Çelişkilere düşer, çıkmaza sürüklenir, çıkış yolu ararız! Bu normal bir seyirdir aslında; dünya değişiyor, hadiseler birbirini kovalıyor, anlık fırtınalar kopuyor...
Değişmeyen sabit hakikate ulaşmanın bir bedeli, gayreti, mihnet olmalı, oluyor da zaten. Acabalara sürükleniş bir okul, bir dershane talimi olarak görüldüğünde işin rengi değişir; yol kısalır, yolculuk hızlanır!
Dünya ölçeğinde ve iç dünyadaki değişimler, düşmeler, kalkmalar... Bir yandan dünya kupası izlerken bir yandan savaş izlemek; aynı noktanın içindeki küçük zerrelerin ihtizazı... Trafikte araba kullanmak, toplu taşıma aracında oturacak, tutunacak bir yer bulmak, menzile, eve ulaşma telaşı...
Kimi camiye cemaate yetişme heyecanı ve telaşı içinde kimi "Dünya Kupası" maçını izleme heyecanında... "Bizim Çocuklar" başarsaydı, namağlup devam etseydi ne olurdu sokaklar, ekranlar, akıllar, kalpler...
Gençlerin, bir neslin helleri, kıyafetleri, tavırları "Dünya Kupası" kadar ilgimizi çekmiyor, üzüntüye sevk etmiyor, gayrete getirmiyorsa teleşa sevk edecek ciddi bir durum vardır; duymuyorsak uyutulmuş, ayartılmışızdır!
Boykot yapalım şu markaları almayalım, eyvallah!
Aynı duyarlılığı onların hallerine benzemeye de gösteriyor muyuz, bilmeden onlar gibi düşünme, onlar gibi bakmaya!
Derecesine göre o kadar çelişkiler içindeyiz ki farkında değiliz, farkında olsak iyiye tebdil etmek için çalışacağız, bunu için en başta dikkat lazım, farkında olmak, duyarlı olmak lazım...
Bir yandan küçük dünyanın küçük işlerinde boğuluyor; bir bakmada, bir nazarda kaybolup gitmeye yaklaşıyoruz. İç dünya daha karmaşık, daha çelişkili; bozuntuya vermiyor, iyi görünmeye çalışıyor, maskesiz dolaşmıyoruz!
Ya Settar, Ya Rahman zikri, fikrimize girip halimize yansıyıncaya kadar, zikzak yollarda yürümeye devam edeceğiz, kulluğun gereği de bu olsa gerek.
Çok iyi, çok güzel, çok doğru olmak... Her anda bu hal üzere olmak mümkün olmasa ancak havassa müyesser olsa gerek...
Had bilmek hakikate giden ince yol olmalı!
Yönü tayin etmek, yolu bulmak ve o yolda yürümek... Kah koşarak kah yorularak kah çoşarak, yoldan sapmadan, hedefi kaybetmeden, had ve hududu yitirmeden yürümek...
Yolun sonu... "Dünya Kupasını" kazanmak!
Nefis, şeytan ve onun türevlerine galip gelmek için ne kadar antreman yapmak, ne kadar çalışmak gerektiği "kupanın" büyüklüğünden belli, şampiyon imanla gitmek!
An geçti, dün geçti şimdi gelecek maçlara bakma ve odaklanma vakti... Kolay ola vesselam.