Felsefenin tanrısı

Şahin DOĞAN

Felsefi tanrı tasavvurunun ilk atası Aristo’nun muharrik-i evveli (ilk hareket ettirici, harekete geçirici) diyebiliriz. Bu ilk hareket ettiricinin kimliği, neliği, niteliği, mahiyeti hakkında herhangi açık bir bilgi vermiyor Aristo. Nedensiz ilk neden olan bu ilk hareket ettirici güç veya tanrı -tabir yerindeyse- ilk düğmeye basmış ve ondan sonrası kendiliğinden tıkır tıkır işleyen mekanik bir saat gibi işlemeye devam etmiş. İlk neden olan bu gücün veya tanrının neden olduğu şeylerden haberi var mı, bilmiyoruz. Bilinç ve irade sahibi mi, yine bilmiyoruz. Tabiatı ve içindeki kanunları yapmış gerisini bu kanunlara bırakmış. Yeni oluşumlar, icatlar, inşalar, ibdalar, ifnalar hepsi bu kanunların eseri. Yani tanrılık vasfını bu kanunlara emanet ederek kendi köşesine çekilmiş.

Bunun deizmin tanrı tasavvurundan herhangi bir farkı yok gibi. Şunu kesin olarak biliyoruz ki mezkur kanunların ruhu yok, aklı yok, bilinci yok, iradesi yok, gücü yok, bilgisi yok, hayatı yok, canlılığı yok. Yine şunu kesin olarak biliyoruz ki ortaya çıkan bilhassa insan gibi varlıkların ruhu var, aklı var, bilinci var, iradesi var, gücü var, bilgisi var, hayatı var, canlılığı var. Söz konusu özelliksiz kanunlardan insan gibi karmaşık bir tasarım nasıl sudur ediyor? Bu hayati sorunun cevabını Aristo dahil hiçbir nedenselci-determinist filozof verebilmiş değil henüz.

Mesela neden-sonuç ilişkisi. İnsan sonuç anne-baba, meni, hücre, atom, kuark, sicim bunlar ise neden. Zincirleme gidersek; anne-babanın nedeni meni, meninin nedeni atom, atomun nedeni kuark, kuarkın nedeni sicim. Peki sicimin nedeni ne? Sicimin nedeni henüz yok. Aslında bunların hepsi bu YOK’a verilmiş itibari ve hayali isimler. Çünkü atom, hücre, meni, kuark, sicim, anne-baba gibi nedenler insan gibi bir sonucu ortaya çıkarmaktan hayli uzaklar. Bunlar içinde tek bilinçlileri anne-baba ama bunların da çocuk üzerindeki tesiri cinsel ilişki dışında bir şey değil. Gerisi, yani çocuğun anne karnında geçirdiği evreler, beslenmesi, sütün oluşması, organlarının teşekkülü bunların hiçbirinden haberi yok anne-babanın.

Kainatta en büyük neden en küçük bir sonucu meydana getirmekten aciz. O halde milyarlarca yıldır süregelen evrendeki bu düzenli işleyişi özelliksiz kanunlara vermek nasıl mümkün olabiliyor? Keza bu özellikler ilk nedende de yoksa bunları kanunlara kim emanet etti ve ilk neden, niçin ilk neden oldu? Ariston’un da Spinoza’nın da bu konuda söyleyebilecekleri mantıklı tek bir izah yok.

Yorum Yap
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.