"Bilimler Işığında Yaratılış Derneği" ve KTÜ işbirliği ile yapılan 10.Uluslararası Yaratılış Kongresi,1-2 Ekim'de geniş bir katılımla Trabzon'da icra edildi.
Arkadaşlara, kongreyi "KTÜnün üzerinde iki gün nuranî kandiller yandı." cümlesi ile özetlemeye çalıştım. Gerçekten öyle oldu. 50 yıldır Trabzon'dayım. Üniversiteyi takip etmeye çalışırım. İlk defa, 'yaratılışın' üzerindeki tevhid mührünün üniversal anlamda ortaya konulduğuna şahit oldum bu kongrede. Hazırlanmasında ve icrasında emeği geçen başta KTÜ Rektörü Hamdullah Çuvalcı Bey'e, kongrenin Trabzon'da yapılmasına öncülük eden Prof. Ali Osman Beldüz, Prof. Atilla Doğan, Prof. Sedat Bostan Beylere ve diğer arkadaşlara ve Bilimler Işığında Yaratılış Derneğine teşekkürlerimizle, tebriklerimizi sunuyoruz.
Kongreye iştirak eden hocalarımız, Trabzon'da çeşitli okullarda 35 kadar etkinliğe de katıldılar. Veli, öğretmen ve öğrencilerle buluştular; seminerler verip konuşmalar yaptılar. Yani sadece KTÜ değil, Trabzon nurlandı. Nur derslerine katılan arkadaşlarımızla hem tanıştık hem de fikir alışverişinde bulunduk.
Bu kongreler, 2017'de başladığından beri, başta Ali Osman Bey ve Atilla Beye "Bu kongre, Trabzon'da da olabilir mi?" diye sorar, dururdum. Onlar da bunu arzu ediyorlardı zaten. Sonuçta buna muvaffak ve böylece büyük bir hizmete de vesile olmuş oldular.
Görüşebildiğimiz katılımcı hocalarımız, bu kongrenin özellikle KTÜ'de yapılabilmesinin çok önemli olduğunu ve bu vesileyle yaratılış kongrelerinin daha üst bir lige çıktığını ifade ettiler. Bu yönüyle de kongrenin hem uluslararası mahiyeti pekişmiş hem de müesseriyeti artmış oldu.
Açılış oturumuna katıldığımda, salonda yansıtılan başlığı okuyunca içimden "Başka bir şey yapılmasına gerek yok, sadece bu başlık bile tek başına bir kongredir." diye geçirmiştim. Yazının girişinde verdiğimiz resimdeki başlığı, yakından bir daha okumanızı isterim.
Üst başlık: "Bilimler ışığında kâinat kitabını okumak."
Bir kere, kâinat bir kitap. Bilimler de bu kitabı okumamıza, anlamamıza yardımcı durumunda.Ne veciz bir tarif değil mi? Bilimler ne işe yarar, diye sorsalar, ne deriz? Kâinat kitabını okurlar, deriz.
Anladık da okunan şey, anlamlı mı ki okuyoruz? Hem de yüzlerce bilim dalıyla, yüzyıllardır okuyoruz. Evet, anlamlı olmazsa okunur mu hiç? Peki, bu vesileyle ne öğreniyoruz? Bunun için, başlığın devamına bakalım:
"Mahlûkatın oluşum ve işleyiş mekanizmalarını anlamak ve yaratılış gerçeğini öğrenmek."
Bu cümle zaten her şeyi açık ediyor.Bilimler, oluşum ve işleyiş mekanizmalarını izah eder, bu konuda bilinmeyenleri aydınlatır. Anladık da bu mekanizmaları kuran, oluşumları olduran kim? İşte, bu yaratılış kongreleri bunun cevabının peşinde. Bir mekanizma var, bir oluşum görüyoruz, ortada. İşte, bu toplantılarda bunları "kuran" ve "olduranın" kim olduğu soruluyor ve cevabı verilmeye çalışılıyor konuşmalar boyunca.
Bu fen ve bilim çağında, bu gayretler, yaratılışa dikkat çekme faaliyetleri, bu asrın bir cihad-ı manevisidir ve çok ehemmiyetlidir. Bunu da ancak Risale-i Nuru bilen, mana-yı harfi dersini alanlar yapabilir. Şahsen bütün katılımcı hocaların alanlarında sundukları bildirirlerde, hep bu gayreti gördük. Mekanizmayı anlatıyor ve böyle harika mekanizmayı bir "kuran", "işleten"var anlamında mekanizmayı kim kurdu, diye soruyor. Şu ana kadar, tesadüfçülerden bir itiraz, evrimcilerden de bir karşı duruş göremedik. Bu da gösteriyor ki bilim, bütünüyle inkârın değil, tevhidin; başıboşluğun değil, küllî bir ilim, irade ve kudrete dayanan yaratılışın delilidir.
Başlık her şeye ayna olmuş, bu kongrenin özetini yansıtmış, dedik ya.Başlıkla devam edelim o zaman.
Kâinat: Ölçü, denge ve anlam.
Kongre boyunca, kâinattaki bu ölçü, denge ve anlam üzerinde duruldu işte. Kâinatta bir ölçü, denge ve anlamın olması, kâinatın bir bütün olarak bir kanuna, bir şeriata uyduğunu gösteriyordu. Ama bu kâinatın üzerinde yaşayan insanlıkta; ölçü, denge ve anlamın kaybolduğu ortadaydı. Anarşi, savaş, zulüm ve karmaşa başlamıştı. Kongrede bu da unutulmuyordu. İnsanlıkta başlayan bu kargaşa ve anarşinin sebepleri ve çözüm yollarının üzerinde de duruldu. Yani sosyal bilimler de yerini aldı bu kongrede.
Bilginin hikmetle buluşması, gaye ve tefekkürün birlikte yürütülmesi gereği anlatıldı konuşmalarda.Bilimin, varlığın nasıllığını keşfederek hayatı kolaylaştırdığını; vahyin ise, hayatı kolaylaştırılan insanın istikametle ve sorumlulukla yaşamasının yollarını ortaya koyduğu belirtildi.
Kongredeki temel ve ana mesaj ise; bilim ile vahyin birlikte okunması ve müfredatın da bu anlam,amaç ve değerler ekseninde şekillenmesi, insanın kendini ve kainatı anlamlandırırken bilimsel araştırma yanında tefekküre ve manevi değerlere de yer vermesiydi. Özetle; bilgi, hikmete dönmeli, insana dokunmalıydı.
Atomun kâinatta mükemmele doğru olan yolculuğu ise; bir tür değişikliğini netice veren bir evrime değil, muntazam bir tekâmüle doğru olan bir yolculuğa işaret ediyordu.
Evet dostlar, Trabzon Valisi, Büyükşehir Belediye Başkanı ve KTÜ Rektörü, Trabzon Üniversitesi Rektörünün yanında Trabzon halkının da büyük teveccühüne medar olan bu geniş ve anlamlı toplantıya; İsmail Hakkı Aydın, Nevzat Tarhan, Tahsin Görgün, Halis Aydemir gibi profesör hocalarımızın yanında; 63 üniversiteden, 9 hoca yurt dışından, 130 da yurt içinden hocalarımız katıldı, konuşmalar yaptılar, bildirdiler sundular. Trabzon olarak teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Selam ve dua ile.