Bismillahirrahmanirrahim
ONUNCU SÖZ-HAŞİR BAHSİ
ÜÇÜNCÜ HAKİKAT
Bâb-ı Hikmet ve Adalet olup ism-i Hakîm ve Âdilin cilvesidir.
Hiç mümkün müdür ki, (HAŞİYE) zerrelerden güneşlere kadar cereyan eden hikmet ve intizam, adalet ve mizanla Rububiyetin saltanatını gösteren Zât-ı Zülcelâl, Rububiyetin cenah-ı himayesine iltica eden ve o hikmet ve adalete iman ve ubûdiyetle tevfik-i hareket eden mü'minleri taltif etmesin? Ve o hikmet ve adalete küfür ve tuğyan ile isyan eden edepsizleri te'dip etmesin?
Halbuki bu muvakkat dünyada o hikmet, o adalete lâyık binden biri, insanda icra edilmiyor, tehir ediliyor. Ehl-i dalâletin çoğu ceza almadan, ehl-i hidayetin de çoğu mükâfat görmeden buradan göçüp gidiyorlar.
Demek bir Mahkeme-i Kübrâya, bir saadet-i uzmâya bırakılıyor.
HAŞİYE: Evet, "Hiç mümkün müdür ki..." Şu cümle çok tekrar ediliyor. Çünkü mühim bir sırrı ifade eder. Şöyle ki: Ekser küfür ve dalâlet, istib'addan ileri gelir. Yani, akıldan uzak ve muhal görür, inkâr eder. İşte, Haşir Sözünde kat'iyen gösterilmiştir ki, hakikî istib'ad, hakikî muhaliyet ve akıldan uzaklık ve hakikî suûbet, hattâ imtina derecesinde müşkülât, küfür yolundadır ve dalâletin mesleğindedir. Ve hakikî imkân ve hakikî makuliyet, hattâ vücub derecesinde suhulet, iman yolundadır ve İslâmiyet caddesindedir. Elhasıl, ehl-i felsefe istib'ad ile inkâra gider. Onuncu Söz, istib'ad hangi tarafta olduğunu o tabirle gösterir, onların ağızlarına bir şamar vurur.
Bediüzzaman Said Nursi
Sözler