Bismillahirrahmannirrahim
Ey Yâ Nûr! Ey bütün karanlıkları nuruna çeviren Rabbimiz! Bize iman nimetinin nurunu öyle ihsan eyle ki, nereye yönelsek Senin âyetlerinden birini görebilelim. Geçmişimize baktığımızda Yâ Hakîm, hikmetini okuyalım.
Geleceğimize baktığımızda Yâ Rahîm, rahmetine güvenelim.
Göklere baktığımızda Yâ Azîm, azametini seyredelim. Yeryüzüne baktığımızda Yâ Rezzâk, rızkını ve ikramını tanıyalım. Hayatımıza baktığımızda Yâ Hayy, hayatımızdaki hayat tecellîsini fark edelim.
Ölümümüze baktığımızda Yâ Âhir, Yâ Bâis, Yâ Muîd, bizi ebedî hayata çağıran kudretini bilelim. Ey Yâ Fettâh! Altı cihetin her birini bize bir marifet kapısı eyle. Nereye yönelirsek yönelmiş olalım, bizi Sen'den uzaklaştıran bir perdeyle değil, Sana ulaştıran bir pencereyle karşılaştır.
Gördüğümüz her nimetten istifade etmeyi, her güzellikte cemâlini,
her hikmette hikmetini,
her rızıkta Rezzâk ismini,
her şefkatte Rahîm ismini,
her kusursuzlukta kudretini okumayı nasip eyle.
Ey Yâ Câmi!
Fıtratımıza yerleştirdiğin o câmiiyetin hakkını vermeyi nasip eyle. Bizi yalnız dünyadan istifade eden değil, dünyayı ahirete taşıyan mânâlarla okuyabilen kullarından eyle. İmanımızı yalnız kalbimizde bir tasdik olarak bırakma; onu gözümüzde nur, aklımızda mânâ, kalbimizde muhabbet, dilimizde şükür,
hayatımızda ubudiyet eyle. Ve bizi nereye yönelirsek yönelelim,
“فَأَيْنَمَا تُوَلُّوا فَثَمَّ وَجْهُ اللّٰهِ”
hakikatinin şuuruyla,
her cihette Senin kudretini, rahmetini ve hikmetini arayan kullarından eyle. Âmin.
رَبِّ زِدْنِي عِلْمًا وَفَهْمًا وَحِكْمَةً، وَاجْعَلْ هٰذَا الْعِلْمَ نُورًا وَإِخْلَاصًا وَنَفْعًا.
"Rabbim! İlmimi, anlayışımı ve hikmetimi artır. Bu ilmi benim için bir nur, ihlâs vesilesi ve insanlığa faydalı bir hizmet eyle."
سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ
"Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin." Bakara Sûresi, 2:32.
DİPNOT:
وَبِنِعْمَةِ الْإِيمَانِ يُمْكِنُ لِلْإِنْسَانِ اسْتِفَادَةٌ مِنْ جَمِيعِ الْجِهَاتِ السِّتِّ أَيْنَمَا يَتَوَجَّهُ ...
Türkçe Meal
“İman nimeti sayesinde insan, nereye yönelirse yönelsin, altı cihetin tamamından istifade edebilir...”
Bu cümle, önceki cümlenin sonucunu ortaya koyuyor: İnsanın kâinatla fıtrî câmiiyetinden dolayı, iman nimeti ona altı cihetin tamamından istifade etme imkânı kazandırıyor. “Nûr” ile yürümek Kur’ân şöyle buyurur:
أَوَمَنْ كَانَ مَيْتًا فَأَحْيَيْنَاهُ وَجَعَلْنَا لَهُ نُورًا يَمْشِي بِهِ فِي النَّاسِ كَمَنْ مَثَلُهُ فِي الظُّلُمَاتِ لَيْسَ بِخَارِجٍ مِنْهَا
“Ölü iken kendisini dirilttiğimiz ve kendisine insanlar arasında yürüyeceği bir nur verdiğimiz kimse, karanlıklar içinde kalıp ondan çıkamayan kimse gibi olur mu?” En‘âm, 6/122
Buradaki “يَمْشِي بِهِ” — onunla yürür ifadesi, üzerinde durduğumuz cümleyle çok güzel örtüşüyor. İman sadece zihinde duran bir bilgi değildir. İnsan onunla yürür. Nereye giderse o nur onunla gider.
Karanlıklardan nura çıkış
اللّٰهُ وَلِيُّ الَّذِينَ آمَنُوا يُخْرِجُهُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ
“Allah, iman edenlerin dostudur; onları karanlıklardan nura çıkarır.” Bakara, 2/257
Burada da önceki ifadelerle doğrudan bir bağ var:
ظُلُمَات → نُور Fakat 29. Lem'a'daki cümle bunu daha ileri götürüyor:
ظلمات → nur → istifade Yani insan nurlandırıldıktan sonra artık bütün yönlerden mana ve fayda devşirmeye başlıyor.
Hazırlayan: Nuran Şahin