Hz. Hatice'nin Ebedi Portresi

Nurdan dmla'nın yazısı...

Hz. Hatice hayatı üzerinden kadına ve insanlığa mühim mesajlar veren bir şahsiyet. Her hali, her yaşayışı, her sözü ince mercekler altında analiz edilmesi gereken bir İslam kadını prototipi. Onun hayat karelerine baktığınızda “Resule dünyadan sevdirilen üç şeyden biri” olduğunun ince nüansını yakalarsınız. Ulaşılması gereken zirveyi çok yakınımızda, içten ve samimimi bir gülümseyişle fark edersiniz.

Kulluk bilincinde var olan her kesim bundan hissedar olmalıdır.

Bir hayat, dünya ve ahiret sultanlarından birinin portresini içeriyorsa ümmet bilincine sahip herkesin sorumluluğu kapsamında olmalıdır. Resulün (sallallahu aleyhi ve sellem) ilk eşi Hz. Hatice’nin hayat karelerini irdelemek demek keşfedilmemiş yenilikleri yakalamak anlamına gelir. Dünya ve ahiret kadınlarının hanım sultanıyla yüz yüze gelmek babında pek çok şey kuşanırsınız.  Ne çok şey vardır onun hayatında. Hani yıllar yılı bize  “hakkında çok şey bilinmiyor ” dayatması altında çokta tanımaya çalışmadığımız o muhteşem şahsiyetten uzak kalmışlığın garip acısını yaşarsınız. Onu bulmuş ve keşfetmiş olmanın ise engin muhabbetini.

O şahsında bir değil binlerce örneklik barındırabilmiş bir ana model. Bu yüzdendir ki batılı onu bizden çok önce keşfetmiş. Onun yaşantısı ve başarıları karşısında şaşkınlar. Ağır Ortadoğu coğrafyasında kadının insan dahi sayılmadığı bir devirde aklı, iffeti, başarısı, becerisi ve şefkatiyle kaim bir iş kadını vardır Arap dünyasında, adı Hatice. Önsezisi güçlü, iradesi muhkemdir. Vakur ama mütevazı, cömert ama müsrif olmayan, anlayışlı ve de edilgen bu kadın gizemli perdeler arkasında şefkati ve sadakatiyle kendini gösterir. Aksiyoner, girişimci, verici ve sabırlıdır.

Toplumsal rollerinin hiç birini diğerine karıştırmaz. O kâh eşi olmayan bir sevgilidir Resulün gönül gamını gideren. Kâh fedakâr bir yol arkadaşıdır. Kimi zaman munis bir yoldaş, kimi zaman enis bir sırdaş,  bazen anaç bir şahsiyet, özverili ve riyasız bir şefkat abidesi olarak karşınızda bulursunuz.

Kimileyin Hire nin, Şamın, Yemenin sessiz melikesi.  Çölün derin Katmanlarının adı saklı sultanı.

Suskundur Hz. Hatice. Hanımefendidir. Kal dili söylemez ama hal dili size onun muhteşem hayat arkadaşlığı destanını çağların zihnine kazıyıvermiştir. Varsın “hakkında pek az şey biliniyor” diyenler hala o vartalarda yuvarlansınlar. Bize göre onun hakkında çok, hem pek çok şey gün ışığı gibi ortadadır.

Onu tanırken sizi siz yapacak olan değerleri keşfedersiniz. Eşliğin, arkadaşlığın, sırdaşlığın modelini tanırsınız.  Kutlu bir sevdanın yakarken serinleten çilelisiyle hemhal olursunuz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) yolunun şereflisi olabilmekse aslolan Hatice’yi o şeref zirvelerinin en tepesinde görme lütfuna erersiniz.

Kimi zaman Şib’de öğretmendir o. Kimi zaman yaraları saran hemşire, bir bilendir Hatice. Genç annelerin rol model tuttuğu…Ev dizaynı, temizliği, anneliğiyle en önde. Sabıkunlardandır Hatice. Toplumsal aritmetiğin en ince hesaplarını bilen mahir mühendistir.

O çağlara izini sürmüş unutulmaz kahramanı bilmek ve tanımak duyarlılığında olmak gerek. Kimi zaman kırılgan nahif, bazen de ta yürekten yakalayıp ayağa kaldıran sizi.
“Senden sonra Ey Muhammed… Seni tanıdıktan sonra… İnsan nasıl dünyaya ait bir sevgiyi bağrında barındırabilir” in eşsiz kadını size hece hece aşkın ve şefkatin derununu fısıldar.

Rolleri ve tercihleri konusunda kararlıdır. Olaylar ve mekânlar üzerinden çağlarda dik duran örneğini sunmuştur. 

Toplum ahlakını yapılandırmada onun kadar mahir bir kadın gösteremiyor tarihler. Vahiy sancılarını onun kadar paylaşan, üstlenen sahiplenen yok…

O bir kadın, bir anne. Rahim isminin yansımasını ışıldatan yakamoz gibi hoş ve pırıltılıdır. Neşvünema sultanı. Onun iş ahlakı o çağda olduğu gibi bu gün dahi geçerli. Çölden gelen işçilerine terleri kurumadan ikramını yapar. Sıcak ekmek kokusu.  Çöl insanını mest eden o buğuyu sunacak sıcak bir yürek…

Olaylar karşısında soğukkanlı. Ama yüreğinden sımsıcak nehirler akıyor Hatice’nin. Dışı serin, içi derin bir kadın. Sorumluluğunu sonsuzluğa taşıyor. Olgunluğuna solgunluğunu eklemiş o kutlu yolda. Her şeyini adamış bir kutlu yolcu Hatice.  Mümine yaraşır müdekkikliğiyle zirvede. Resulün (sallallahu aleyhi ve sellem) ilk izlerini ilk onun gönlüydü keşfeden.

Ketum nazarı tedbirlidir. O daha doğmadan müslim olmuş bir mümindir. “Hayırlı işlerinizi gizli tutunuz.” gerçeğine uyuvermiş Hatice. Kimselere sır vermemiş. Onu keşfettiğini söylememiş. Kadın ruhuna has coşup taşmaları derin iradesiyle sükûna kavuşturmuş.

Vahyin ışıklı akışı içinde rutin geçişlerde bir hayli müdekkik bir yol arkadaşıdır. Işığı yüklenmiş gönlüne. O farkındalığın ilk o farkındadır.

Adı göklerde okunmuş Hatice’nin. Ona Rabbinden selam gönderilmiş. Cebrail üzerine kendi selamını katmış. Cennet müjdesiyle iletmiş ona Resul. Ama Hatice de en ufak bir şımarıklık yok. Hep hayâlı ve mütevazı...

İlmini konuşturuyor:“ Selam odur diyor.” Marifetullah makamındadır. Üç iman mertebesini bir arada sunuyor efendisine  “Cebarile selam olsun.”

Ufkunun genişliği ise çağların dilinde şiire dönüşüyor: “Şeytandan başka bu selamı duyan herkese selam olsun.” Tüm ümmeti selamlıyor. Vahyin annesinin selamı hepimiz ulaşıyor. Onun gönül ufkunun damenine kimseler yetişemiyor.

Tahammülsüz hadiseler karşısında kapıp koyuvermiyor kendini...

Heyhat…

Son asır Müslümanın ne çok öğreneceği var ondan…

Boşuna demiyor Son Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) “Hatice son devrin kadınlarının hanımefendisidir” diye.

Sabırsız, tahammülü az ve de egosu güçlü yürekleri yaşanmışlıklarıyla utandırıyor büyük kadın.  Giderek hızlı bir ivme kaybeden kişisel ve şahsiyet donanımındaki düşüş karşısında Hatice’yi yeniden keşfetmek durumunda insanlık. Ümmetin kadınları onun güçlü birikimini yeniden kuşanmalılar. Ta ki gelen nesillerin önü kapanmasın…

 

Edebiyat Haberleri