Hal ü ahval insanlar birbirini yoruyor, yıldırıyor. Trafik veya başka sebepler onun dışa yansıması, asıl içteki enerji etkili... Düşünceler, hisler görünmez ok gibi saplanıyor; toplu taşıma araçlarında, caddelerde, sokaklarda...
Sözde akıllı telefonlar uyur gezer yaptı, zihin daha da karmaşıklaştı, radyosyon zararı onun yanında az bile kalır. Bir bakıma yalnız kalmak diye bir şey kalmadı diğer bakıma göre de yalnızlık kalabalıklaştı, internet adeta "eternete" dönüştü!
Dünya küçüldü, insan labirentlerde kayboldu,d ijital ağlar esir aldı! Kaçış nereye; akıl nasıl sağlam kalır, gönül nasıl diri olur; benliğin esaretinden, kibrin yok ediciliğinden kurtulur?
Evde kalmak, evi temiz tutmak, evi sağlamlaştırmak, hakikat tavafına çıkmak için enerji toplamak... Nasıl olacak, ne derece olacak; kurtuluşa eriştirecek seviyeye gelecek mi?
Şimdi de "yapay zeka" çıktı. "Yanlış bilgi verilmiş olabilir, hata yapmış olunabilir" kabilinden sözleri baştan söylüyor bay zeka! Bu da bir dürüstlük!
İyide iyi kullanılmadığında tam bir zeka çelici, zaman alıcı, zihin ayartıcı, tembellik aracı, gaflet üreticisi!
Teknoloji nimeti uyarıcı, nimet sahibine hatırlatıcı olmaktan çok ekseriyetle yanlış yönde ve yolda kullanıldığından hakikat örtücüsü olmaktan öteye geçmiyor, uyutuyor, avutuyor...
İnsan aczi, noksanlığı, ihtiyaç içinde kıvranışı, fakirliği değişmiyor hatta teknoloji daha da çoğalttı; hastaneler dolu, pastaneler, lokantalar doldu sokağa taştı. "Sokak lezzetleri" diye bir şey çıkardılar, göz hakkı, nazar unutulur oldu, haya terk edildi!
İlla edep illa edep!
"Ayakta yemeyin, yürüyerek su içmeyin, besmele ile başlayın, mümkün mertebe dışarıda yemeyin, evinizde yiyin" uyarıları lisan ve lisan-ı halle yapılmadığından şurada şunu yedim şunu içtim sosyal medya paylaşımları işi çığırından çıkarttı, çılganlaştırdı!
Can boğazdan gelir boğazdan çıkar, manevi can "asıl can" yediklerimizden etkilenir, hele haramsa, helal olsa bile dışarıda ulu orta yeniyorsa...
Maddi ve manevi hastalıklar çoğalır, nefis dizginlenemez bir at hatta vahşi bir hayvan olur! İç dışa çevrilse ne ürkütücü manzaralar görülür, baş gözümüz görmese de gönül bir şekilde hissediyor, yorgun düşüyor, halsizleşiyor, hal ehli olmaktan uzaklaşıyor!
Hakikat aranmaz, gerçeklik görülmez oluyor...
Büsbütün böyle olmasa da toplum çoğunluğu dünya gidişatı gözle görülür gerçeklikte; uyanmamız uyarmamız gerektiği çok açık...
Yanlış yaptığımızı, yanıldığımızı fark edeceğiz ki doğruyu arayalım, iyiye yönelelim, güzele koşalım, eve dönelim, öz evine, özün evine vesselam.