İçimizdeki hapisler…

Afife ARTIK

İnsana hiç kimse kendisi kadar zarar veremez

Hürriyetinin baş düşmanı yine insanın kendisidir.

Hem ticaret yapmak hem de tenezzüh etmek için gönderildiğimiz bu dünyada

Sermayemizin farkına varmaz ve onu yerli yerince kullanmaz ve tenezzühe medar şeyleri de Rabbimizin rızası haricinde kendimize yasak edersek içimizde binler hapislerde sıkışıp kalırız.

Yerinde kullanılmayan her bir duygumuz bizim için ayrı bir işkenceli hapse döner.

Yerinde kullanılmayan öfke, yerinde kullanılmayan şehvet, yerinde kullanılmayan şefkat, yerinde kullanılmayan sevgi…

Bu duyguların her biri fevkalade kıymettar ve sahibini ötelere taşıyacak, ruhun inbisatına medar olacak iken sahibi için birer azab aletine döner.

Bu duyguların her biri bir kasıt için yaratılmış ve bir gaye için verilmiştir. Yerli yerinde kullanılmayınca yani; israf edilince olanlar olur…

Kendilerini ziyan eden kullar hitabına muhatap oluruz… şükür ki hitabın devamında “Allah’ın Rahmetinden ümidinizi kesmeyin” tesellisi de vardır.

Her ne kadar kendimizi yerinde veya dozunda sarf edememişsek de Allah’ın Rahmeti vardır. şefkati merhameti, mağfireti… Afüvv, Gafur, Tevvab, Gaffar isimleri…

Yanlışını yapmadan doğrusunu öğrendiğimiz az şey vardır belki. Sobada elini yakmadan sobaya değmemesi gerektiğini öğrenebilen kaç çocuk olmuştur…

Günahın içindeki ıstırap ve elemi tatmadan günahın kötülüğüne kâni olan kaç insan vardır? elbette istisnalar vardır. Kimilerinin yaparak öğrendiklerini kimileri mahiyetlerine bakarak öğrenirler.

Kimisi şeytanın peşinden gittikten sonra gitmemesi gereğini derk ederken kimileri de şeytanın fısıldadıklarına bakarak bunu anlar.

İçindeki hapislerden kurtulamayan bir insana dışarıdan ne gibi imkanlar sağlandığı çok da anlamlı ve önemli değildir. Zira hürriyet insana dışarıdan bahşedilecek bir şey değildir. Vicdanen ve fikren hür olmayan insanın tüm hak ve hürriyetlerinin güvence altına alınmış olması mutlu edemez onu.

Kendisini içindeki hapislerden bir an olsun halas edemeyen dünyayı serbestçe gezse ne çıkar…

Hapiste olmak mı daha kötü yoksa hapiste olduğu halde kendini hür zannetmek mi?

Sürekli bir şeylerin güdümünde hareket etmek ve bunu fark etmemek en büyük mutsuzluk sebebi değil mi?

Nereye doğru yürüdüğünü bilmeyen ve her yaptığının kendini nereye taşıdığının farkında olmayan insan huzurlu olabilir mi?

Önemsediği bir hedefe doğru her gün adım adım gittiğinin ve yaptığı işlerin bu büyük hedefi beslediğini bilmeden insanın huzurlu olması mümkün mü?

Tavır ve tepkilerinin yapıp ettiklerinin hep bir ana gayeye göre şekil alması ve o ana gaye hayatının hayatı olması ile ancak insan huzur bulabilir. Anlamsızlık hastalığından kurtulabilir. 

 

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.