İbadetin İnsan Hayatındaki Yeri ve Önemi

Mehmet EVREN

يَاۤ اَيُّهَا النَّاسُ اعْبُدُوا رَبَّكُمُ الَّذِى خَلَقَكُمْ وَالَّذِينَ مِنْ قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ

Muhterem Mü`minler!

Okuduğumu ayet-i kerimede Cenab-ı Hak: “Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet ediniz ki, takvâ mertebesine ulaşasınız. ” Buyuruyor. (Bakara Suresi 21. Ayet)

Bir gün Nasreddin Hoca kapının önünde bir şeyler ararken onu gören dostları:

-Hayrola hocam ne arıyorsun?

-Yüzüğümü düşürdüm de onu arıyorum. Der hoca!

-Hocam nerede düşürdüğünü söyle de biz de yardımcı olalım demişler.

Nasreddin Hoca:

"-İçeride, evin içinde düşürdüm. " demiş.

-Peki, hocam içeride düşürdüğün yüzüğü neden dışarıda arıyorsun?

"- Hoca, burası daha aydınlık da ondan dolayı burda arıyorum. " demiş.

Muhterem Mü`minler!

Mutluluğumuzu nerede kabettiysek orada aramamız gerekiyor galiba!

Demek ki, saadeti doğru yerde ve kaynağında aramak gerekiyor. O halde hayatımızın huzur ve mutluluk içerisinde devam etmesini istiyorsak, imanımızı ibadetle takviye etmemiz gerekir. Aksi takdirde imanımız zayıflar, kuvvetten düşer ve günün birinde yıkılır gider. İşin acı ama gerçek bir tarafı vardır ki, o da bir çok insanın bu sessiz ve derinden yıkılışın farkında olamamalarıdır.

Evet, îman ve ibadet arasında çok sıkı bir bağ vardır. Amel, pratik bir îman, îman da nazarî yani teorik bir ameldir. Sadece nazarî îman ile ebedi saadet kazanılamaz ve cennete girilemez. İşte bundan dolayıdır ki 3. Sözde “İbadet ne büyük bir ticaret ve saadet” diye başlıyor Bediüzzaman Hazretleri. Allah’a kulluk görevlerini yerine getiren ve getirmeyenler arasında bir karşılaştırma yapıyor. İnsanoğlunda potansiyel halde bulunan latifelerin, duyguların ve hislerin harekete geçmesi için ibadet şarttır.

Aziz Mü`minler!

Verilen temsilde, insan yine bir askere ve bir yolcuya benzetiliyor. Sağ yol, cennet bahçelerinden bir bahçeye, sol yol ise cehennem çukurlarından bir çukura götürüyor bu yolcuyu. Evet, Kurànın ifadesiyle sağ; her zaman iyiliğin, güzelliğin, mutluluğun, emniyetin, kuvvetin ve bereketin bir belirtisi, işareti ve ahiret yörüngeli olmuştur. Sol ise şüphenin, endişenin, korkunun, tehlikenin, huzursuzluğun adresi ve dünya yörüngeli olmuştur.

Şu da unutulmamalıdır ki Yüce Rabbimiz; “dünya hayatı geçici bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir, ebedî âhiret diyarı ise, hayatın ta kendisidir. ” Buyurur. Yolculuğa devam eden askerin sırtında ibadet işareti olarak ortalama 8 kiloluk bir çanta var. Bu çanta 4 büyük ibadete yani namaz, oruç, hac ve zekâta işaret ediyor. Yolcu aynı zamanda bir takva belirtisi olarak da 2 kiloluk bir silah taşıyor. Bununla da takvanın esasları olan ihlâs ve ihsana işaret ediyor. Kur’an-ı Kerimde Yüce Allah; “unutmayın ki en güzel elbise, takvâ elbisesidir” buyuruyor. Görüldüğü üzere bir mümin azığını almadan yola çıkmamalıdır, aksi takdirde yollarda takılıp kalması mukadderdir. Evet, îmanını ibadet ve takva ile beslemeyenler yol yorgunluğundan kurtulmaları biraz zor gibi görünüyor.

Muhterem Kardeşlerim!

Yolcunun üzerine aldığı yiyecek ve mühimmâta bakılırsa bunların çok ağır olmadığı görülüyor. Bedenen çok zayıf insanların dahi taşıyacabileceiği bir ağırlık gibi görünüyor. Bu da şunu gösteriyor, Cenab-ı Hakk, kullarını takat getiremeyecekleri şeylerle yükümlü tutmamıştır. Evet, “ibadetin çendan gerçi zahirî görünürde bir ağırlığı var”, fakat 6. Söz’de de ifade edildiği gibi “Allah’a abd ve asker olmak öyle lezzetli bir şereftir ki, tarif edilmez”. Ne mutlu bu lezzeti iliklerine kadar hissedenlere! Kaldı ki ibadetin meşakkatli olarak yerine getirilmesi normaldir. Çünkü bu dünya hizmet yeridir; burada çalışılacak, alın teri dökülecek ve zahmet çekilecektir. Zevk alınacak yer ise nimet yeri olan ahriet yurdudur.

“Evet, tam münevverü’l-kalb bir âbidi, yani kalbi imana ve ibadetle nurlanmış bir kuku küre-i arz yer küre bomba olup patlasa, ihtimaldir ki, onu korkutamaz”. Çünkü “O hem Hakîmdir; her şeyi hikmetle yapar abes iş yapmaz” kelimeleri dökülür dilinden. İbrahim Hakkı Hazretleri gibi “Her işte hikmeti vardır, abes fiil işlemez Allah” sözleri mırıldanır ağzından.

Evet; “Meselemiz olan ubudiyet yani kulluk yolu, zararsız olmakla beraber, onda dokuz ihtimalle bir saadet-i ebediye yani ebedi bir saadet hazinesi vardır onda “İman tevhidi, tevhid teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül saadet-i dâreyni iktiza eder.” Evet, “âhiret gibi dünya saadeti dahi ibadette”dir. Bize taat ve muvaffakiyet nasip eden Allah’a hamd olsun!

diyor. Bediüzzaman 3. Sözde

Yorum Yap
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
Yorumlar (3)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.