Hz. Muaviye’nin “Dişi Deve” Uydurmacası

MİSAFİR KALEM

Dr. Saim Arı

Hz. Muaviye hakkında, halk arasında çokça dile dolanan, basında ve internette yer alan aslı astarı olmayan ve tarihçiler arasında yalan söylemeyi kendilerine meslek haline getirmiş olanlar tarafından uydurulmuş bir takım rivayetler bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi, Hz. Muaviye’nin Dişi Deve Hikayesidir.

Aşağıdaki satırlarda tamamen uydurmaca olduğu açıkça ortaya konulmuş olan bu rivayetin özeti şudur;

Hz. Ali taraftarlarından Kûfeli bir adam devesi ile Şam’a gelir. Orada bir Şamlı tarafından deve gasb edilir. Küfeli, bu erkek devesinin kendine ait olduğunu anlatmaya çalışır. Şamlı adam, -bu deve erkek olduğu halde-, devenin dişi olduğu belirterek onun kendisine ait olduğunu iddia eder. Mesele Hz. Muaviye’ye intikal edince, o da devenin dişi olduğu belirtip devenin Şamlıya ait olduğunu söyler.

Hz. Muaviye’ye isnad edilen, “Dişi deve” uydurmacasını ele almadan önce, bu düzmece rivayetin tek râvîsinin bulunduğunu ve bunun da Şii tarihçi Mes’udî (ö,345/956) olduğunu belirtelim. Onun, bu düzmeceyi rivayet ettiği “Murûcu’z-Zeheb adlı tarih kitabı, Allah Resülü’nün (Aleyhissalatü Vesselam) elinde yetişmiş olan pek çok sahabeyi karalayan yalan rivayetlerle dolu olduğu bilinmektedir. Söz konusu tarih kitabında yer alan yalanları sıralamak ayrı bir yazı konusudur. Bu makalede ele alacağımız -onun naklettiği “Dişi deve” olayı ve devamındaki Hz. Muaviye’nin Çarşamba günü Cuma namazı kıldırdığı iddiası, Mes’ûdî’nin yalancı bir şahsiyet olduğunu ortaya koymak için yeterlidir. Bu hikayede Mes’ûdî, Hz. Muâviye için -hâşâ ve kellâ- her dediğini zorla yaptıran güçlü ve zalim diktatör damgasını vurmaya çalışmıştır. Peygamber Efendimizin (asm) eliyle yetişmiş ve Onun duasına mazhar olmuş sahabelerin önde gelenlerinden olan Hz. Muaviye’nin fazileti hakkında şu iki hadis-i şerifi kaydetmek yeterlidir.

Allah Resülü (Aleyissalatü vesselam) onun hakkında şu duada bulunmuştur:

“Allah’ım Muaviye'yi doğru yolu bulan ve doğru yolu gösterenlerden eyle ve onu doğru yolda yaşat.”

Yukarıdaki bu açıklamalardan sonra dişi deve hikayesini ele alalım.

Mes’ûdî der ki:

Sıffin sonrasında Kûfelilerden biri bir erkek devesiyle Şam’a gelir. Şamlı bir adam Kûfelinin devesine zorla el koyarak, “Bu, Sıffin’de benden alınmış olan dişi devemdir” der. Bu konunun çözümü için, mesele Muâviye’ye götürülür. Şamlı adam, bu dişi devenin kendisine ait olduğuna dair elli kişi şahit gösterir. Muâviye de bu şahitlere dayanarak Kûfeli aleyhine hüküm verir ve devenin teslimini emreder. Bunun üzerine Kûfeli şöyle der: “Allah seni ıslah etsin, bu bir erkek deve, dişi değil.” Muâviye ise, “Verilen hüküm bitmiştir” der. Ardından gizlice bir haberciyi Kûfe’ye gönderir ve adamı tekrar çağırtıp ona şöyle der: “Ali’ye söyle: Ben onunla öyle yüz bin kişiyle savaşıyorum ki, bunlar dişi deveyle erkek deveyi ayırt edemezler.”

Bu rivayetin devamında Mesʿûdî, Hz. Muâviye ile alay etmeye ve onunla birlikte olanları küçümsemeye devam eder. Öyle ki şu sözleri söyleyecek kadar ileri gider:

"Muâviye’nin otoritesi ve halkın ona itaati öyle bir seviyeye ulaşmıştı ki, Sıffin’e giderken onlara cuma namazını çarşamba günü kıldırdı!"

Ve devam eder: "Sonra Muaviye’nin taraftarlarının ona olan itaatleri o dereceye vardı ki, Ali’ye lanet etmeyi bir sünnet hâline getirdiler; küçükler bu alışkanlıkla büyüyor, büyükler ise bununla ölüp gidiyordu."

Hz. Ali’ye Hz. Muaviye’nin lanet ettiği ve bu konuda etrafına emrettiği konusu başta Mes’ûdî ve yine yalancılıkla meşhur sahabe düşmanı Ebu Mihnef tarafından ortaya konmuş bir yalandır. Söz konusu lanet konusunda güvenilir kaynaklarda bilgiye rastlamak mümkün olmamıştır. Bu konu, başka bir makalemizde uzunca bir şekilde ele alınacaktır.

Yukarıda anlatılan dişi deve hikayesinin uydurma olduğuna dair şu tespitleri yapabiliriz:

1. Bu hikaye sadece Mes’ûdî tarafından nakledilmiş olup hadis kitaplarında ve muteber İslam tarihi kaynaklarında yer almamaktadır. Onun da, rivayetine itibar edilmeyecek bir yalancı olduğu yukarıdaki açıklamalardan anlaşılmaktadır.

2. Bu hikayenin uydurma olduğuna dair şunu belirtebiliriz: Bu uydurma rivayette, Kûfe'den Şam'a gelen kişinin kim olduğu belirtilmemiştir. Eğer böyle bir hadise yaşanmış olsaydı, Kûfelinin adından bahsedilirdi.

3. Aralarında – sahabelerin de bulunduğu - elli kadar şahidin erkek deve ile dişi deveyi birbirinden ayırt edememesi gülünecek bir iddiadır. Bu da, sahabe düşmanlığının bir yansımasıdır. Zira, bir devenin erkek veya dişi olduğunu gösteren organ açıkça göründüğü için bir deveye bakan ergenlik yaşına gelmiş bir insan, erkek deveyi dişi deveden kolaylıkla ayırt edebilir.

Dipnotlar:
1- Mesûdî, Murûcu’z-Zeheb, , Mektebü’l-Asriyye, Beyrut,2005, III, 32-33 .
2 İbni Asâkir, Târîhu Dimaşk 59/61). Yakın ifadeler için bkz.: Ahmed İbni Hanbel, el-Müsned 4/101; İbni Ebî Şeybe, el- Musannef 6/207; et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-kebîr 19/361.
3-. Mesûdî, Murûcu’z-Zeheb, , Mektebü’l-Asriyye, Beyrut,2005, III, 32-33 .

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.