Bismillahirrahmanirrahim
Cenab-ı Hak (c.c), Münâfikūn Suresi 5-8. ayetlerinde meâlen şöyle buyuruyor:
5 . Hem onlara (o münâfıklara): “Gelin! Allah’ın Resûlü sizin için mağfiret dilesin!” denildiği zaman, başlarını çevirirler. Ve (sen) onları görürsün ki, kendileri büyüklük taslayan kimseler olarak yüz çeviriyorlar!
6 . Kendileri için mağfiret dilesen de, onlara mağfiret dilemesen de onlar için birdir. Allah onları aslâ bağışlamayacaktır. Şübhesiz ki Allah, o fâsıklar topluluğunu (küfürlerindeki ısrarları sebebiyle) hidâyete erdirmez.
7 . Onlar öyle kimselerdir ki: “Allah’ın Resûlünün yanında bulunanlara (fakir Muhâcirlere) bir şey vermeyin ki, dağılıp gitsinler!” diyorlar. Hâlbuki göklerin ve yerin hazîneleri Allah’ındır; fakat münâfıklar anlamazlar.
8 . (O münâfıklar) diyorlar ki: “Yemîn olsun eğer Medîne’ye dönersek, en azîz olan, en zelîl olanı muhakkak oradan çıkaracaktır!” Hâlbuki izzet (şeref ve üstünlük) Allah’ındır! Hem peygamberinin ve mü’minlerindir! Fakat münâfıklar bilmezler.(1)
1- Zeyd bin Erkām (ra) şöyle der: “Peygamber (ASM) ile berâber bir sefere çıkmıştık. Bir ara bütün askerler sıkıntıya düştü. Abdullah bin Übey fırsattan istifâde şöyle dedi: ‘Resûlullah’ın (ASM) yanında olan kimselere sadaka ile yardım etmeyin ki etrâfından dağılıp gitsinler!’ Ayrıca şunu da ilâve etti: ‘Hele Medîne’ye bir dönelim de azîz olanlar zelîl olanları elbette oradan sürüp çıkaracaktır.’ Ben de hemen gelip bu sözleri peygamberimiz (ASM)’a haber verdim. Resûl-i Ekrem (ASM) Abdullah bin Übey’i çağırtarak: ‘Bunları söylediğin doğru mu?’ diye sorunca, böyle şeylerden aslâ haberi olmadığına dâir yemîn etti. Orada bulunanlardan bazıları bu sözlere inanarak: ‘Zeyd Resûlullah (ASM)’a yalan söyledi’ dediler. Onların bu sözlerine çok üzüldüm. Öyle ki Cenâb-ı Hakk bu sûreyi indirdi.” (İbn-i Kesîr, c. 3, 505)
(Hayrat Neşriyat, Kur'an-ı Kerim Meali)