Hayret makamı ve hakikat

Şahin DOĞAN

Bazen iyi bir cümle kurabilmek için yüzlerce ve hatta binlerce cümlenin sırtına basmak gerekiyor. Buna rağmen o iyi cümle gelir mi, bilinmez. Yıllardır böyle iyi bir cümlenin peşinde. Kurabildiğini zannetmiyor. Ruhumun Masalı Şehr-i Urfa, Entelektüel Yalnızlık, Ezeli Mağluplar ve Hakikatin İzinde o iyi cümleye hazırlık için yapılan/kurulan dört kötü cümleden başka bir şey değil.

Mükemmellik ve güzellik icmalde saklıdır. Tafsilat eşikte bekleyiştir. Bin tane imitasyon (sahte)  “Musa Heykeli” yerine bir tane orijinal “Musa Heykeli” hepsine yeter, tümüne bedel. Sözü cürufundan arındırdık mı geriye edebiyat kalır. Bilhassa şiir. Tıpkı taşın fazlasını atarak geriye heykel bırakan Rodin gibi. 

Felsefenin nihai amacı intihardır diyor Albert Camus. Koca bir yanlış ve yanılgı. Doğrusu şu: Felsefenin nihai amacı varlığın azameti karşısında üşümektir. Bir dakika üşüme yüzlerce kitap okumaya müreccahtır. Buna hayret makamı da diyebiliriz. Onun için kulluğun en yüce makamı hayret makamıdır diyor Şeyh-i Ekber Muhyiddin İbn-i Arabi.

Bir gece zifiri bir karanlıkta gûna gûn parıldayan/ışıldayan semadaki yıldızları saatlerce temaşa ettiği söylenir hazretin. Onun çağdaş bir talebesi “yıldızları konuşturan bir yıldızname” serlavhası ile kendi temaşa saatlerini ebedileştirir. Hem de şairlere dudak ısırtan bir ustalıkla. Bir senelik nafile ibadete bedel olduğu söylenen bir saatlik tefekkür bundan başka ne olabilir ki?

İbretin, hayretin ve nihayet hararetin eşlik ettiği bir tefekkür. Varlığın ve varoluşun azametini/haşmetini iliklerine kadar duyumsayan bir halet-i ruhiye. “Vücud-u ebter”den sıyrılıp “vücud-u münevver”e doğru yelken açmak. Fanide bakiye yol aramak. Ama bunlar onun için sadece kelime. Yakardı kelimeyi verselerdi eline. Hal dilini kal dili ile kristalleştirmeye çalışmak o kadar müşkil ki!

Hayatında mezkûr tefekkür demleri birkaç adedi geçmez. Ama lezzeti damağında hala. İnsan büyüdükçe içindeki o minik çocuk daha da küçülüyor. Hayret en fazla çocuklara yakışıyor. İnsanın içindeki o minik çocuk ölünce her şeyi ölüyor insanın. Onun için büyükler içindeki o çocuğu daima çocuk tutabilenlerdir.    

Grip devam ediyor. Hava kapalı ve kasvetli. Tam bir zemheri. Tanımadığımız bir kış. Daha doğrusu alışmadığımız. Urfa Urfa olalı görmedi böyle bir kış. Bir ton odun ve on torba kömür bitmek üzere. Geçen sene torbası on sekiz lira olan kömür bu sene otuz beş lira. Yokluk ve yoksulluk. Madden bu vaziyette iken manen hayret makamına ermek kabil mi? Hakikat o kadar acı ki!          

(16.01.2019 tarihli günlük) 

Yorum Yap
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.