Sosyal demokrat mı yoksa dindar muhafazakâr mı?

Dr. Habip ARTAN

Düşünce İklimi-23

Bir zamanlar, çalışmakta olduğum kurumda uzun zamanlar idarecilik yapmam itibariyle 28 Şubat döneminde görevlendirilen üst yöneticilerle de çalışmak durumunda kalmıştık. İlk göreve başladıklarında amaçları ve görevleri başta her ne kadar kurum içerisinde çalışan dindar, muhafazakâr idareci ve akademisyenleri saf dışı etmek olsa da gün geçtikçe bizi yakından tanımalarıyla daha rahat hareket ettiklerini, bizden emin olduklarını fark ediyordum. Kuruma daha atanmadan her türlü bilgi ve belgenin kendilerine verildiğine şüphemiz yoktu. Ancak dediğim gibi bizleri tanıdıkça, bizlere inandıkça bu öngörüleri ve bakış açıları değiştiğinden hızlarını keserek normal seyrinde çalışmaya başladılar. İlk yıllarda ve dönemde birtakım sıkıntılar çıksa da daha sonraları bir arada çalışmanın verdiği mecburiyet ve zorunluluk olunca insanlar birbirlerini tanıdıkça daha toleranslı olmaya başladılar. 2002 yılı sonlarında yeni iktidarın gelmesiyle söz konusu bürokratlar kendilerine çeki düzen verip daha ılımlı olmaya gayret ederek görevlilerinin sonuna kadar devam ettiler. Bu dönemde idareci ve akademisyenlerimizden bazıları zarar da gördüler, sıkıntıda yaşadılar bunun en büyük sebeplerinden birisi de içerideki kraldan çok kralcı kesilen kendini bilmez bazı ikiyüzlü yöneticilerdi.

Ama ne yazık ki aynı düşüncelerimi, tespitlerimi muhafazakâr olarak bildiğimiz yöneticilerin çoğu için söylemek mümkün değildir. Dindar muhafazakâr bireyler nerede olursa olsun her şeyden önce daha çok kendine çeki düzen vermesi, adil olması, çalışkan olması, motivasyon kaynağı olması, yönlendirici, teşvik edici, moral verici, affedici olması gerekirken Allah versin bunların çoğundan habersiz durumdalar. Gözümüzün önünde her şey cereyan ediyor. Herkes kimin çalışkan, kimin adil, kimin motivasyon kaynağı olduğunu gayet derecede iyi biliyor, izliyor, görüyor, görünen köy kılavuz istemez. Siyaset kurumu tarafından tercihen atanan her yöneticinin vatandaşın ve çalışanın isteklerine kulak vermesi, çözüm üretmesi gerekir. Bu sadece atanmış üst bürokratlar için değil aynı zamanda seçilmiş vekil ile başkanlar için daha çok geçerlidir. Siyaset kapısı hacet kapısıdır, vatandaşın ihtiyaçlarını ve makul isteklerini göz ardı eden atanmış ve seçilmiş bürokratların iktidarı ve siyaset kurumunu yıpratmaya hiçbir zaman hakları yoktur. Her bürokrat, her vekil ve başkan kendilerine teslim edilen kurumları gözü gibi koruması, çalışanlara, tabiri yerinde ise göz hizası ile bakması, geleceğe taşımak için mümkün mertebe diyalog kapılarını sonuna kadar açık tutması, ortak akıl ile hareket ederek çalışanların fikir ve düşüncelerinden yararlanması gerekir. Günümüzde maalesef dindar muhafazakâr birisinin sosyal demokrat yöneticileri ve bürokratları aratır hale gelmesi ne hazin bir durumdur. Ziya Paşa’nın dediği gibi ‘insana sadakat yaraşır, görse de ikrah, yardımcısıdır doğruların Hazreti Allah’. Sadakat ve doğruluk insan olan herkese ve kesime yakışır. İster sosyal demokrat ister muhafazakâr demokrat olsun, hiç fark etmez, önemli olan gök kubbede bıraktığınız bir ses ve nefestir. Rabbim bizlere emrolunduğumuz gibi dosdoğru yaşamayı nasip eylesin.

Yanlışların farkında olmanın getirdikleri
Bazen keşke birçok şeyi bilmeseydik, insanların yaptığı bazı yanlışların farkında olmasaydık diye aklıma geliyor. Hiç olmazsa görmezden gelerek görmemiş olurduk da sorumluluğumuz olmazdı. Ama yaşadığımız dünyada imtihan gereği de olsa bazı yalanlar ve yanlışlarla karşı karşıya geleceğimiz muhakkaktır. Bu gibi durumlarda yapacağımız şey, elimizle düzeltebildiğimizi elimizle, dilimizin döndüğü kadar dilimizle, ona da muktedir olamazsak içimizden tavır alarak olaya karşı durmamız gerekiyor. İş yapıyorsanız, işçi, usta, kalfa ile karşılaşıyorsunuz. İşini düzgün yapan insan çok az. Tarif ettikten sonra, dediğiniz gibi bir şekilde birçok işi bitmiş görmek mümkün olmuyor. Her usta ve işçinin başında durmanız gerekiyor. Durmayınca herkes kendi işine geldiği gibi işi kotarmaya çalışıyor. Başında durursanız bir şekilde işin akışını ve kalitesini kontrol edersiniz. Ayrıca usta ve kalfalar yüz yüze yanlış yapma cesaretini gösteremezler. İşin başında durduğunuzda diğer görevlerinizi aksatabilirsiniz. Hasılı kelam, nereden bakarsanız bakın kaygılı ve sancılı bir süreç.

Kamuda görevinizi ifa ederken yönetmeliğe uymayan bir durumla karşı karşıya geldiğinizde, muhatabınıza nezaketle bu isteğiniz olmaz diyorsunuz, arkadaş maalesef anlamıyor, meseleye hep kendi penceresinden bakarak menfaatine geldiği gibi yorumlamaya çalışıyor. Siz kurumun faydasını ve zararlarını düşünürken muhatabınız aman ne olur ki yapıver gitsin diyor. Yanlış bir şeyi yaparken belki ucu size dokunmayabilir, ancak bir yanlışın yolunu açarsanız başka kişilere de aynı yanlışı artık doğruymuş gibi yapmaya çalışırsınız. Böylece kurumda kurallar ve yönetmelikler değil inisiyatifler geçerli olmaya başlayacaktır. Yanlışlarla mücadele etmek uzun soluklu bir sabır ve metanet ve kararlılık gerektirir. Her ne pahasına olursa olsun öz kardeşiniz de olsa yapılan yanlış ve haksızlıkların önünde durmamız ve ikaz etmemiz gerekiyor. İkaz ettiğiniz adam varsın gerekiyorsa size sırtını dönsün, hiç umurunuzda olmasın, neye mal olursa olsun, iş küsmeye ve darılmaya varsa bile doğru bildiğimiz yoldan şaşmayın. Bir insan bir hatasını kavl-i leyyin- yani güzel söz ile düzeltmiyorsa, onu tekdir ve ikaz ediniz, hatasında ısrar ediyor, özür dilemiyorsa, menfaatini başkasının zararında görmeye devam ediyorsa ona mesafe koymanız artık zaruri hale gelmiş demektir. Zarara kendi rızasıyla girene merhamet edilmez. Şunu da eklemek gerekir ki; hayat bir imtihandır, imtihanımız da git gide çetin hale geliyor, yaş ilerledikçe, kemale erdikçe, tecrübeler artıkça bakış açınız ve vizyonunuz da ona göre gelişiyor. Karşılaştığınız olayları, sizden sonrakilere aktarmanın ve ifade etmenin faydası olsa da size bir miktar stres ve kaygı vereceği de bir gerçektir. Bünyenizdeki bu muhtemel ruhsal zararları mümkün mertebe tefekkür ve ibadetle, hoş görü ve sabırla hafifletebilirsiniz.

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.