İçimizdeki çocukla halleşmek

Çocuğun ellerini yanaklarınıza sürün. Masumiyeti dokunuzda da hissedeceksiniz bu kez. Gözlerine bakın, yüzüne bakın ve masumiyetini derinlemesine iliklerinize kadar hissedin.

Arifhan Akpınar'ın yazısı:

Hayatın keşmekeşinde, tozu- dumanı arasında ne kadar da kirleniyoruz. Sonra geriye dönüp baktığımızda ‘’eteklerimizde güneş rengi bir yığın yaprak!’’ … Keşkelerin yıkıntıları arasında kalmış bir hayat…  Çünkü yaşadıklarımız ve elimizle ettiklerimiz yüzünden, hiçbirimiz çocukluğumuzdaki masumiyette kalamıyoruz.

Var mısınız çocukluğunuzla yüzleşmeye?

Şimdi çocukluğunuzun hatırladığınız ilk haline gidin. O çocuğun önüne çökün ve onunla gözgöze gelin. Yüzündeki masumiyeti, kirlenmemişliği hissedin.

Çocukluğunuzdaki çocuğun masumiyetiyle kendi  durumunuzu kıyaslayın. Ne kadar masum kaldığınızı onun masumiyetine bakarak görün. Ondan aldığınız masumiyet bayrağını kirlettiğinizi düşünüyorsanız  ondan özür dileyin.

‘’Seni senin kadar masum bırakamadığım,  türlü türlü günahlara belediğim için senden özür diliyorum,’’ deyin.

Sonra çocukluğunuzdaki çocuğun gözlerindeki yaşama sevincine, cıvıl cıvıl heyecana bakın aynısını kendi içinizde hissedemiyorsanız, ‘’Senden aldığım bu cıvıl cıvıl yaşama umudunu acıların kederlerin altında ezdirdiğim onların altından kalkma becerisini gösteremeyip hayat ışığını söndürdüğüm için senden  bir özür daha diliyorum!’’ deyin.

Sonra ellerini avuçlarınızın arasına alıp içinizi dökün o çocuğa: ‘’Seni çok üzdüm, seni çok hırpaladım, seni çok ezdirdim, sana çok günah işlettim, seni mutuz kıldım, sen bana bir emanettin ama ben o emaneti layıkıyla taşıyamadım. Seni kötü alışkanlıklarla diğer insanlardan koparttım, seni diğer insanlara aşağılattım, seni Allah’tan emanet  aldığım halinle bırakmadım, hem sana hem emaneti bana verene nankörlük ettim, seni senden aldığım gibi masum bırakamadım,  özür dilerim!’’ deyin ona ve sımsıkı sarılın. Emin olun o size kızmayacak çünkü kızmayı bilmiyor, çünkü masum, çünkü affetmeye hazır, çünkü saf ve bozulmamış bir İslam fıtratında.

Sonra ona söz verin; ‘’Sen bana Allah’ın emanetisin. Bundan sonra seni üzmeyeceğim, bundan sonra şeytanın sana  günah işletmesine müsaade etmeyeceğim. Bundan sonra sana kötülük etmeyeceğim ve kötülük edilmesine fırsat vermeyeceğim. Senin şu cennetten yeni çıkmış gibi saf, duru halini kirletmeyeceğim. Senin elinden tutup cehenneme sürüklemeyeceğim. Geleceğini karartmayacağım. Biliyorum ki seni bana emanet eden Yaratıcı, seni en masum halinle koruma donanımını bana verdi ve ben seni muhafaza etmek için bu donanımı kullanmadım. Bundan sonra o donanımımı en verimli şekliyle kullanıp kendimi sana ve seni bana verene affettireceğim. Tekrar şimdiki masum, mutlu günlerimize dönmek için elimden ne gelirse yapacağım. Gözlerindeki hayat ışığını yeniden parlatacağım. Yeniden seni sen kılacağım.’’ deyiverin.

Çocuğun ellerini yanaklarınıza sürün. Masumiyeti dokunuzda da hissedeceksiniz bu kez. Gözlerine bakın, yüzüne bakın ve masumiyetini  derinlemesine iliklerinize kadar hissedin. Sonra yanaklarından öpün çocuğun. Tekrar, kavuşmak için vedalaşın onunla. Bağrınıza basın, koklayın. Olduğu yerde bırakın ve ayrılın yanından.

Sonra, gözlerinizi açın ve kendinize gelin. Kendinizde olmadığınızı fark ettiyseniz, kendinize gelme yoluna girdiniz demektir.

 Sonra, gönül aynasında gönlünüze bakın. Sonra, aynanın karşısına geçin yüzünüze bakın.  Ne kadar değiştiğinizi fark ediyorsanız, çocuğa verdiğiniz sözleri hatırlayın.

Sonra gözbebeklerinize bakın.  Ağlıyor musunuz? Doğru yoldasınız, devam edin!

Nereden mi biliyorum! Ben yaptım çünkü!

Haber 7

Güncel Haberleri