Hüve

Selman IRLAYICI

Hazret-i Üstadımız bu kudsî davasında çok sıkıntılar çekmiş; çok cefalara maruz bırakılmış. Peki Üstadımız Bediüzzaman Hazretlerinin en büyük sıkıntılarla hangi risalenin yazılması sonrasında karşı karşıya kaldığını biliyor musunuz?

Beşinci Şua?.. Ya da Tesettür Risalesi?..
Tahminleriniz hangi minval üzere bilemiyorum fakat, ben hemen cevabını söyleyeyim:
Hüve nüktesi.

Nedir bu risalede anlatılanlar? Malumunuz: Hava ve zerreler hakkındadır..
“Peki ne ilgisi var” dediğinizi duyar gibiyim. Onca önemli (!) mesele varken, havadan sudan bir bahsin bunca sıkıntıya sebep oluyor olması ilginç değil mi?

Konu esasında çok ince ve derin. Fakat özetle izah edersek de engin nazarlarınızda “doğrudur” diye karşılık bulacağından da emin olarak -anladığım kadarıyla da olsa- ifade etmeye çalışayım:

Değişik yerlerde Üstadımız ‘zındıka ve ifsat komiteleri’nden bahseder, bilirsiniz. Kimdir bunlar? Hiç düşündünüz mü? Derin devlet mi? Şer güçler mi?..

Bu komiteler insanları Hak’tan ve haktan uzaklaştırmaya çalışan; ahlaksızlığı yaymayı kendilerine görev telakki etmiş; beşeri yoldan çıkarmak adına eli (elbette ki Allah’ın izniyle) her yere uzanabilen; belki insî belki de iyi saatte olsunlar ekibinden mürekkep, zihniyet ve Hak düşmanı her türlü teşekkül, şahıs ve fikriyattır. Bunlar beşeri ahlakî sapkınlığa uğratma yolunda çabalarken, karşılarına ‘Hüve’ çıkar; yani ‘O’ çıkar. Nasıl ki Üstadımız bunların varlığından haberdardır, onlar dahi Üstadın varlık ve makamından haberdardırlar. Birbirlerinin ne yapacaklarını iyi bilirler, birbirlerini iyi tanırlar. Bu sebepledir ki, Üstadımız Risale-i Nurların muhtelif yerlerinde defaatle talebelerini ikaz eder. Çünkü kendisi tehlikeyi bizatihi görmüştür. Anlamak noktasındaki aczimiz ve zavallılığımız, ikazların tekrarının da sebebidir.

İşte bu şer komitesinin ahlakî yozlaştırma ile dünyayı bataklığa sürükleme oyunu karşısında en önemli adım ‘Hüve’ nüktesi olmuştur. Çünkü bu bahis Cenâb-ı Hakk’ı kesin biçimde gösterir, tanıtır. Tabiatperestliği çaresiz bırakmış ve bitirmiştir. Her şeyi yaratan, her şeyde hüküm sahibi olan, Malikimiz, Rabbimiz, her şeyimiz olan Allah’ı Zülcelâl Hazretlerini bizlere havadan ve zerrelerden örneklerle tanıtır, gösterir. Kısacası O’nun mülkünde -tabiri câiz ise- terbiyeye davet eder. İşte o terbiyenin varlığı o derece ehemmiyetlidir ki, beşeri esfel-i safilînden âlây-ı illiyyîne çıkarır. Mertebelerin en güzeline vasıl eder.

Bu sebeplerle ve daha izahtan aciz kaldığım bir sürü derin izah ve fehim gerektiren nedenlerle Hüve Nüktesi yazıldıktan sonra, Üstad Hazretlerine büyük sıkıntılar verilmiş, çok acılar çektirilmiştir.

Bu noktada hemen öze dönüp sorumuzu soralım: Biz bu kudsî dava uğrunda hiç sıkıntı çektik mi? Çekmeye hazır mıyız? Çekmeye razı mıyız?

Veya Çekmeye lâyık mıyız?..

“Hüve Nüktesi"nin ahirinde bu parça yazılacak

Gördüm ki, alem-i misal, nihayetsiz fotoğraflar ve herbir fotoğraf, hadsiz hadisat-ı dünyeviyeyi aynı zamanda hiç karıştırmayarak alıyor. Binler dünya kadar büyük ve geniş bir sinema-i uhreviye ve fâniyâtın fâni ve zâil hallerini ve vaziyetlerini ve geçici hayatlarının meyvelerini sermedi temâşâgâhlarda ve Cennette saadet-i ebediye ashâblarına da dünya maceralarını ve eski hâtırâtlarını levhalarıyla gözlerine göstermek için pek büyük bir fotoğraf makinesi olarak bildim.” (Emirdağ Lahikası, Sayfa:223)

***

“Evvela: Ben bazı emarelerle tahmin ederim ki, neşredilen mecmualarımızdan en ziyade Rehber’e ehemmiyet veriyorlar. Ben zannederim ki: Hüve Nüktesi gizli zındık düşmanlarımızın bellerini kırmış, onların istinadgâhı olan tabiat tâğûtunu dağıtmış. Kesif toprakta bir derece saklayabilirken şeffaf havada, Hüve Nüktesinden sonra hiçbir cihetle o tâğûtu saklamak imkânı kalmamış ki, küfr-ü inâdî ve temerrüd-ü irtidâdî sebebiyle adliyeyi aldatıp aleyhimize sevk ediyorlar. İnşaallah, Nurlar adliyeleri lehine çevirip onların bu hücumunu dahi akîm bırakacaklar.” (Şuâlar, Sayfa:454)

***

“Azîz, sıddîk, mütefekkir kardeşlerim,
Evvela: Çok emârelerle katî kanaatim gelmiş ki, gizli dinsizler, resmî bâzı memurları aldatıp Nurun mahrem büyük risâleleri içinde yalnız Rehber’i musırrâne medâr-ı itham tutmaları ve bir buçuk seneden beri bana sıkıntı vermelerinin sebebi, Rehber’deki "Hüve Nüktesi" olduğunu katiyen bildim. Çünkü bu Hüvenin keşfettiği sırr-ı Tevhid pek katî ve bedihî bir sûrette küfr-ü mutlakı kırıyor. Hattâ bir kısmında hiçbir vesvese ve şüphe bırakmıyor. Gizli dinsizler buna karşı çare bulamadıklarından, intişârına resmî yasakla sed çekmek için çalıştılar.“ (Emirdağ Lâhikası-II, Sayfa:306)

selman@risalehaber.com

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.