İşte Böyle

Hülya YAKUT

Gazali’den alınan şöyle bir söze rastladım:

“Muhabbet, lezzet veren şeye (insan) tabiatının meylinden ibarettir."

Bediüzzaman ise, muhabbete dair birbirinden derin ve etkileyici tanımlar yapar.

Mesela:

“Muhabbet, şu kâinatın bir sebeb-i vücududur, hem şu kâinatın râbıtasıdır, hem şu kâinatın nurudur, hem hayatıdır. İnsan kâinatın en câmi’ bir meyvesi olduğu için, kâinatı istilâ edecek bir muhabbet, o meyvenin çekirdeği olan kalbine derc edilmiştir.” der.

“Fıtrat-ı beşeriyede cemale karşı bir muhabbet ve kemale karşı perestiş etmek ve ihsana karşı sevmek vardır” ile ifade eder.

“Muhabbetin yüzü mecazi mahbubtan hakiki mahbuba” çevrilmesine pencere açar.

Fıtri ve insani bir duygudur. İhtiyaçtır. Kişiyi besler. Motive eder. Hayata, varlığa, etrafa müsbet baktırır.

Adına dostluk dediğimiz şeyin gerisinde bu vardır.

Belki de, hayatımıza giren bazı insanlar bu yüzden hafızamızda, anılarımızda, yüreğimizde iz bırakır.

Kimilerinin, dost dediklerimizin, dostça sevdiklerimizin acı bir sözü, içimizi acıtır, kalbimizi kanatır…

Sevenlerin sevdası şiir olur, beste olur, dize olur.

İmanla bakanın nazarında da, bakışı perdeli olan da, aslında Allah’ın Müzeyyin, Musavvir, Kuddüs gibi esmasına hayranlık vardır. Sevdalandıkları şey, Yaratıcıya aynadırlar. O eşyanın, o varlığın, o güzelliğin veya o halin sahibinin yani o esmanın güzelliklerini yaratanı yansıttığını bize gösterirler.

Şuur sahibi olanlar için, zerreden şemse, mikrodan makroya, çoktan tek’e, binden bir’e varmak kolaydır.

Hatta; Bediüzzamanın, “Bazan esmayı, kemalat-ı ilahiyenin ünvanları olduğu cihetle sever.” cümlesi kemale karşı perestiş etmeyi ifade eder.

Kimi muhabbetini naz ile, kimi avaz ile, kimi secdede, kimi gayrette, kimi sözde ifade eder.

Kiminin muhabbeti adi cam parçası değerindeki fani ve günaha bakar. Kiminin ki, elmas hakikatlere kanat çırpar.

Çünkü; “Muhabbet, şu kâinatın bir sebeb-i vücududur; hem şu kâinatın rabıtasıdır; hem şu kâinatın nurudur, hem hayatıdır."

Mevlana’ya atfedilen şu ifadeleri buraya almamak olmaz.

“Herkes Ölüp gidiyor
Bir sen mi kalacaksın?
Ha iki gün fazla, ha iki
gün az yaşayacaksın.
Ateşte kül, toprakta
gül olacaksın.

Mühim olan;
Yaşarken İNSAN olacaksın.

İnsan olmayı başaramayan, muhabbeti nereden bilecek?

Fıtri bir zaruret olanı değil, süfli suret ve fiillerin koşucusundan öteye geçemeyecektir.

Şu aralar özlemle karışık muhabbet ihtiyacıma binaen, şifayı Kur’ani hakikatlerde ararken, devayı bulduğum bir kaç hakikati satırlara dökeyim dedim.

İşte böyle…

Muhabbet asıl layık olana verildiğinde, ne melankoli kalıyor, ne hüzün, ne gam, ne endişe, ne özlem, ne gurbet.

Zira;
Kur’an, kulube kut ve gıda ve ukule kuvvet ve gına ve ruha mâ ve ziya ve nüfusa deva ve şifadır.”

Yorum Yap
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.