Biyoloji Profesörü Ali Demirsoy'un Parmağının Ucunda Niçin Göz Yok?

Habibi Nacar YILMAZ

Eski eserlerden Hutuvat-ı Sitede geçen "Allah kimseyi şaşırtmasın." cümlesi ile başlayan ve devamında "Şaşırtırsa, rezil etmesin; rezil ederse, perişan etmesin; perişan ederse, sersem âvâre etmesin." duası var.

Biyoloji dalında entomolog (böcek bilimci) unvanı ile tanınan ve Türkiye'de çekirge türünün sınıflandırılması konusundaki çalışmalarıyla bilim dünyasına adını yazdıran, meşhur evrimci Profesör Ali Demirsoy hocamız var. Tam da bu duanın mazharı bir konuşmaya imza attı yakında.

Kütük gibi kitapları da var. Okullarda ve dersanelerde çalışırken merakımdan tetkik etmişimdir kitaplarını. Hani, üstad "Bize Allah'ı tanıtır mısın?" diyen öğrencilere "Öğretmenleri değil, tahsil ettiğiniz fen kitaplarını dinleyiniz." diyordu ya. Çünkü öğretmen insandır; yanılabilir, yanıltabilir. Ama kitaplar, husûsen fen kitapları, yanıltmaz, yanıltamaz yani. Çünkü bütün kitaplar hem de satırlarıyla "mütemadiyen" sanattan, dolayısıyla da sanatkârdan bahsediyor.

Ali Demirsoy da "Kitapları, yanıltmayan, fakat kendisi yanıltan." cinsten bir hoca. Bir gün, Ali Demirsoy'un bir kitabı masasının üstünde duran biyoloji hocamız Mehmet Bey'in odasındaydım. Kitabı aldım ve rastgele açtım. Sayfanın sağ tarafından okumaya başladım. Bir hayvanın muhtemel bir böceğin anatomisini, gözlerini, duyu organlarını anlatan bir bölümdü. Canlının çok üstün bir tasarım ve sanat harikası mühendislik ürünü olduğu anlaşılıyordu anlatılanlardan. Mehmet Bey'e: "Okuduğum bu parçanın benim imanımı arttırdığını söyledim." O da bana "Hocam her şeyi dine bağlıyorsun." diye mukabele etmişti.Ya arkadaş, bunun dinle değil, öncelikle akılla irtibatı var. Tasarım varsa bu,bir tasarlayana; mühendislik varsa bu, bir mühendise işaret eder, mealinde cevap vermiştim.

Şimdi, kitapları baştan sona tevhidi, kâinat kitabının bir kesitini anlatan fakat bundan kendisinin haberi olmayan bu Ali Demirsoy Hoca, bir televizyon programında, cahili olduğu konularda konuşmaya çok meraklı Celâl Sengör'ü de yanına almış; gelin güveyi konuşuyorlar. Konuşmanın yazıyla ilgili görselini yazının içine koydum. Konuşmadaki kepazeliğin ve seviyesizliğin derecesini iyice anlamak için, bir dakikanızı ayırmanızı isterim bu konuşmayı dinlemek için.

Kimsenin dinli dinsiz olmasına, tercihine itirazımız olmaz ve karışamayız elbette. İnsan zaten tercihlerinden ibarettir. İnsanın en mümeyyiz vasfı da serbest karar vermesidir. Serbest karar meselesi, biraz önemli. Bu konu, tarih boyunca çeşitli mezheplerin münakaşasına bile medar olmuş. İnsan tercihleriyle, neticede ebedî hayatını ördüğü için, kim olursa olsun, şefkat ve nev itibarıyla bizi de ilgilendiriyor biraz. Husûsen Ali Hoca gibi, belli kesimin itibar ettiği, bizim de bir bilim adamı olarak kulak kabarttıklarımız arasında olunca bu, biraz önem kazanıyor. Fakat bu konuşmasını dinleyince, doğrusu onun adına epeyce üzüldüm. Hatta yüzüm bile kızardı diyebilirim. Ali Hocanın parmağında niye göz olmasın, acaba niye yok? Onu biraz inceleyelim.Veya parmağında göz olsa mı daha iyi olurdu, olmasa mı? Parmakta bir gözün olmaması bir eksiklik midir?

Dedim ya konuşmayı dinleyince içimden "Bir bilim adamı, bu kadar düşmemeliydi." dedim. "Düşünen düşer." diyor, Şahin Doğan kardeşim. Ben aksini söylüyorum. Bu arkadaşımız, düşündüğü için, bu kadar düşmedi. Düşünmediği veya doğru düşünmediği için bu kadar düştü.

Hani uzmanı olduğu solucanların donanımlarını, ayaklarını, gözlerinin yerini midelerinin yerlerini beğenmiyorum dese; bir derece, ne diyor bu arkadaş, der; bir bakar, böcekler üzerine bir okuma yapmaya çalışır, bir değerlendirme yapardık. Ama düpedüz insanı hedef alıyor konuşmasında. Kulak verelim konuşmaya. Anlayabildiğimiz ve çözebildiğimiz kadarıyla şöyle diyor:

"Ben sık sık anlatıyorum. Diyorlar ki insan eşref-i mahlûkât, tanrının en büyük varlığı. Öyleyse, benim parmağımın ucuna bir göz koyaydı. Ya da kafamın arkasına da bir göz koysaydı.(Celal Şengör'ü göstererek) Şimdi bu hocanın parmağının ucunda göz olsaydı, parmağını sınıflara sokarak öğrencileri dinleyecekti? Doktor, insanı cihazlara muhtaç olmadan parmağını sokarak inceleyecekti, ameliyat yapacaktı."

Yorum Yap
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.