Faili meçhullerin OHAL döneminde arttığına vurgu yapılan raporda, terör sorununun çözümünde ekonomik ve sosyal iyileştirmelerin de önemine dikkat çekiliyor.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e de sunulan raporda, çözüm zemininin demokrasi ve siyaset olduğu üzerinde duruluyor. Temel hak ve özgürlükler alanında Türkiye'nin elde ettiği önemli birtakım kazanımların, terörle mücadele ve güvenlik gerekçeleriyle yok edilmeye çalışıldığı aktarılıyor. PKK'nın, şiddet merkezli anlayışların tekelini kıran ve kırabilecek tek aracın siyaset olduğu belirtilen 25 Haziran 2010 tarihli raporda, "Bunun için de Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki sivil toplum hareketlerini, sivil örgütlenmeleri desteklemek, yollarını açmak gerekiyor." deniliyor. Şiddet yerine siyasetin, çatışma yerine diyaloğun öne çıkmasının herkesin yararına olacağı belirtiliyor.
Terör saldırılarının artması üzerine çeşitli kesimler tarafından gündeme getirilen olağanüstü halin (OHAL), Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki 13 ilde 15 yıl kadar uygulandığı belirtiliyor. Şöyle deniliyor: "1979 yılında başlayan sıkıyönetim de dahil edilince, bölge 23 yıl boyunca olağanüstü yöntemlerle yönetilmiştir. Oysa resmi rakamlar 19 Temmuz 1987'de başlayıp 30 Kasım 2002 tarihinde sona eren olağanüstü hal döneminde terörün sona ermediğini, aksine büyük acılar yaşandığını gözler önüne sermektedir." Söz konusu raporda, terör eylemleri bahane edilerek getirilen OHAL'in, vatandaş ile devlet arasındaki uçurumun daha da artmasına sebep olduğu aktarılıyor. OHAL uygulamalarıyla vatandaşın devlete olan güveninin azaldığına işaret ediliyor.
Zaman