Risale haber - Haber Merkezi
Yeni Şafak yazarı Yalçın Çetinkaya bugünkü köşe yazısında ezanın güzel okunması ve güzel okunmasının sağlanması gerektiği üzerinde durdu. Çetinkaya yazısında yaklaşık on beş yıldır ezanın güzel okunmasına yönelik mücadele verdiği, bu süreçte ufak tefek gelişmeler olsa da mikrofonlardan yükselen eğitimsiz seslerde inat etmenin de bir tür 'ezan dayatması' olduğunu belirtti.
Yalçın Çetinkaya'nın "Ezan güzel okunmalı" başlıklı yazısından ilgili bölümler:
"Ezan güzel okunmalı
...
Ezanı güzel ve etkili bir ses ile okumak, peygamber efendimizin tavsiyesidir. Çünkü ezan, namaz gibi çok önemli bir ibadet için yapılan bir davettir. Bu davetin güzel yapılması gerekmektedir. Ancak özellikle İstanbul'da hâlâ ezan son derece kötü okunmakta, ne yazık ki yapılan ikaz ve hatırlatmalar da fayda etmemektedir.
Osmanlı medeniyet alanı içerisinde ezanı güzel okumak konusunda büyük bir hassasiyet olduğunu söylersek, herhalde yanlış bir şey söylemiş olmayız. Öyle ki, her vakit ezanı, insanın o vakitteki ruh hâline uygun makamlarla okunmuş, özellikle İstanbul minarelerinden yükselen ezan sesleri, Osmanlı-İslâm kültür ve medeniyetinin muhteşem ses cevherinin de bir anlamda göstergesi olmuştur. Bir düşünün, sabah ezanı sabâ makâmı ile okunuyor... öğle ezanı rast, ikindi ezanı hicaz, akşam ezanı evç veya segâh, yatsı ezanı da uşşak veya beyâtî ile. Ne muhteşem ve insan ruh haline de ne kadar uygun bir makam kullanımı. Sabah ezanına sabâ makâmı ne kadar da çok yakışıyor. Ancak bugün bırakın böyle makamlı ezan okumayı, dinlemeye zor tahammül edebileceğimiz bağırış- çağırışlarla ezan okunuyor ne yazık ki ! İstanbul gibi muhteşem bir "sesler ve medeniyetler şehri" böyle bir ses çirkinliğini doğrusu hak etmiyor.
Ben İstanbul'un eski ilçelerinden birinde yaşıyorum. Evimin karşısında küçük bir mescid var. Fakat bu ilçe müftülüğünden ya da ilçe merkezindeki bir camiden okunan merkezi ezan yüzünden ayağım bu mescide gitmez oldu. Sabah ezanını ve evde olduğum vakitler diğer vakit ezanlarını dinlemeye tahammül edemez hâle geldim neredeyse. Allah bu ülkeye ezansız günler yaşatmasın diye dua etmek gerek, ama öte yandan ezanın da hakkını vermek zorundayız.
...
...ama netice itibariyle ezanlarımızın güzel okunmasını sağlamalıdır. Eline mikrofonu alan ezan okuyamamalıdır.
Bu yazıyı yazmakla, çok saygıdeğer imam ve müezzinlerimize saygısızlık yapmayı istemem. İmam ve müezzinlerimizin çok önemli bir görev îfâ ettiklerinin de bilincindeyim. Lâkin ezanın güzel okunması gerektiği konusunda da herkesin hassas davranmasını ve üzerine düşen vazifeyi en iyi şekilde yapmasını isterim. Ezanı güzel ve hakkını vererek okumak önemli. Aşırı yüksek sesle ve çirkin okuyarak insanlara rahatsızlık vermekten kaçınmak gerekmektedir. Aksi takdirde bu da bir tür "ezan dayatmacılığı" olabilir."
'Bu haberle ilgili düşüncelerinizi bizimle paylaşın'