Hekimoğlu'nun gözünden 'His ve Fikir'

Hekimoğlu İsmail'in Timaş yayınlarından çıkan 'His ve Fikir' adlı kitabı çıktı.

Risale Haber - Haber Merkezi

80 yaşındayım…

Hastayım, yürüyemiyorum… Elhamdülillah, Allah’tan gelene razıyım.

Hasta yatağımda yatarken 50 yıl öncesine gidiyorum; imanımızın yakıldığı günlere… Dinî
çalışmaların yasaklandığı yıllar…

Kitapları, gece pardösünün altında gizlice götürürdük arkadaşlara. İçki, kumar, her türlü
ahlaksızlık serbest, üç kişinin bir araya gelip kitap okuması suçtu. Büyük Doğu dergisini Ermeni bir
kitapçı kadından alırdım, gizlice. O kadın bir gün dedi ki: “Evladım her şey bozuldu, sizler gayret
edin de düzelsin.” O günlerde “Bu millet ne olacak?” dedik amma asla ümitsizliğe düşmedik, o
millete hizmet ettik.

O hizmetlerden biri de İttihad Gazetesiydi..

Mustafa Polat, Erzurum’da Hürsöz Gazetesinde yazardı, Topbaşlar onu çağırdı ki Sabah
Gazetesinde yazsın.

İstanbul’a yeni gelen bu arkadaş, yazı sıkıntısı çekmesin diye ona epeyce makale
verdim. “Mustafa Bey, bunları kendi imzanla yayınlayabilirsin” dedim.

Sonbahar, Erzincan’dan dönüyoruz. Eskişehir Garı’nda gazete alırken, “İttihad da var mı?” diye
sordum. Delikanlının gözleri ışıdı: “Var ağabey, istersen getireyim...”

Getirdi. İlk defa çıkan bu gazeteyi büyük bir heyecanla açtım, yapraklarını karıştırdım:

“His ve Fikir, Hekimoğlu İsmail!..”

Sevindim…

Meğer, Mustafa Polat, benim yazılarımı Zübeyr Ağabey’e götürmüş. O da: “Bu yazıları
çıkaracağımız İttihad Mecmuasına koyarsınız kardeşim” demiş.

Böylece haftalık çıkan bir gazetede yazmaya başladım.

Gazetenin çıktığı günler Kadıköy’de servisten iner, Osman Ağa Camii’ne giderdim. Orada
gazeteyi alıp, minibüse atlar, eve gelir, doya doya okurdum.

Eğer bu gazetede yazdığım bilinseydi mahkûm olurdum. Amma ben razıydım; hapse girmeye
de, sürgüne de…

O günlerde yangın yerinden geçerken bile başımızı çevirip yemyeşil yörelere baktık, “Bardağın
boş tarafı değil, dolu tarafı bize yeter.” dedik. Şimdi o günler geçti, Üstad’ın “cennetâsâ bir bahar”
dediği günler geldi...

Karanlık ne kadar koyulaşırsa yıldızlar o kadar güçlü parlar… Sonra şafak söker ve karanlık,
ağarmış saçlarını yolarak kaçar.

Hayatım, şu sorunun cevabı peşinde geçti: Allah ahirette bana sorsa ki, “Din düşmanları
çalışırken sen ne yaptın? Nelere katlandın? Kaç para harcadın?”

Ya cevap veremezsem… Ne kadar mahcup olurum…

80 yaşıma geldim amma hâlâ bu mukayeseye devam ediyorum.

Sarhoşların içkiye verdiği paranın toplamını Allah için verdim mi? Kumarbazların kumara verdiği
paranın toplamını dinim için verdim mi? Birileri cehenneme gitmek için bu kadar gayret ederken
ben cennete gitmek için ne kadar gayret ettim?

Bana hâlâ hız veren cehenneme gitmek isteyenlerin gayretidir.

Bana hız veren din düşmanlarının batıl davaları için her şeylerini feda etmeleridir.

Anladım ki İslamiyet benim Leyla’m, ben de onun Mecnun’uyum...

Sanmayın ki deli divane oldum. Sevgilimi buldum. Onun adı İslamiyet’tir.

İttihad yazıları da, o sevgiliye sunduğum bir demet güldür…

Güncel Haberleri