla askerî savcılığın hazırladığı iddianamedeki 'Çiçek belgeyi tek başına hazırladı' ifadeleri havada kalıyor.

KARARGÂH'A KIZIP 3. ORDU'YU 'mağdur' ediyor!

İddianamede "2007 yılı YAŞ toplantılarında amiralliğe terfi edemeyen şüpheli Çiçek'in de bundan kaynaklanan kırgınlık ve kızgınlık sonucu, muhtemelen bazı çevrelerin kışkırtmaları ve etkileriyle TSK'yı zor durumda bırakmak amacıyla söz konusu yazıyı hazırlamış olabileceği kanaatine varılmıştır." deniliyor. 2007 yılındaki YAŞ toplantısına kızan Çiçek'in belgeyi hazırlamak için 2009 yılına kadar beklemesinin mantıklı bir açıklaması yok. Karargâhta çalışan Çiçek'in kendisinin terfisiyle ilgili olmayan 3. Ordu Komutanını mağdur etmesi de mantıklı bir izahtan uzak. İddianamede, Saldıray Berk, İlhan Cihaner ve Ergenekon örgütünün Erzincan yapılanmasına ilişkin yargılanan sanıkların 'mağdur' olduğu ifade ediliyor. Ancak, Çiçek'in bu kişileri mağdur etmek için neden hedef seçtiğine ilişkin soruya cevap yok. Türkiye'de onlarca il varken durup dururken niçin Erzincan'daki 3. Ordu Komutanlığı ve Erzincan Başsavcılığı mağdur edilmek istensin?

İddianamedeki diğer çelişkiler de şöyle: Çiçek, Ergenekon davasında kendisinin Genelkurmay Bilgi Destek Dairesi'nin NATO birlikleriyle ilgili dış tatbikatlara bakan 3. Şubesi'nde görev yaptığını, asıl irtica konusunun 2. Şube'nin alanı olduğunu ifade etmişti. Askerî savcılık iddianamesinde Çiçek'in irtica konusuna baktığı iddia ediliyor. Çiçek savunmasında, "TSK'da sevilen ve en çok tanınan üç albaydan biriyim." demişti. Askeri savcılık ise terfi etmediği için üstlerine kızgın olduğunu savunuyor. Çiçek, savunmasında Bilgi Destek Şubesi'nde hazırlanan plandan daire başkanı, harekat başkanı ve ikinci başkanın sorumlu olduğunu anlatmıştı. Fakat, askerî savcılık Çiçek'in bu planı tek başına yaptığını ileri sürüyor. İddianame, üstlerini kurtarıp Çiçek'i de az bir cezayla kurtarmayı hedefliyor görüntüsü veriyor. Ancak burada İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin eğer böyle bir plan varsa bunu bozma ihtimalinin de gözden kaçırılmaması gerek.
Zaman
 

Güncel Haberleri