Pınar Kaman'ın haberi
Diyanet Dergi'de yer alan bir makalede, "Farklı kültürlere özenti, onları taklit hastalığı gençlikte önemli bir yabancılaşmaya yol açmaktadır." deniliyor.
Diyanet Dergi'nin son sayısında yer alan Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü Uzmanı Dr. Ali Çiftçi'nin 'Sorunlar Yumağında Gençliğimiz' konulu yazısında, "Gençliğimize sahip çıkabiliyor muyuz?" sorusuna 'hayır' cevabı veriliyor.
Eğitim sisteminin, gençliği kendi medeniyet köklerine bağlı ama bütün insanlığın bilim-kültür-tarih birikimine vakıf bir modelde yetiştiremediği vurgulanan yazıda, "Kendi tarihimizde de yüzlercesi bulunan bilim adamı, filozof, devlet adamı, sanat adamı örneklerini gençlere rol model olarak sunamamaktayız. Onlara köklü bir tarih-medeniyet birikimine sahip bir geleneğin mirasçıları olduğu özgüveni yerine bilim-kültür-sanat adına her şeyin Batı Avrupa'da 14. yüzyıldan sonra gelişen bilimsel-sanatsal atılımlarla başladığı, bizim aslında hiçbir şey olmadığımız duygusu verilmesi gençlerin cesaretini kırmaktadır." ifadelerine yer veriliyor.
İdealleri olan gençler yetiştirilemediğine dikkat çekilen yazıda, "Gençlere ideal kazandıracak yönlendirmelerden, onlara ufuk-vizyon aşılayacak niteliklerden yoksun bir eğitim sistemine sahibiz. En yetenekli gençlerimizi bile bilimsel icatlar yapma yolunda değerlendirebildiğimiz söylenemez. Hatta tam aksine, genç yeteneklerimizin ezberci eğitim sistemi içinde köreltildiği yönünde eleştiriler dikkat çekmektedir." deniliyor.
Yazıda, genç nüfusun kimlik ve kültürel değerler konusunda da önemli sorunları bulunduğu; kültürünü ve toplumsal değerlerini yaşatıp üretemeyen toplumların çözülmeye mahkum olduğu vurgulanıyor.
Makalede, küreselleşme ve iletişim kanallarının yaygınlaşmasının, bazı faydalı etkilerinin yanında kültürel yozlaşmaya yol açarak olumsuz etkilerde de bulunduğuna dikkat çekiliyor.
Yazıda şu görüşlere yer veriliyor: "Farklı kültürlere özenti, onları taklit hastalığı gençlikte önemli bir yabancılaşmaya yol açmaktadır. Genç kitlelerde kendisini, okuyup yazarak, çalışıp-üreterek, yeni bilimsel ve teknolojik buluşlar peşinde koşarak kanıtlama yerine üretmeden tüketme, eğlenceye düşkünlük, kendisini birtakım isimlerle (şarkıcı, oyuncu, müzik grubu, vs.) ve sembollerle ifade etme hastalığı yaygınlaşmaktadır. Son dönemlerde gençlik kültürü içinde kullanılan kavram ve semboller içinde bulunulan durumu anlatmaya yeterlidir herhalde."
Ulvi değerlerle yetiştirilmeyen, ulvi amaçlara yönlendirilmeyen, kültürel köklerinden kopmuş olan ve üstelik de işsiz olan gençlerin içine düştüğü boşluğun, onları aileleri ile çatışma durumuna getirebildiğinin altı çizilen yazıda şu görüşlere yer veriliyor: "Aile geçimsizlikleri ve aile cinayetleri daha sık duyulur olmaktadır. Bu ortamda şiddet ve vahşet üreten sıra dışı akımlar kolayca üreyebilmekte ve kendisine taraftar bulabilmektedir. Kendisini başarılarıyla, üretimiyle kanıtlayamayan gençler, kendilerini başka başka yollarla göstermeye yönelmektedirler. Tüketim kültürünün esiri haline gelen gençler çok tüketerek ve marka kullanarak dikkat çekmeye çalışmaktadırlar."