(Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin EMİRDAĞ LAHİKASI-2 eserinden bölümler.)
Bismillahirrahmanirrahim
Bazı gazetelerde çıkan yalanlar hakkındaki bir tekzîbi berây-ı mâlûmat gönderiyoruz.
...
Herhangi bir din âlimine, bir bahâne ile peygamberlik isnâdını yapmak, doğrudan doğruya İslâmiyete bir taarruz ve Kur'ân’a bir ihanettir.
Üstadımız Said Nursî bütün ömrü müddetince Sünnet‑i Seniye’ye ittibâ etmiş ve bir Sünnet‑i Seniye’ye muhâlif hareket etmemek için îdâm cezalarını hiçe saymış ve Sünnet‑i Seniye’yi ihyâ ve îmânı muhâfaza uğrunda yüz otuz parça eser te'lif etmiştir.
Hunhar din düşmanlarına karşı hayatını istihkar ederek mücâhede etmiş ve nihâyet muvaffak ve muzaffer olmuştur.
Evet ittibâ-ı sünnet-i Ahmediyeye dair yazdığı bir eseri, otuz seneden beri binlerce nüsha neşrolmuştur.
Fahr‑i Kâinât, Resûl‑i Ekrem (asm) efendimizin son ve hak peygamber olduğuna dair muazzam bir eseri olan Mûcizât-ı Ahmediye kitabı da meydândadır. Hakikat‑i hâl böyle olduğu hâlde, Said Nursî’ye böyle bir ittihamı yapanların; hak ve hakikatten, insaf ve vicdândan ne kadar uzak oldukları kıyâs edilsin. Bu ittihamı yapmak, şeytanların bile hatırından geçmez.
Bu hâdisenin bir sebebi şu olmak kavîdir ki; Risale‑i Nur, aile hayatına büyük bir fayda verip hanımların iffet ve nâmus ve ismetle ve saâdetle hayat geçirmelerini temin ettiğinden, kadınlar Risale‑i Nur’a çoklukla rağbet göstermektedirler.
Buna bir hüsn‑ü misâl olarak hanımların neşrolunan birkaç makalesini din düşmanları görmüşler ve bolşeviklik hesabına bir takım uydurma bahânelerle hücuma geçmişlerdir. Fakat asla muvaffak olamayacaklardır. Onların maksatlarının tam aksine olarak Risale‑i Nur’un neşriyatı erkek ve kadınlar arasında hârika bir tarzda inkişaf etmektedir ve edecektir.
Hastalığı münâsebetiyle hizmetinde bulunan
Tahiri, Zübeyr, Ceylan, Bayram, Sungur, Rüşdü