Bediüzzaman’ı Anlamak

Halil KÖPRÜCÜOĞLU

Hüseyin Yılmaz beyin, “Bediüzzaman’ı Anlamadan Nurcu Olmak!” yazısına yorumlarımdır

(Konunun önemine binaen, derdimizi bütün arkadaşlara duyurmak, bu mesele ile ilgili çalışma grubu oluşturmak veya yayınlar yapılması gayesiyle, yorumlarımı, ayrı bir yazı olarak yayımlamak istedim.)

1-Bu harika tespitinizi ağlayarak okudum. Tekrar tekrar okuyup çizerek, yan cümlelerine ayırarak, yarım asırdan fazla bütün öğrendiklerim, Nurlardaki Kur 'ani ölçüleri de kendime, öğrenmek, yaşamak için topladığım satırlardan inceleyip tastık ettim. Allah razı olsun. Ellerinize, aklınıza, kalbinize, iz'anınıza sağlık.

Bu dediklerinizi bizler, âcizane, yıllarca hizmetlerde beraber olduğum arkadaşlarıma, Türkiye Şuralarında bile anlatamadık. Acaba mutaassıp mezhepçilik yapmayan 20-30 arkadaşı farklı gruplarımızdan ikna edip, “başlangıç faaliyeti olarak bir şeyler yapmaya teşebbüs etsek” diye çok uğraştık. Ancak taraftar arkadaş bulamadık. Yaranın, dediğiniz veciz ölçüye asla ilgili olmayan, nefsi, ene ile ilgili çok hissi olduğunu müşahede ettik. Bizler de bölünmelerde farklı bir meşrebi —daha az kusurlu görüp— mecburen(!) orada yer almakla beraber, asla diğer hizmet gruplarımızdan kopmadık. onlarla hizmetlerde beraber olmaktan da geri durmadık.

Bu önemli vazifeyi acziyetten mi, ihlas noksanlığından mı beceremediğimizi bilemedim....

2-Heyecanla hemen cevap yazdım ama biraz daha dikkatle devamını da yazacağım inşallah.

Ben bu sahada

  • İman Hizmetimizin sıhhati,
  • Nur Talebeliğinin hakkı için,
  • ahiretimizi yakmamak gayesini de ekleyerek
  • çalışacak arkadaşlarla;
  • istenirse merkezî bir yerde bir araya gelerek,
  • istenirse internet üzerinden,
  • farklı hizmet gruplarında faaliyet gösteren arkadaşlarımızı, ağabeylerimi, ebedi dostlarımı
  • istişareler yapmaya,
  • istikbalin doğru müminlerinin tükürüklerinden kurtulmaya davet ediyorum.

3- Üstadımızın, "Dinî cemâatler maksatta ittihat etmelidirler. Mesâlikte ve meşreplerde ittihat mümkün olmadığı gibi, câiz de değildir. Zîra taklit yolunu açar ve ‘Neme lâzım, başkası düşünsün.’ sözünü de söylettirir" fikrini gerçekten Hüseyin beyin tenkit ettiği gibi anlayanlara teessüf ediyor, Üstadı asla anlayamadıklarını sanıyorum.

Çünkü Üstadımız, "Fırka-i Dalle" ile bile ittihattan vazgeçmeyin, "Hristiyanların temiz ruhanileriyle hem de Hadis-i Şerife dayanarak birlikte olmaya davet ederken bu halimizi kimse bu cümleyle izah edemez.

Meşrep farklılığı bile değildir bu perişan halimiz. Çok net bölünmüşlük, şirazeden çıkmaktır.
İttihad-ı İslâm'ı hedefleyen Nurlara, böyle bakanları, asla ve kat'a anlayamıyorum. Onların gerçek birer Nur Talebesi olduğunu da sanmıyorum. Kusurlu olduklarını değil, Üstadın talebesi olamadıklarını sanıyorum!

4- Erdem beyin, "…gözden kaçan hususlar da var. Mesela Üstad, meşrebi ve mantığı yakın olan İslamköy ve Eğirdir talebelerini "Nur Fabrikası" olarak, Isparta merkez talebelerini "Gül Fabrikası" olarak, Kulenönü ve civarı talebelerini "Mübarekler Heyeti" olarak, Sav talebelerini" Medrese-i Nuriye" olarak isimlendirip organize etmiştir…" fikrine asla katılamam. (O da yorumunda, sonra bu manayı eklemiş.)

Onlar meşrep farklılıkları, hizmet sahasındaki nüanslar gibi bir ayrılık göstermişlerdir.
Birbiriyle adeta cedelleşen, en teferruat meseleler üzerinde bile çatışan insanlar gibi olmamışlar, Üstadımızın methine mazhar olarak —çoğu, okuma yazma bile bilmediği halde—İstanbul'daki ilim sahibi talebelerinden yüz defa daha fazla hizmete vesile oldukları “senasına” mazhar olarak hizmet etmişlerdir.

5-Meslek; Süluk edilen gidilen yol anlamında bilinir.

Meşreb: Mizaç, yol, eğilim diye kabullenilir. Bir hedefe ulaşmak için çalışırken kişinin seçimlerini etkileyen yaratılıştan getirdiği kabiliyetlerini, huylarını ifade eder

• Bizlerde,meşrep farklılığı olması: ordunun ayrı sınıflarla faaliyet göstermesi gibi elbette doğru ve makul olabilir.
Ancak şu anki durumumuz gibi meslek farklılığı asla olmamalı olamaz!
Dindeki, Caiz olmayan durum, ayni meşrepte olmakla ilgilidir.
• Hem bizler kendi grubumuzla, içtihat ehlinin bile yapmadığı, yapamadığı; kesin İslami hükümler ile ilgili meşveret filan da yapamayız.

Hatta usul-esas dışı “yanlış kararda bile, bir sevap alırız” gibi, tamamen hatalı bir hüküm de veremeyiz. Öyle alınan sevaplar, dinen, Müçtehitlere ait olan şeylerle ilgilidir.
• —Risale Nurun mesleği tahkiki bir iman dersi vererek imanları kurtarmaktır:
Fen ve felsefeden gelen dinsizlik cereyanlarına karşı ehl-i imanı muhafaza etmektir.
• —Zaruriyat-ı diniyenin dışına çıkmayarak, bütün Müslümanların ittifak edebileceği
• Cadde-i Kübrayı Kur'aniyeyi açmaktır
...

6-Nurun mesleği geleneksel tasavvuftan, vakıflardan, farklı inanç ve mesleklerin gruplarının halinden tamamen farklı olarak,
--bir şahsa bağlı değil,
• iman temelinde, aynı çizgi üzerinde omuz omuza kardeşlik mesleğidir.
• Bu meslekte şahıs değil “şahs-ı manevi” vardır. Onu da “meşveretler” temsil eder.
• Nurun bu geniş caddesi inanç hakikatlerini merkeze alan, akıl ve kalbin imtizacıyla şekillen bir meslektir…

  • Biz, sabırsızlıkla bu halden kurtulmak için ÇALIŞMA yapacak arkadaşları arıyoruz!

Acaba bu ahirzamanın dehşeti içinde bütün Nur Meşrepleri halindeki diğer hizmet gruplarımıza islam ve imanın getirdiği düsturları anlatma imkanı bulmada zorluk olduğundan, olageldiğinden;
• veya bunu gerçekleştirmek yıllarca adeta mümkün olamadığından;

(3. Yorumumdaki teklifim yerine)
• Her hizmet grubumuz,
• meslek ahlakımızı zedelemeden,

---Nurlardaki hakaike uyarak--
• ⁠diğer, Vahye, Nurlara sadık dava arkadaşlarını tenkit etmeden;
• ⁠aleyhte olmadan,
• ⁠Nur Derslerinde ve bazı faaliyetlerde birlikte olmaya da çalışarak,
• ⁠ihtiyaç halinde maddi-manevi yardımlaşmayı gerçekleştirerek,
• ⁠Nurlara sadakat önceliği ile
• ⁠kendi gruplarında
• ⁠Daha verimli hizmetler, dersler için çalışarak;

HİZMETLERİMİZDE
• ⁠hem layık kişilerle, ⁠hem de usulünce “istişare” ile çalışmayı esas alarak;
• ⁠hem başka meşreplerdeki kendi arkadaşlarımız ile;
• ⁠hem de diğer ehl-i sünnet mesleklerdeki dinî hizmet gruplarıyla

--kardeşane bir irtibat ve faaliyete gayret etmeyi;
• ⁠Üstadımızın da önemli bir vasiyeti görüp,
• ⁠gerçekleştirmek, ⁠daha kolay, ⁠daha rasyonel ⁠olur, diye mi düşünsek!

Dava arkadaşlarıma arz ediyorum. ⁠Bu konuda, internet üzerinden de olsa, bu tarz bir meşveret için, önce kendimizi sonra bütün dava arkadaşlarımızın Nurlardan da nakiller ile ⁠efkârlarını ortaya koymalarını rica ederim efendim.

Lütfen bu konuda Risale Habere yazılar yazar, beraber olduğunuz hizmet ehliyle bu konuları konuşup, değerlendirir misiniz?

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.