Ne kaldı ki?

Hüseyin EREN

Hasta ne ister, fakir ne ister? Zevke alışmış, masa, kasaya kapılmış da öyle… Dünyada kaç dünya var, insanın içinde kaç dünya dönüyor, boşlukta dönerken ilerleyen dünya ne söylüyor?

Büyük hedefler, büyük başarılar! Küçük bir taşa çarpıp düşme, ne ki insan; bir mikroba mağlup, bir damlaya muhtaç, her an havaya ihtiyaç içinde...

Füze yapıyor, bomba üretiyor, aklını, kabiliyetlerini bu yönde kullanıyor, fitne çıkarıyor, zulüm işliyor, dünyayı fesada veriyor... Yine de acz onu terk etmiyor, fakr bırakmıyor, hastalıklar azalmıyor, kaybetme korkusunu yitirmiyor...

Korkuyor!

Mikroptan da gök taşından da, fiyatların artmasından da, yarın ne olacak diye endişe içinde! İçinden geçtiği zamanın, anın, dünyanın ne büyük hazineler barındırdığını bilmeyecek kadar da cahil!

Kibirli!

Kibrin ne küçültücü bir şey olduğunu idraktan uzak, kendi çukurunu kendisi kazıyor, hased yakıcılığında şimdiden yanıyor...

Füze haberlerini, fitne füzelerini takip etmenin çare olmadığını bilmeyecek kadar çaresiz! İçten yoksun, işte yoğun çünkü sosyal medyada beğenilme meftunu...

Gaflet o kadar derin ki ölüm tokmakları bile uyandıramıyor! Diller lakırtı içinde, eller avuntu, ayaklar ayartı...

"Ey dünyaperest insan! Çok geniş tasavvur ettiğin senin dünyan, dar bir kabir hükmündedir. Fakat, o dar kabir gibi menzilin duvarları şişeden olduğu için birbiri içinde in'ikas edip göz gürünceye kadar genişliyor. Kabir gibi dar iken, bir şehir kadar geniş görünür."

Kim okur, kim idrak eder, hayatını o idrakle tanzim eder?

Şehirler kabir gibi, ev de öyle, her gece kabre giriyor sabah diriliyoruz. "Ya Hay" diye kalkabilsek, gönlümüzde bahar çiçekleri açacak, haşri hatırlayacak, hesabı düşünecek, namaz huşu ile kılacak, güne "Besmele" ile başlayacak, hadiselerin dalgalarında boğulmayacak, eşyaya esir olmayacak, masaya, kasaya itibar etmeyecek, gözü ve gönlü ukbaya çevirecek, aziz olacağız...

Bu bağlamda kim fakir, kim hasta, fakirliğin ve hastalığın dünya gibi dönücülüğü ne söyler, ne fısıldar? Ölüm mü uzak hayat mı, hangi hayat, hangi ölüm?

Biraz daha dayan, biraz daha sabır ne kaldı ki ölümün dirilticiliğine!

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.