'Hak'kı ihlal edilmeyen kaldı mı?

Mazlumder'in raporu 2008'in hak ihlalleri, faili meçhuller, yargısız infazlar ve işkencenin gölgesinde geçtiğini gösterdi

İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği"nin (Mazlum-Der) hazırladığı "2008 İnsan hakları Değerlendirme Raporu"na göre Türkiye"nin insan hakları ihlalleri geçen yıl da hız kesmedi. Ergenekon soruşturmasını geçen yılın en önemli olayı olarak niteleyen raporu bir basın toplantısıyla kamuoyuna açıklayan derneğin başkanı Ömer Faruk Gergerlioğlu, "Yakın tarihimizin birçok karanlık ilişkilerini, faili meçhul olayları ve ölümünü aydınlatması muhtemel olan davanın Türkiye demokrasisinin istikbali hakkında önemli sonuçlar doğurabileceğini düşünüyoruz. Hukuk devleti olma yolunda önemli bir kilometre taşı olan bu davanın gerçek anlamda adil bir yargılama ile devam ettirilmesi ve delillerin karartılmaması gerektiğine inanıyoruz" dedi.

Rapora göre geçen yıl Türkiye"de 343 kişi şüpheli şekilde öldü. 25 kişi töre cinayetinde can verdi. 29 kişi yerinde infaz edildi ya da işkenceyle öldürüldü. 207 işkence vakası yaşandı. 10 kişi cezaevinde yaşamını yitirdi.

 Mazlumder'e göre, 2008  yılının  en  olumsuz  olayı yüksek öğrenimde öğrencilere kılık kıyafet serbestliği getiren ve  411  milletvekilinin  oyları ile kabul edilmiş olan  Anayasanın 10.  ve  42.  maddelerindeki  değişikliğin  Anayasa  mahkemesi  tarafından  iptal  edilmesi. Örgüt, toplumun  büyük  bir  kesimi  tarafından  çözülmesi  istenen  bu  uzun  süreli  hak  ihlalinin  hukuken  izah  edilemeyecek  gerekçeler  ileri  sürülerek  ve yetki tecavüzü yapılarak iptal edilmesini eleştirdi.

Mazlumder'in raporunda yargının ifade özgürlüğüne karşı direndiği belirtilerek, "Türkiye Cumhuriyeti devleti atmış olduğu imza ile Avrupa İnsan Hakları sözleşmesiyle teminat altına alınmış bulunan haklara riayet edeceğini ulusal ve uluslar arası kamuoyuna taahhüt etmiştir. Türkiye bu taahhüdün yanında Avrupa konseyinin bir organı olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bu sözleşme çerçevesindeki yargılama yetkisini kabul etmiştir." dendi.

DİN VE VİCDAN ÖZGÜRLÜGÜ

Raporda din ve vicdan özgürlüğünün önündeki ihlaller de şöyle anlatıldı: "Türkiye'de en temel sorunlardan olan Din ve Vicdan özgürlüğü alanındaki ihlaller devam etmektedir. Müslüman Sünniler,  Aleviler, Gayrimüslim cemaatler bazı alanlarda halen sorunlar yaşamaktadır.2007  yılı  içinde  din  özgürlüğü  ile   ilgili  68  olay  kaydedilmişken  2008  yılında 112  olay  ile  ihlallerde  artış   gözlenmiştir.

Türkiye'deki ideolojik devlet yapısı, katı laiklik   anlayışının temelde kaynaklık ettiği ihlaller yanında, kamu görevlileri ile bazı vatandaşların hak ihlalleri de  söz konusudur. Katı laik anlayıştan dolayı devletin dini kontrolü, dinin -yasal olarak tanınmayan- cemaatlere bırakılmayıp, Diyanet işleri başkanlığı aracılığıyla dini alanda tekel sayılabilecek çalışmalar ve müdahaleler yapılması ihlaller oluşturmaktadır.

Eğitim hakları engellenen Üniversite öğrencilerinin sorunların çözümü yönünde TBMM'de ciddi bir destekle çıkarılan Anayasa değişikliği, Anayasa mahkemesi tarafından haksız bir şekilde iptal edilmiştir. Halkın başörtüsü sorununun  çözümü yönündeki talepleri karşılanmamıştır.

Başörtüsü'ne özgürlük talepleri; Kocaeli, Sakarya, Ankara, Van, Akyazı illeri başta olmak üzere Türkiye'nin birçok yerindeki çalışmalar, Anayasa mahkemesi, Askeri bürokrasi ve CHP'nin engelleyici tavrı nedeniyle çözümsüzlüğe bırakılmıştır.

Başörtülü öğrencilerin eğitim haklarının engellenmesine bu yılda  yurt genelinde devam edilmiştir. Akdeniz, Trakya, Zonguldak Karaelmas, Samsun Ondokuz Mayıs, Amasya, Pamukkale, Yıldız Teknik, Ankara'da Gazi, Süleyman Demirel, ODTÜ, Dicle, Bursa Uludağ, Marmara, İnönü, Mustafa Kemal, Karadeniz Teknik, Niğde, Tekirdağ Namık Kemal, Rize, Gaziantep, Harran, Erciyes,  Karamanoğlu Mehmet Bey, Aksaray, Mersin, Ankara, Van Yüzüncü Yıl, Konya Selçuk, Hacettepe, Sakarya, Kocaeli, Çukurova, Kahramanmaraş Sütçü İmam, Boğaziçi ve  Ege Üniversitesinde başörtülü öğrenciler okullara alınmadı. Eğitim haklarının engellenmesine devam edildi. Başörtüsü karşıtı açıklamalarıyla gündeme gelen İstanbul Üniversitesi (İÜ) Rektörü Mesut Parlak,   başörtülü öğrencilerin üniversiteye girmeleri halinde onlara hak ettikleri notu veremeyeceklerini söyledi.

Daha çok ev hanımlarının ve 15 yaşını bitirmiş kızların ilköğretim diploması almak amacıyla başvurdukları bir eğitim kurumu olan Açık ilköğretim okulu sınavlarında; Denizli, Erzurum, Ankara, Konya illeri başta olmak üzere başörtülüler alınmadılar. Bu  okulların  yönetmeliğinde  yasa  ile düzenlenmiş  bir  yasaklama  hali de  mevcut  değildi. Bazı resmi törenler, mezuniyet ve yemin törenlerinde öğrenci velileri ile katılımcılar başörtülü oldukları gerekçesiyle tören alanına alınmadı veya çıkarılarak mağdur edildiler. Başörtülü kadınların kamu kurumlarında çalıştırılmamalarına devam edildi. Bu nedenlerle Türkiye'de başörtüsü yasağı ile Din ve vicdan özgürlüğü, ifade özgürlüğü, eğitim hakkı, çalışma hakkı ve kadına karşı ayrımcılık yapılmaya devam edilmiştir.

Başörtüsü  yasağı  konusunda  2008 de çok uç  örnekler  sergilenmiştir. Ayvalık'taki "Cumhuriyet Bayramı" töreninde Garnizon Komutanı Albay G.Işık, düzenlenen yarışmada dereceye girerek kürsüye çıkan öğrencilerden lise mezunu Nuriye Memiş'e "başörtülü" diye ödülünü  vermemiştir. Işık, basın mensuplarına ''yaptığımdan dolayı pişmanlık duymam mümkün değil" demiştir.  Yine  Manisa'da asker çocuklarının yemin  törenine katılmak isteyen  40  yaş altı    başörtülü  anneler  kışlaya alınmayarak tel örgüler  arkasından  töreni seyretmek  zorunda  bırakılmıştır. Abdi  İbrahim ilaç  firmasına başörtülü  olarak  girmek isteyen    başörtülü  bir  bayan  görevliler  tarafından  içeriye  alınmamıştır.

Malatya'da Zirve Yayınevi'nin basılıp üç Hıristiyan'ın öldürülmesiyle ilgili dava ile  Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin yakalanan sanıklar hakkındaki davalar sürdürülmüştür. Bu olayların asıl azmettiricilerinin tam olarak yakalanamayışı, koruma görevi olan yetkililerin gereken tedbirleri almama yönündeki negatif duruşları ve bazı üst yetkililerin mahkemeye çıkarılamayışı ile yargılama esnasında delillerin karartılması yönündeki beyanlar, adil yargılamaya gölge düşürmüştür.

Sünni Müslümanlar yönünde genel ihlal alanları mağduriyet oluşturmuştur. Türkiye'de Devletin dine Laiklik adına müdahalesi devam etmektedir. Tekke, medrese ve zaviyeler halen kapalıdır. Dini cemaatler halen yasal olarak tanınmamakta, devlet memurları mesai saatleri içinde de Cuma namazı kılmak için uygun bir yasal izin bulunmamaktadır. Kurban derilerinin THK'na verilme zorunluluğu, anne ve babanın çocuklarının almasını istedikleri dini eğitimi seçememesi, Kur'an Kurslarında devlet adına Diyanet İşleri başkanlığınca açılabilme tekeli devam etmektedir. 28 Şubat post modern darbesinden kalma; 8 yıllık kesintisiz eğitimle, İmam Hatip okullarının orta kısmını kapattırılması, İmam hatip liselerine uygulanan "Katsayı Adaletsizliği", Kur'an kurslarına katılım yaşını devletin belirlemesi ve daha birçok müdahale ile din ve vicdan özgürlüğü ihlal edilmektedir.

Alevilere yönelik ihlaller mağduriyet oluşturmaya devam etmiştir. Devletin yasal olarak Alevileri tanımaması, Alevilerin inancına, devlet müdahalesi, bazı alevi gurupların katılmak istemediği Din kültürü ve ahlak bilgisi dersine katılım zorunluluğu sürmektedir. Alevilerin toplanma, ibadet mekânları olan Cemevlerinin inşası, izin, cemevlerinin tanınmaması gibi sorunları devam etmektedir. Cemevlerinin, ibadethanelerin faydalandığı desteklerden faydalanamamıştır.Eğitimde anne babanın çocuğuna tercih ettiği dini eğitimi verememe sorunu ve diğer bazı sorunlar aleviler  açısından da   devam etmiştir.

Ayrıca devletin Caferileri yasal olarak tanımaması, zorunlu Din kültürü ve ahlak bilgisi dersinde Sünni ağırlıklı vurgu, Diyanet işleri başkanlığında Caferilerin yasal temsil haklarının olmaması, İlahiyat fakültesi açamama ve diğer sorunları devam etmektedir.

Gayrimüslim yurttaşlara yönelik ihlaller de devam etmiştir. Gayrimüslim kimliklere devletin bakış ve müdahalesi ile Lozan antlaşması ve tüm gayrimüslim azınlıkların tanınması sorunu devam etmektedir. Rum, Ermeni ve Museviler dışında kalan; Süryani, Türk Protestan, Yezidi, Bahai, Yehova şahidi ve diğer sayısal olarak az olan cemaatler yasal olarak tanınmamaktadır. Gayrimüslim kimliklere karşı yapılan tehdit, şiddet ve baskıya dair bazı uygulamalar yer yer devam etmektedir. Yeni Vakıflar kanunu ile gayrimüslimlerin el konulan mallarının iadesi sorunu tam olarak çözülememiştir. Heybeliada ruhban okulu açılmamakta, Ekümenik sıfatının kullanımına izin verilmemekte, gayrimüslimlerin din insanı, ruhban yetiştirememe sorunu devam etmektedir. Gayrimüslim azınlığın uğradığı mağduriyetlerde, etkin soruşturmama ve cezasızlık sorunu bulunmaktadır. Zorunlu din dersi, Misyonerlik faaliyetlerinin engellenmesi, Gayrimüslimlerin siyasi temsil sorunu ile yasal olarak tanınmayan Gayrimüslimlere ait ibadethanelerin yapımı, kuruluşu ve izin sorunu ile farklı alanlarda da mağduriyetler yaşanmaktadır.

Sonuç olarak Türkiye'de yaşayan dini inanç gurupları; devletin ideolojik yapısı, dini inanç ve inanç guruplarına devletin müdahale etme eğilimi, bize özgü laikliğin açıkça sınırlarının belirlenmemiş olması ile yasal mevzuattan kaynaklı ihlaller mağduriyet oluşturmaya  devam etmektedir.

MAZLUMDER raporunda, Kürt sorununun 2008 yılında da önemli insan hakları ihlalleri üretmeye devam ettiği özellikle vurgulandı.

Güncel Haberleri