Gönül fethinden gönüller fethine

Nuran ŞAHİN

Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethettiğinde 21 yaşında bir gençti. Bu yaştaki gençler, nefislerin isteklerine uyma eğilimleri fazladır. Nasıl bir nefis terbiyesinden geçtikten sonra bir çağı kapatıp yeni bir çağın açılmasına neden oldu.  Hz. Peygamberimizin hadisini gaye i hayal ederek müjdesine gerçekleştirdi.  İç/enfüsi /nefsi fethinin başarısından sonra  afaki fetihleri de kazanarak,  gönüllerin de fatihi oldu.

Fetih Sözlükte "açmak, yol göstermek, yardım etmek, hüküm vermek, galibiyet ve zafere ulaşmak" anlamlarına gelen feth, bir terim olarak, Müslümanların ülke ve şehirleri ilahi kelimetullah (Allah'ın kelamını yüceltmek) amacıyla İslamiyet’e açmaları anlamında kullanılır. Fetih, öncelikle kalbi ve aklı İslâm gerçeğine açmak, ikinci olarak da İslâm mesajının önündeki engelleri kaldırmak, insanın gönlüne ve aklına ulaşmayı mümkün kılacak ortamı hazırlamak anlamına gelir.[1]

Peygamberimiz “küçük cihadan büyük cihada döndük” [2] hadisinde nefisle yapılan cihada dikkat çekmektedir. “En faziletli cihad, kişinin nefsi ve gayri  meşru istekleriyle cihad etmesidir.”[3]  “Mücahid  Allah yolunda nefsiyle mücadele edendir.” [4]  

Risale-i Nur külliyatında ve Bediüzzaman  Said Nursi nefis fethine önem vermiş hayatında ve eserlerinde nefsin istek ve arzularını konuşturarak hile ve tuzaklarını kazanarak gönlünü fethetmiş. Bizlere de bu zaferi nasıl kazanılacağının ip uçlarını vermiştir. Risalei nur da ağaç metaforu kullanılarak kainat ağacında; bitkileri ağacın yeşilliklerine, çiçekleri hayvanlar temsil ettiğini ve meyvesinin  insan olduğuna vurgu yapar. İnsanın meyve oluncaya kadar geçirdiği süreci ve olgunlaşma merhalelerini anlatır. Hayvani özellikleri içine alan nefsin özelliklerini belirtirken sima, göz ve dil/ konuşma temsillerine vurgular yapar. Tilki, maymun, ayı, yılan …suretleri giymiş kişilik analizleri, karakter okumalarının örneklerini verir. “ Câzibedar hizmeti hevâ , hevesi teşcî, teshil; hevesâtı, arzuları tatmin. Bundan çıkar sefâhet. O hevâ, hem heves, şe’ni budur dâimâ: İnsanı memsuh eder, sîreti değiştirir. Mânevî meshediyor;değişirinsaniyet. Şu medenîlerden çoğunun eğer içini dışına çevirirsen, gö rürsün: Başta maymunla tilki, yılanla ayı, hınzır; sîreti olur sûret. 
Gelir hayali karşına, postlarıyla tüyleri. İşte şununla görünür meydandaki âsârı. [5]

Hz. Adem’in Kabil’in nefsi tuzağı kıskançlık; Harun’un nefis tuzağı hırs,gurur, enaniyet, Hz. Yusuf’un kardeşlerindeki nefis tuzakları hased,kıskançlık… temah, hırs, hased, riya, kibir, ucb ve tulu emel  ademi vücudlara götüren nefsin sonuçlarıdır.   

İnsani kamil dediğimiz rıza makamındaki faziletli iman, nefsi emarenin fethiyle gerçekleşen ve ikna edilen nefsin mütmain  nefis/ huzura eren nefis mertebesinin gönülle buluştuğu mekandır. Gönül, hem ayna hem  mir’at hem de cam olup akisler, yansımalar, sirayetler, cazibelerle gönüller fethedilerek Allahü zül celal cemalle isim, sıfat ve şuunatlarıyla buluşmanın  huzuru  ve saadetini yaşamaktır.

Enaniyetin kol gezdiği, insanın aklımla, gücümle ve servetimle kazandığı dönem bitmiştir. Şahsı maneviyenin/ kurum/ kuruşların/ cemaatlerin birlikte hareket edilen dönemin fetihleri başlamıştır. Her şeyi  “ben bilirim” değil eksik, yarım tarafımı diğer insanların tamamladığı yeni dönem başlamıştır. Bu dönemde birlik beraberlik içinde hareket etmeyen enaniyet, nefis tuzaklarıyla yenilecektir. İşte tuzakları bozmaya kin, nefret, tarafgirlik, kıskançlık, hased, ,adavet duygusunu beslediğimiz duyguların fethiyle kendimizi, ailemizi, çevre ve yakınlarımızın gönüllerini fethetmeye.

Fettah  anahtarıyla nefis kapısından geçerek gönül bahçelerine girmeye var mısınız?

İç dünyamızın savaşlarını kazanarak iç barışı sağlamaya var mısınız?

Açıktan saldıran düşmanı bilip, görüp, işiterek nasıl kazanılacağının planları yapılır. Şimdi gizli, dessas, hileli, menhus ruhlu iç düşmanla cihada var mısınız?

وَمَا أُبَرِّئُ نَفْسِي إِنَّ النَّفْسَ لأَمَّارَةٌ بِالسُّوءِ إِلاَّ مَا 

رَحِمَ رَبِّيَ إِنَّ رَبِّي غَفُورٌ رَّحِيمٌ

Ve ben, nefsimi ibra edemem (temize çıkaramam). Muhakkak ki nefs, mutlaka sui olanı (şerri, kötülüğü) emreder. Rabbimin Rahîm esmasıyla tecelli ettiği (nefsler) hariç. Muhakkak ki Rabbim, mağfiret edendir (günahları sevaba çevirendir). Rahîm’dir (rahmet nurunu gönderen ve merhamet edendir).inne rabbî gafûrun rahîm.(Yunus süresi 53)

KAYNAKLAR

[1] http://www.forumlordum.net/d-e-f/127203-fetih-nedir-vikipedi.html

[2]   (Adûnî, Keşfu'l-Hafâ', I, 425).

[3] Camiü’s Sağır cilt 1 sy.348

[4]  Tilmizi cihad 2

[5]http://www.risaleinurenstitusu.org/index.asp?Section=Kulliyat&Book=Sozler&Page=653

İlk yorum yazan siz olun
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.