Görmez: FETÖ üzerinden Said Nursi ve Risale-i Nur'a bakmak fitnedir

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, son zamanlarda FETÖ üzerinden Risale-i Nur ve Said Nursi'ye saldırmaya çalışanlara canlı yayında cevap verdi

İbrahim Mert'in haberi:

RİSALEHABER-Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, son zamanlarda FETÖ üzerinden Risale-i Nur ve Bediüzzaman Said Nursi'ye saldırmaya çalışanlara cevap verdi. Nurculuğun 1980'li yıllardan itibaren FETÖ'yü dışına attığına dikkat çeken Görmez, FETÖ üzerinden Said Nursi ve Risale-i Nur'u değerlendirmenin son derece yanlış olduğunu söyledi.

NTV’de Oğuz Haksever’in sorularını cevaplayan Görmez, "fitne"ye dikkat çekti. Cemaat ve tarikatların realite olduğunu vurgulayan Görmez, FETÖ bahanesiyle bu yapılan eleştirilerin doğru olmadığını söyledi.

Görmez'in sözleri şöyle:

FETÖ ÜZERİNDEN NURCULUĞU, RİSALE-İ NUR'U VE SAİD NURSİ'Yİ OKUMAK FİTNEDİR

FETÖ denilen bu yapı bir cemaatin içinden çıktığı iddia ediliyor. O da Nurculuk yahut Risale-i Nur Külliyatı denilen bir yapı içerisinden, grup içerisinde. Ve aynı şekilde bu dönemde ortaya çıkan fitnelerden bir tanesi de yine bu yapı üzerinden topyekün Nurculuğu okumak, hatta buradan Said Nursi ve onun bütün eserlerini aynı kategoriye sokarak değerlendirmenin de ben açıkça yanlış olduğunu ifade etmek isterim. 

RİSALE-İ NUR ALLAH'I ANLATMAK KONUSUNDA SON DERECE BAŞARILIDIR

Çünkü (Risale-i Nur) materyalizmin bilhassa ateizmin, "Allah yok" düşüncesinin egemen olduğu zamanlarda, bu topraklarda, kainatın ayetleri üzerinden, kevni ayetler üzerinden bu toprakların çocuklarına ve bu dünyanın insanlarına Allah'ın varlığını ve birliğini anlatmak konussunda son derece başarılı bir projedir. 

NURCULUK CEMAATİ 1980'DE FETÖ'YÜ DIŞINA ATTI

Burada hatalı olan şahıslara ve eserlere kutsiyet atfetmektir. Bu doğru değildir. Kaldıki zaten hiç kimse de bunu yapmaz. Kutsiyeti sadece Allah verir. Kendisi bizatihi, "baki hakikatler fani şahsiyetler üzerine bina edilmez" sözü Bediüzzaman Said Nursi'ye aitttir. FETÖ üzerinden bütün cemaatleri aynı kategoriye sokmak ve değerlendirmek yanlıştır. Ama orada yapılması gerekenler vardır. FETÖ üzerinden bu topraklardan çıkan özgün eserleri, Risale-i Nur'u kaldı ki Nurculuk cemaati de 80'li yıllardan itibaren FETÖ'yü dışına atmış bir yapıdır. Eserlere, eserin naşrini bir kutsiyet atfetmek yanlış olur. Ama FETÖ üzerinden okumak ve ötekileştirmek de doğru değildir. Bunu da açıkça ifade etmek isterim. 

BÜTÜN CEMAATLERİ AYNI KATEGORİYE SOKMAK DOĞRU DEĞİLDİR

"Benim en büyük korkum, bu sürecin bir fitneye dönüşmesi. Fitne kelimesi dinin insanları ikaz etmek için kullandığı çok önemli bir kavramdır. Kur’an-ı Kerim “Fitne adam öldürmekten daha beterdir, daha şiddetlidir” diyor. Çeşitli fitneler dolaşabilir o fitnelerden bir tanesi de bu ihanet üzerinden birtakım bütün yapıları aynı kategoriye sokarak suçlamak. Dünyaya İslam’ın mesajı geldiği andan itibaren Hz. Peygambere (asm) mensubiyeti ifade eden bir ümmet kavramı vardır ve o ümmetin vahdet içinde olması istenmiştir. Bu vahdeti parçalamayacak İslam’ın temel referanslarına sadık yapılara biz cemaat diyoruz. Aslında daha çok tarikat deniyordu. Bu tarikatlar tasavvuftan neşet etmişlerdi. Tasavvufi yapılardı. İslam tarihi içinde hep bir realite olmuştur. Doğruları olmuştur, yanlışları olmuştur. FETÖ dediğimiz bir ihaneti konuşurken o ihanet üzerinden nice masum yapıları içerisinde barındıran bütün din hizmetine, din eğitimine katkıda bulunan bütün cemaatleri aynı kategoriye sokmak doğru değildir. 

Türkiye'de cemaatlerin büyük bir kısmı. Her birinin tarihi bir geçmişi, geneleği vardır. Siz İsmailağa dergahı, Nakşi dergahı dediğinizde bir kaç asır geriye gidebilirsiniz. Cumhuriyetin ilk yıllarındada tekkeler, dergahlar, bunlar yasaklandıktan sonra her biri farklı bir şekle bürünmek istedi. Din eğitimin olmadığı zor zamanlarda topluma yönelik çok hizmetleri olanlar oldu. Buradan bakarak tamamını aynı kategoriye sokmak doğru değil. Özeleştiriye onların ihtiyacı yok mu? Evet ihtiyacı var.  Aynı hataya düşmemeleri için her birisinin özeleştiri yapması gerekiyor.

CEMAAT VE TARİKATLAR İÇİN CUMHURİYET TARİHİ BOYUNCA İKİ YANLIŞ YOL KONUŞULDU

Cumhuriyet tarihi boyunca iki yol konuşuldu. Bütün cemaatlerden kurtulmanın yolu olarak iki yol zaman zaman önerildi. ‘Ya yasaklamak’, hiçbir zaman çare olmamıştır. Çare olmaz, doğru da değildir. Biri de “Devletleştirmek, hepsini Diyanet’e bağlayalım, hepsini kontrol altına alalım.” Bu da doğru olmaz. Doğru olan İslam’ın ana yolundan sapmamaları için yanlış yola sapmamaları için şeffaf olmaları, liyakat ve sadakat esaslarına bağlı kalmalarını sağlayacak bir mekanizmanın oluşması ve belki de en önemlisi de bütün bunlarla beraber kendi iç disiplinlerini kurmalarını sağlamak. Yani birisi yanlış bir şey İslam’a aykırı bir şey söylediği zaman aldatanla, aldatmayan tefrik edilmeli. Güvenliğimizi tehlikeye sokacak bir davranış içerisine girmemeli. Cemaatin liderinin söyledikleri vahiy yerine konmamalı, ona bir kutsiyet atfedilmemeli. Kendisiden olmayanı dalalete görmemeli, tekfir etmemeli, tefsik etmemeli, tadlil etmemeli.  Aldığı bir kuruş zekati bile nereye harcadığını görmeliyiz. 

 

Yorum Yap
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
Yorumlar (24)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

Özel Haberleri