Hastalar Risalesi üzerine

İsmail BERK

Risale Akademi ve Haspitol Türk, Hastalar Risalesi Çalıştayı’nı iki hafta önce (20 Ekim 2012) yapmıştı. Bugün Hulusi Ağabey’in beyanını okuyunca, bizi cesaretlendirecek yeni keşiflerin Hastalar Risalesi ile ortaya çıkacağına dair kanaatlerim daha da pekişti.

Hastalar Risalesi’ni sadece bir hasta/hastalık/hastane/hekim çerçevesinde ele almamanın gerekliliğine dair bir ufuk çizen ve istikbale mesaj veren Hulusi Ağabeyi bir daha rahmetle yad ediyoruz.

İşte Hastalar Risalesi hakkındaki fikirleri:

"Yirmibeşinci Lem'a: Maddî ve mânevî bütün hastalıklara mükemmel devâdır. (...) İslâm âleminin başına gelmiş olan musibetlere, bu (Hastalar) Lemâsı'nda gizli işaretler bulunduğuna hükmeyledim. Basîretli ve nurlu arkadaşların, daha gizli hakikatler çıkardıklarını ümit ediyorum." (Ahmet Özer, Nurların Birinci Talebesi Hulûsi Yahyagil, Kırklar Serisi-1, Işık Yayınları,2008, s. 173-417).

Mehmet Fırıncı Ağabey’in Hastalar Risalesi Çalıştayı’nda aktardığı bir  notu da kayda geçirmek istiyorum. Hastalar Risalesini Mısır'da "Hastalara Mektup" şeklinde hastalara ulaştırmışlar ve neşretmişler.

Yukarıdaki iki mesajdan hareketle Hastalar Risalesi'nde biraz daha derinleşmek gerekir. Her insan mutlaka ya hastalanmış ya hasta bir yakınına refakat etmiş ya da hastane ortamında bir şekilde bulunmuş veya bir hasta ziyareti yapmıştır.

İşte bu dört vaziyetten hangisine daha vakıfsanız, buyurun bizimle paylaşın. Hastalar Risalesi ekseninde sözü olan herkesi, yaşadığı tecrübeyi ve Hastalar Risalesi’nin hayatındaki yerini veya yaşadığı hastalıkların hayatında ne tür değişiklikler yaptığını bizimle paylaşmasını istiyoruz.

Sahici bir dil, olabildiğince fıtri ve asla mübalağa veya Risale’nin üstünlüğünü ispatlama çabası içine girmeden direkt hasta-hastalık-Hastalar Risalesi veya bu üçünden birisi üzerinden yaşadıklarınızı paylaşın ki bir başkasına tecrübe olsun, rehberlik olsun ve birebir yaşadıklarınızdan insanlar kendine ders çıkarsın.

Uykusuz gecelerinizin iç okumalarını duymak isteriz.

Sabır silahının ne kadar işinize yaradığını bilmek isteriz.

Hastalıkla başlayan yolculuğun ruh ve kalp dünyasında oluşturduğu yeni gelişmeleri duymak isteriz.

Akıl terazisinin tartamadığı ve sonuçları önceden kestirilemeyen teşhis/tedavi süreçlerinde değişen fikirlerinizi ve değişen algılarınızı çok somut bir şekilde bilmek isteriz.

Mesela nelerden vazgeçtiniz? Hangi öncelikleriniz değişti? Sevgi kaynaklarınız nasıl yer değiştirdi? Neleri daha çok sevmeyi ve hangi sevgileri unutmayı sağladı? Hayatı ve sağlığı nasıl özlediniz? Neler geçirdiniz içinizden? İbadet hayatınız, dostlarınız ve beklentileriniz konusunda daha farklı neler oldu?

İç hüzünleri huzura, iç buruklukları ümide, tahammülü arttırmaya, sabırlı olmaya ve şükürle kabullenmeye kendinizi nasıl ikna ettiniz? Bunun için ne tür destekler aldınız? Etrafınızda size bu noktada çok düzgün destek veren bir kahraman var mıydı? Onu bizimle paylaşır mısınız? Onun yaklaşımını bizimle de paylaşması için teşvik eder misiniz?

Sağlık elemanları, acaba Hastalar Risalesi’ni nasıl okuyorlar? Hangi gözle bakıyorlar? Hastalarla empati yapmalarına ne kadar katkı sağlıyor? Ya da bir sağlık elemanı hastayla empati yapmaya ne kadar hazırdır? Meslek eğitimleri bunu nasıl ifade eder?

Doktorlar hangi şifa kaynaklarına sahipler? Sadece birer vesile midirler? Bunun ötesinde duayı da katıp şifa isteyerek tedavi ve teşhis yapsalar, acaba daha farklı ne olur? Meslek iklimleri bundan nasıl bir mutluluk sinerjisi oluşturur?

Hemşireler sadece mesleki bir görev ifası mı yapmalılar, yoksa içinde şefkat ve duanın da olduğu bir yaklaşım, şuur ve niyetle birlikte mesleklerini ifa ederlerse, kendi paradigmaları ve yaklaşımları nasıl gelişir? Bu gözle Hastalar Risalesi üzerinde mütalaa yapmaya değmez mi?

Yine Hastalar Risalesi Çalıştayı’nda bu konulara kafa yormuş tecrübeli hekimlerden Dr. Şaban Odabaşı'nın aktardığı bir anektotu sizinle paylaşmak istiyorum;

Hatırasını aktardığı zat, İstanbul nur hizmetlerinin Zübeyir Ağabey zamanında inşa ediliş sürecinde ciddi emekleri olan Dr. Mehmet Akay Ağabeydir. Şimdilerde sağlığı ve şifa için dua ediyoruz kendisine. Geçen hafta bayram vesilesi ile bulunduğu şehirdeydim, bayram ziyareti yapmak istedim, Balıkesir’den bayram vesilesiyle Çanakkale’ye gittiğini öğrendim, nasip olmadı. 

Şaban beyin aktardığı nota dönersek;

“Akay abi, reçetelerinde R harfini yazarken son kısmını uzatıp yukarıya doğru Arapça’daki b harfi gibi yapıp altına da noktayı koyarmış.”

Böylece maddi reçeteye Bismillah duasının o şifreli kodunu bir uzatma ve nokta ile kendi iç aleminin bir şuuru olarak reçetelere işaret edermiş.

Evet, maddi-manevi şifaya vesile olan Dr. Tahir Barçın, Dr. Sadullah Nutku ve Dr. Mehmet Akay ağabeyler, meslektaşları ve sonraki kuşak için model hizmet şahsiyetlerdir.

Bu vesileyle, okuyucularımıza buradan bir çağrı yapıyoruz:

Dilerseniz, geride kalan hastalığın yeni sonuçlarını birbirimizle paylaşarak beraberce sağlıklı bir toplumun sağlıklı düşünen, sağlıklı ruh haline sahip ve sağlıklı bir bedene dikkat eden yeni okumalar ve anlamalar müzakeresini yaygınlaştırabiliriz.

İletişim bilgisi : hastalarrehberi@gmail.com

Yorum Yap
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.