Yargılandıkları mahkemeler ve suçlamalar farklıydı ama bu soru kamu vicdanında etkili oluyordu. Kafes, Poyrazköy, Balyoz gibi davalarda ismi geçen bazı generallerin tutuksuz yargılanmasını kimse izah edemiyordu çünkü. Örneğin Balyoz davasında hakimler ayrı ayrı iki defa tutuklama kararı vermiş ama bir nöbetçi, yeterli delil yok diyerek cezaevini boşaltmıştı. Tahliyeler öncesinde eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un girişimiyle oluşturulan konjonktür, insanların adalet duygusunda kırılmalara neden olmuştu. Mahkemenin dünkü kararıyla bu kırılma giderildi. Darbenin lideri olarak yargılanan Çetin Doğan hakkında tam dört kez tutuklama kararı verilmiş oldu.
Yakın dönemde, kişiler için kurumların itibarlarının yerle bir edildiği olaylara tanık olduk. Dün Silivri'de verilen karar, hukuk karşısında herkesin eşit olduğunu göstermesi açısından da tarihî niteliktedir. Aynı değerlendirmeyi, Ergenekon sanığı Mehmet Haberal'ın 21 ay sonra devlet hastanesine gönderilmesi için de yapabiliriz. Hakimlerin tutuklama kararına rağmen, cezaevine gönderilme bir yana Adli Tıp Kurumu'na bile getirilemeyen Haberal'ın da dokunulmazlığı kaldırılmış oldu. Haberal'ın sağlık raporunu mahkemeden gizleyenler, 'Ergenekon terör örgütüne yardım ve yataklıktan' tutuklandı. Haberal'ı hapisten kurtarmak için üniversite hastanesinde nasıl bir organizasyon yapıldığını mahkeme ortaya çıkaracak. Verilecek karar, Yargıtay'ı da ilgilendiriyor. Çünkü Yargıtay, Haberal'ı serbest bırakmadıkları için 9 hakimi cezalandırmıştı.
Balyoz sanıkları için verilen tutuklama kararı, ilk duruşmada sanık avukatlarıyla aynı yere oturan İstanbul Barosu'nun yönetiminde şok etkisi yapmışa benziyor. Kararın hemen arkasından televizyonlara konuşan Baro Başkanı Ümit Kocasakal'ın sesi titriyordu. Demokratik hukuk devletini savunması gereken Baro Başkanı'nın darbe sanıklarının tutuklanmasına karşı çıkması anlaşılır gibi değil. Başkanı dinleyenler, Genç Siviller'in Taksim'de astığı 'Darbeci Baro' pankartını hatırladı nedense.
Silivri'de dün verilen diğer önemli bir karar da müdahillerin taleplerinin kabul edilmesiydi. Sanıklar, davanın derinleşmesi açısından çok önemli olan bu karara da tepki gösterdi. Davanın ilk duruşmasından bu yana, sanık avukatları ısrarla müdahilliğin kabul edilmemesini istediler. Galiba, mağdurlarla yüzleşmeye cesaret edemiyorlar.
Zaman