Hac yolculuğu izlenimleri-7

Habip ARTAN

Değerli okuyucularımız, yedi hafta süren mukaddes yolculuğumuzun sonuna geldik. Günler su gibi akıp gidiyor, daha dün gibi Medine'ye varmıştık. İnsan hayatı da böyle, üç günlük dünya dedikleri bu olsa gerek. Birinci gün doğum gününüz, ikinci gün yaşadığınız zaman, üçüncü gün ise vefat edip dar-ı bekâya göçtüğünüz gündür.

Geri dönüşler resmi olarak 17 Ağustos ila 14 Eylül arasında gerçekleşecek, buna ilaveten bayramın dördüncü gününden itibaren dönüşler başlamış oldu. Dönüşe genelikle bir iki gün kala veda tavafları yapılmaktadır. 
Hac mevsiminde Kâbe'de en yoğun ve kalabalık gün her zaman olduğu gibi bayramın dördüncü günüdür. Bir yandan şeytan taşlamadan dönen grublar, diğer taraftan veda ziyareti yapmak isteyenler ile Kâbe dolup taşar adeta. Bundan sonra gün geçtikçe yoğunluk düşmeye başlar, fırsattan istifade, daha kalacak günleriniz bulunuyorsa, tavaf ve umre yapma imkânınız var demektir.

Kâbe'de 2013 yılında başlayan genişletme çalışmaları ile aynı anda 100 bin kişi tavaf yapabilmektedir. Planlanan çalışmalar biterse Harem-i Şerif'te aynı anda 2 milyon insan namaz kılabilecek duruma gelecektir inşaallah. 
Bizim de bu ara bayramdan hemen sonra Sevr dağına çıkma imkânınız oldu. Daha önce de Nur dağına çıkmıştık. Sevr dağı biraz daha uzun sürdü, gidiş dönüş dahil üç saat olan yolculuk tatlı bir yorgunlukla bitmiş oldu. 

Sevr, Peygamber Efendimiz (sav) 52 yıl kaldığı ve doğduğu şehirden yoğun baskılar neticesinde Medine'ye hicret etmeye karar verdiğinde beraberinde yol arkadaşı Hz. Ebubekir (ra) ile gizlenmiş olduğu mağaranın bulunduğu dağdır.

Mekke-i Mükerreme'nin her tarafı dağlarla ve kayalarla kaplı, konum itibariyle deprem riski yok denecek kadar az. Muhkem bir şehir, her tarafı doğal kale ile çevrili, temeli sağlam, binalara genellikle bu nedenle olsa gerek, istisnalar hariç 25 kat imar izni verilebilmektedir. Betonarme yapılarda işçiliği ve zamanı en fazla alan kazı işlemleridir. Bu yüzden şehirde inşaat süreçleri uzun zaman alabilmektedir.

Burada az da olsa, anlaşabilecek şekilde İngilizce ve Arapça bilmekte fayda var. Türkçe bilen pek az, dil bilmeyenler için bazen latife olsun diye derler; birisi sormuş, "Medine-i Münevveretun neredetun" cevaben diğeri demiş ki, "gazzetun, bassatun, ala sıratin müstakim."

Kâbe, Harem ve diğer yerlerde çalışanların bir çoğu yabancı, onlar da çat pat ancak Arapça biliyorlar. Bu işçiler genellikle yer ve temizlik işlerinde, taksi ve servis sürücüsü olarak çalışmaktadırlar. 
Kâbe ve Haremde sigara içmek yasak, ayrıca Mekke ve Medine'de sigara satışı da yasak. İçenler de ancak sair açık alanda içebilmektedir. 

Kâbe içerisinde ve etrafında, Harem-i Şerifte ve diğer alanlarda sivri sinek ve kara sinek yok denecek kadar az. Yerler saatte bir, sürekli klorlu su ile temizlenmektedir. 

Mekke'de bitki örtüsü her mevsim yeşil kalabilen bir iki çesit ağaç ve  hurma ağacı ile kaplıdır. Bunun dışında başka bir ağaç çeşidi yok. Park ve yeşil alanlar sulanabildiği müddetçe yeşil kalabiliyor. Kara toprak dediğimiz kahverengi humuslu toprak yok denecek kadar az, bir çok yer taşlık ve kayalık, geri kalan yerler kumluk.

Burada trafik cezaları caydırıcı olduğundan kazalar da buna nisbeten az olmaktadır. Trafikte yayanın yol üstünlüğü vardır, her sürücü nazikçe özellikle hacılara yol vermektedirler.

Yaklaşık olarak iki aydır araç sürmüyoruz, bu konuda da dinlenmiş olduk, şehrin yoğunluğundan bir nebze olsa kurtuluyorsunuz, servis ve taksi daha rahat. Bu arada en az, günde 10 km yürümüş olduk, bu da toplamda 600 km'ye tekabül ediyor. 

Hac ibadeti ile insan bir nevi fabrika ayarlarına dönüyor, kalbinize format çekiyorsunuz, bedendeki hüceyreleriniz resetleniyor. 

Medine ve Mekke'de hareketli ve sıcak paraya dayalı bir ekonomi hakim, çarşı pazar gece gündüz açık, hacılar mutlaka reberrüken bir şeyler alıyor, pazarlık sünnet, ederinin üzerinde bir şeye fazla para vermiyoruz, tok alıcıyız, bunu gören tüccar, orta yolu buluyor.

Hac ibadeti boyunca biz hacılara emeği geçen, başta Diyanet işleri Başkanlığımıza, Tursab'a, Faran, İsra, Alyans acentalarına, Arslanoğlu Hac organizasyonu ve sorumlusu ismi ile müsemma Hacı Hocaya, Mustafa kardeşimize, kafile başkanımız Alâaddin beye, grub görevlilerimiz, Lütfü hoca, Mehdi hoca ve bayan irşad görevlimiz Nurten hoca hanıma teşekkürlerimizi ayrıca takdim etmek isterim.

4 Temmuz'da başlayan Hac yolculuğumuz, bu yazıyı okuyor olduğunuzda, biz de veda tavaflarımızı yaptıktan sonra Mekke-i Mükerreme'den hüzünlü ayrılıkla bitmiş olacak. 

Cenab-ı Allah bu mukaddes ve mubarek, bereketli, mükerem, münevver beldeleri bir kez daha görmeyi ve yaşamayı bizlere nasib eylesin. Gidemeyenlere, sırada bekleyenlere de en karib zamanda kavuşmayı nasib eylesin. Amin.

Allah kısmet ederse 21 Ağustos'ta Mekke-i Mükerreme'den ayrılıp, Peygamberler şehri Şanlıurfa'ya varmış olacağız, daha sonra belirleyeceğim tarihte haber vererek siz değerli okuyucularımı, dost ve arkadaşlarımı zemzem ve hurma ziyafetine beklerim.

Bundan sonraki, Hac ile ilgili öneri ve değerlendirmeleri kapsayan son yazımızda görüşmek temennisiyle, Allah'a emanet olunuz.

Yorum Yap
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
Yorumlar (4)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.