Vücudu Nasıl Canlandırabiliriz?

Habibi Nacar YILMAZ

Vakıfâne günlerimizdeydik ve Trabzon'dan Rize'ye gidiyorduk. Arabamız da yok. Her ilçeye uğrayarak gidiyoruz. Arsin'de Gürsoy Ticarete uğradık önce. İrtibatın hakkını vermeye çalışıyoruz. Üstad, her şeyde vasatı; irtibat ve ihlasta ise, ifratı tavsiye ediyor.

Gezmeleri ile meşhur abilerden çok dinlemişliğimiz vardır bu irtibat hatıralarını. Biz de bazı mekânlara veya kişilere, periyodik olarak uğramaya; varlık gayemizi hatırlama ve hatırlatmaya, iman hakikatlerini terennüme vesile olmaya çalışırız. Daha doğrusu çalışırdık. Şimdi biraz yavaşladığımızı görüyorum.

Arsin'den Araklı'ya geçtik. Araklı ilçesi, bizim hizmet hayatımızda ayrı bir yere sahiptir. Şahintürk Ticarete uğradık.Kadim dost Muhammed kardeş "Tam da beklediğimiz arkadaş geldi." diyerek, hararetle tartıştığı genci, bize teslim etti.

Allah'a iman noktasında sıkıntılı olan arkadaşımızla, bir saati bulan ders müzakeremiz olmuştu. Tabiat Risalesi o kadar orijinal geldi ki arkadaşa, heyecandan hemen kelime-i şehadet getirdi. İmanda geç kalmak istemiyordu.

Her uğradığımız yerde dersler, sohbetler olunca biraz yorulmuştuk. Ama şevk ve heyecan bizim yorgunluğumuzu unutturuyordu. Araklı'dan Of'a geçtik. Halk Eğitim müdürü rahmetli Hayati Saral'a ve esnaf Naci Atasoy'a uğradık. Sohbet, muhabbet derken akşam üzeri Rize dolmuşuna bindiğimizde, artık çenemiz oynamaz hâle gelmişti.Hâlâ unutamam o hâlimi.

Rize'de dinlenir, birkaç gün kalırız hesabı yapıyorduk. Rize'ye gittik, lise talebe dersi varmış.Tam ortasına düştük dersin. Trabzon'dan, üniversite şehrinden gelmenin ayrı bir havası ve heyecanı olur her zaman. Ders okuyacak mecalimiz de yoktu ama. İtirazlarımız, mazeretlerimiz işe yaramadı ve ders yapmak zorunda kaldık. Sehpanın başına oturup kitabı açtım.Bu heyecanlı, genç cemaate ne okuyayım; bu gençlere nasıl bir şeyler anlatayım, bir falsomuz olmasın gayretindeydik. Fakat birden değiştiğimizi ve yeniden canlandığımızı hissettim birden. Sanki az önceki yorgun hâl gitmiş, yerine yepyeni ve dinlenmiş bir çene gelmişti.

Bunun sırrını, sonradan daha bir dikkatle okuyup âdeta ezberlediğim, Münazarat'ın sonundaki "Zindan-ı atalete düştüğümüzün sebebi nedir?" sualinin cevabında buldum. Hatta ilk cümle, hayatî derecede önemliydi.
Neydi ilk cümle? "Hayat bir faaliyet ve harekettir, şevk ise, matiyyesidir." İşte, bu şevk bizim yorgunluğumuzu almış, âdeta yeniden, yeni bir güne başlamış gibi yapmıştı bizi.

Hayat, bir faaliyet ve hareketse,; hareketi ve faaliyeti olmayan insan, hayat sahibi değildir, demektir. Varsın ama yok sayılabilirsin. Varlığı, yokluğuna eşit deriz bazen. Şevk ise, matiyyesi yani hayatın, faaliyetin ana taşıyıcısı.

Peki, şevk ne zaman ve nasıl bozulur, biter ve böylece insan bitkisel hayata düşer. Şevk, hiçbir zaman bitmez, bozulmaz arkadaş. Bozulmamalı, bitmemeli yani. Nasıl yani, bu kadar net ve kesin cümle olur mu? Bazen şevkimiz kırılır, biteriz, kendimize gelmemiz uzun sürer. Hatta kendine gelemeyen bile olur. Şevki, sürekli ayakta canlı tutacak bir iksir mi var da haberimiz yok?

Evet böyle bir iksir var ve o da ihlastır. Allah için olmaktır. Senin şevkini ne kırar, bitirir mesela? Birinin sana itirazı mı, tenkitleri mi? Ya da bir hizmetten sonuç alamaman mı? Güzel kardeşim, eğer birinin seni tenkidi, itirazı seni hareketsiz bırakıyorsa; o zaman sen, birinin itirazına tevekkül edip bel bağlanmışsın, demektir. Sen bu hizmette biri için değilsin ki onun itirazı, seni atalete atsın. Ahirette ataletinin hesabını, falancanın tenkidine bağlayarak veremezsin. Allah için olan, yapan, koşan, hareket eden birinin şevkini hiçbir şey bozamaz. O bilir ki dünyevî hiçbir mazeret, ahirette geçerli değildir. Namaz kılmayan biri, sen niye namaz kılmıyorsun veya kılmadın sualine falanca da kılmıyordu, cevabını verebilir mi? Sen niye hizmetten elini gevşettin, sualine vereceğin, falanca beni tenkit etti veya bir hizmette sonuç alamadım, cevapları geçerli midir? Değildir.

Bunlar geçerli olamayacağına göre, hiçbir şey ama hiçbir şey şevkimizi bozamaz. Senin, benim faaliyetimizi durduramaz. Durduramamalı yani. Ama vakıa da bazen duruyor, bitiyor şevkimiz. Bazen hareketsiz kalıyoruz. İşte, bunu aşmak, aşkla şevkle devam etmenin önündeki engelleri aşmayı üstad, Münazarat'ın sonundaki sualin cevabında anlatıyor. O kısmın dikkatle okunmasını, bellenmesini ısrarla tavsiye ediyorum. Ama üzerinde durarak okumak önemli.

Bu yazıyı yazmamıza "Eski Eserlerdeki Lemaatta" geçen:"Atalet, vücut içinde adem, hayat içinde mevttir" cümlesi vesile oldu. Cümlenin devamı da önemli. "Sa'y ise, vücudun hayatı, hem hayatın yakazasıdır elbet."cümlesi var. Demek ki vücut, ancak sa'y yani çalışma ile canlanabiliyor. Mektubat'ta ise atalet için "Ademin biraderzadesi." ifadesi kullanılıyor.

"Her an bir işte olmak." Rabbanî bir sıfat; kaderin de gayrete aşık olduğu bir âşık ifadesi değil mi zaten? Say'in, çalışman ve faaliyetin olmazsa, vücuttasın ama ölüsün, sayılıyor demek. Öyle ya varsın ama varlık emraren yok. Vücudun, hayat mertebesi kazanamamış demek ki. Daha ilerisi, mevt oluyor zaten. Sağsın ama mevte mazhar olmuş oluyorsun bir nevi.

Kaç gündür, Lemaattaki bu cümlenin üzerinden bir türlü geçemiyorum. Nefsimi yokluyorum, hassasiyetlerimi gözden geçirmeye, derecemi ölçmeye çalışıyorum. Bu yazı da ne kadar diriyiz, mevtten ne kadar uzağız acaba, diye sesli düşünme yazısıdır. Ama bir haftadır da düşünüyorum.

Evet dostlar, "Ömür sermayesi pek azdır, lüzumlu İşler pek çoktur." cümlesinin altında üstadın çizdiği dairelerde ehemmiyetine göre:

"Allah'a dayan, sa'ye sarıl, hikmete râm ol."

diyen şair gibi; sa'y ve hikmeti bir araya getirmenin gayreti içinde miyiz? Dördüncü Meseleyi on beş günde bir değil belki ama en az altı ayda bir olsa da okuyor muyuz acaba?

Selam ve dua ile.

Yorum Yap
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.