"Münazara etmeyin" deniyor ediyoruz, nizalı mevzulara girmeyin deniyor giriyoruz! Böyle nice hallerimiz var, fark etmediklerimiz daha vahim ve tehlikeli...
Yediklerimiz, içtiklerimiz, düşüncelerimiz, hallerimiz birbirine yakın; hepsi ayrı yönümüz, ayrı parçamız, bütünümüzden ayrılma...
Günler geçiyor, günümüzü gün ediyor, içteki "buzulu" kıramıyoruz bir türlü, binbir türlü engel çıkıyor! İşimiz bahane üretmek; şöyle olursa şöyle yaparım, böyle olsa böyle yaparım, ah bir imakınım olsa!
İstediğimizde fazla imkınımız oldu; patır patır dökülüyoruz, içten dışa doğru baksak bunu net görürüz, fon haberleri belki işin ucu!
Çuvaldızı kendimize batırırsak o kadar okuyor, konuşuyoruz; tevekkül, iktisat, kanaat diyor, "Dördüncü Meseleden" dem vuruyoruz; ne kadar uyguluyoruz, kırmızı kitaplar geniş kitlelere neden ulaşmıyor?
Çok geniş imkanlar içindeyiz; mekan var, imkan var; insan nerede, hizmet nerede?
Birilerinin kusurlarını saymak bizi temize çıkarmaz, bir adım attığına bak, elbisene bak, kalbine bak!
Vitrinlere, ekranlara bakma, vitrinlere, ekranlara oynama!
10 santim imkanın varsa 10 santim hareket et, hele o imkanın hakkını ver, yarım metre imkanın varsa yarım metre hareket et, hizmet et; hizmet ederken hevaya kapılma, kendini ihmal etme!
"Umut Ağacı" bütün bütün kurumuş değil elbet; suyu azaldığı, bakımı, ihtimamı yeterince olmadığı vakıa; nereye gidiyoruz, toplum, dünya nereye gidiyor?
"İki günü eşit sayan ziyandadır" Nebevi ihtar kulaklarımıza girip içimizi, işimizi, günümüzü, anımızı işliyor mu? Yoksa "kıyamet kopmuş" umutsuzluğuna bürünmüş, boş vermişliğe mi bırakmışız her şeyi?
Gerçekte şartlarla işimiz olmaması gerekir, "vazifeyi yapıp vazifeye karışmamak" içselliğine erişmek iman gücü ve derinliğiyle olacak bir şey.
Meselenin kökü ve meyvesi bu...
Hergün sulamak, hergün bakım, hergün ihtimam...
Olumsuzlukları takip etmek, onları yaymak değil güzel görmek, güzel şeyler yapmak, güzel örnek olmak...
Bakın "Küresel Krizlere Kur'ani Çözümler" sempozyum yapıldı, hem de dünya çapında; dünya dönüyor vesselam.