Ali Er'in yazısı:
Mahşer halkı hesaptan önce toplanır. Herkes serbest ve rahat. Ancak belli gruplar vardır ki onlar öyle serbest ve rahat değil.
Dönemin Abbasi Halifesi Mansur, hac görevini yapmak üzere Mekke'ye gider. Halife, Mescid-i Haram'a girdiğinde Kâbe etrafında hıçkıra hıçkıra ağlayan hacıları görür. Tam bu sırada dönemin Allah dostlarından Abdullah İbn Mübarek Hazretleri bakınız halifeye hangi dersi verir?
Kutsal topraklardaki kardeşlerimiz hac vazifelerini yerine getirerek hacı oldular. Onların heyecanlarını, sevinçlerini biz de iç dünyamızda paylaşıyoruz. Ne mutlu o kardeşlerimize.
Başta Rabbimiz'den olmak üzere onlardan da bir istirhamımız var. Rabbimizden istirhamımız o topraklara gidemeyen kardeşlerimize de hacca veya umreye gitmelerini nasip etmesi. Hacca giden kardeşlerimizden ricamız ise bizi oralarda unutmamaları. Ellerini yüce dergâha açtıkları zaman ümmet-i Muhammed'e dua etmeleri ve başta Efendimiz olmak üzere orada medfun bulunan sahabe efendilerimize selam söylemeleri.
Hac mevsiminde olduğumuz için biz de bu hafta Ahmet Şahin Hoca'nın kaleme aldığı hacta yaşanan bir hadiseyi sizinle paylaşmak istiyoruz.
Mahşer halkı hesaptan önce toplanır. Herkes serbest ve rahat. Ancak belli gruplar vardır ki onlar öyle serbest ve rahat değil. Çünkü onların elleri başlarına bağlı.
HALİFE MANSUR AĞLIYOR!
Evet, belli gruplar vardır ki onlar mahşer halkının önünden elleri başlarına bağlı olarak geçirilirler. Hesabı verinceye kadar da başlarına bağlı kalırlar.
- Kim midir bu elleri başlarına bağlı bekleyenler?
- Yöneticiler, baş olanlar...
İsterse başı oldukları insanın sayısı on kişiden ibaret olsun. Yönetici ya... Hesabı verdikten sonradır ki elleri başlarına bağlı olmaktan çözülür, esir görünüşünden kurtulurlar. Yönettikleri insanların durumuna dönerler.
- Ya baş olmanın hesabını veremez, yönettiklerinin hakkını yemiş olmak gibi vebal ve haklar söz konusu olursa?
O takdirde eller başlarına bağlı olarak sürülürler veballerini yüklendikleri insanların cezasını çekmek üzere...
İşte bundan dolayıdır ki Abbasi Devleti halifelerinden Halife Mansur hac esnasında büyük veli Abdullah bin Mübarek'in şöyle bir ikaz sorusuna muhatap olur. Büyük veli der ki:
- Ey müminlerin emiri! Görüyor musun şu gözyaşı döken hacıları?
- Görüyorum.
- Bunların hepsi de sadece kendi nefislerinin hesabından korktuklarından dolayı gözyaşı döküyorlar. Sen ise kendi nefsinden başka yönettiğin bunca insanların da hesabından sorumlu olacaksın, acaba senin ne kadar gözyaşı dökmen gerekecek?
Gözyaşı dökme sırası Halife Mansur'a gelmiştir bu ikâzdan sonra...
KÜÇÜK GÖRME, KÜÇÜLÜRSÜN
Onun için insanlar bir makam ve mevkiye çıkmak isterken tek gözle bakmamalı, Rabbimizin verdiği iki gözü de kullanarak nazar etmelidir. Biriyle o makam ve mevkiin sağlayacağı maddî imkânları, menfaatleri, öteki gözle de getireceği vebal ve sorumluluğu görmeli, mutlaka makamın hakkını vermeyi, görevini adaletle yerine getirmeyi hedef edinmelidir.
Aksi halde burada yönettiği insanlara köle gibi bakanlar, orada köle gibi baktıkları insanların yanında kendileri köle gibi kalırlar, elleri başlarına bağlı esir muamelesine lâyık olurlar.
Bugün